Emek, dayanışma ve mücadele tarihinin en anlamlı günlerinden biri olan 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü bu yıl Çorum’da, büyük bir coşku, güçlü bir birliktelik ve kararlı bir iradeyle idrak edeceğiz.
Geçmiş yıllarda Samsun, Kocaeli, Kütahya, Çanakkale, Diyarbakır, Kahramanmaraş, Şanlıurfa ve Ankara’da gerçekleştirdiğimiz 1 Mayıs buluşmalarımızın ardından, bu yıl da Çorum’da emeğin sesini yükseltiyor; alın terinin hakkını, adil paylaşımı ve insan onuruna yaraşır bir yaşam talebini güçlü bir şekilde yeniden haykıracağız.
Çorum Saat Kulesi Meydanı’nda bir araya gelecek teşkilatımız ve emekçi kardeşlerimizle birlikte; sadece ülkemize değil, tüm dünyaya sesleneceğiz. Çünkü biliyoruz ki emek mücadelesi yalnızca ekonomik taleplerden ibaret değildir; aynı zamanda adaletin, hakkaniyetin ve insanlığın ortak vicdanının mücadelesidir.
Bugün dünyada derinleşen gelir adaletsizliği, yoksulluk ve sömürü düzeni; emeğin değerini aşındırmakta, insan onurunu zedelemektedir. Küresel servetin dar bir kesimin elinde toplandığı, milyonların açlık ve yoksullukla mücadele ettiği bu çarpık düzene karşı; “Paylaşımda adalet, dünyada barış” çağrımızı Çorum’dan bir kez daha yineleyeceğiz.
Bu vesileyle bir kez daha açık ve net ifade ediyoruz: Dünyanın gözleri önünde yaşanan bu insanlık dramlarına sessiz kalmayacağız, susmayacağız, görmezden gelmeyeceğiz. Gazze başta olmak üzere mazlum coğrafyalarda yıllardır sürdürülen sistematik zulüm; artık bir “çatışma” değil, açık bir insanlık suçu, bir vicdan yıkımıdır.
İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan saldırgan politikaları ve bu hukuksuzluğu koşulsuz şekilde destekleyen başta Amerika olmak üzere küresel güçlerin çifte standartlı tutumu; Ortadoğu’yu kan, gözyaşı ve istikrarsızlığa mahkûm etmiştir. Gazze’de kadınların, çocukların, sivillerin hedef alındığı, yaşam alanlarının yerle bir edildiği, insani yardımın engellendiği bir tablo karşısında sessiz kalanlar; bu suça ortak olmaktadır.
Tam da bu nedenle; ablukayı kırmak, insanlığın sesini duyurmak ve vicdanı harekete geçirmek amacıyla yola çıkan Sumud Filosu, yalnızca bir yardım girişimi değil, insanlığın onurunu savunan bir duruştur. Bu filoda yer alan ve uluslararası sularda hukuksuz şekilde gözaltına alınan sendikacı arkadaşlarımız; hiçbir suç işlememiş, sadece mazlumların yanında durmayı seçmiş vicdan sahibi insanlardır.
Ancak katiller topluluğu Siyonist İsrail’in uluslararası sularda gerçekleştirdiği bu saldırı; açıkça korsanlıktır, hukuksuzluktur ve uluslararası normların ayaklar altına alınmasıdır. Bu pervasızlığa güç veren ise, yıllardır İsrail’i her şartta koruyan ve hesap vermesini engelleyen küresel destek mekanizmasıdır.
Bu hukuksuzluğu kabul etmiyoruz. Bu saldırganlığı reddediyoruz.
Gözaltına alınan sendikacı arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır. Uluslararası toplum, artık suskunluğunu bozmalı; hukukun, insan haklarının ve insan onurunun yanında açık ve net bir duruş sergilemelidir.
Geçmiş yıllarda Samsun, Kocaeli, Kütahya, Çanakkale, Diyarbakır, Kahramanmaraş, Şanlıurfa ve Ankara’da gerçekleştirdiğimiz 1 Mayıs buluşmalarımızın ardından, bu yıl da Çorum’da emeğin sesini yükseltiyor; alın terinin hakkını, adil paylaşımı ve insan onuruna yaraşır bir yaşam talebini güçlü bir şekilde yeniden haykıracağız.
Çorum Saat Kulesi Meydanı’nda bir araya gelecek teşkilatımız ve emekçi kardeşlerimizle birlikte; sadece ülkemize değil, tüm dünyaya sesleneceğiz. Çünkü biliyoruz ki emek mücadelesi yalnızca ekonomik taleplerden ibaret değildir; aynı zamanda adaletin, hakkaniyetin ve insanlığın ortak vicdanının mücadelesidir.
Bugün dünyada derinleşen gelir adaletsizliği, yoksulluk ve sömürü düzeni; emeğin değerini aşındırmakta, insan onurunu zedelemektedir. Küresel servetin dar bir kesimin elinde toplandığı, milyonların açlık ve yoksullukla mücadele ettiği bu çarpık düzene karşı; “Paylaşımda adalet, dünyada barış” çağrımızı Çorum’dan bir kez daha yineleyeceğiz.
Bu vesileyle bir kez daha açık ve net ifade ediyoruz: Dünyanın gözleri önünde yaşanan bu insanlık dramlarına sessiz kalmayacağız, susmayacağız, görmezden gelmeyeceğiz. Gazze başta olmak üzere mazlum coğrafyalarda yıllardır sürdürülen sistematik zulüm; artık bir “çatışma” değil, açık bir insanlık suçu, bir vicdan yıkımıdır.
İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan saldırgan politikaları ve bu hukuksuzluğu koşulsuz şekilde destekleyen başta Amerika olmak üzere küresel güçlerin çifte standartlı tutumu; Ortadoğu’yu kan, gözyaşı ve istikrarsızlığa mahkûm etmiştir. Gazze’de kadınların, çocukların, sivillerin hedef alındığı, yaşam alanlarının yerle bir edildiği, insani yardımın engellendiği bir tablo karşısında sessiz kalanlar; bu suça ortak olmaktadır.
Tam da bu nedenle; ablukayı kırmak, insanlığın sesini duyurmak ve vicdanı harekete geçirmek amacıyla yola çıkan Sumud Filosu, yalnızca bir yardım girişimi değil, insanlığın onurunu savunan bir duruştur. Bu filoda yer alan ve uluslararası sularda hukuksuz şekilde gözaltına alınan sendikacı arkadaşlarımız; hiçbir suç işlememiş, sadece mazlumların yanında durmayı seçmiş vicdan sahibi insanlardır.
Ancak katiller topluluğu Siyonist İsrail’in uluslararası sularda gerçekleştirdiği bu saldırı; açıkça korsanlıktır, hukuksuzluktur ve uluslararası normların ayaklar altına alınmasıdır. Bu pervasızlığa güç veren ise, yıllardır İsrail’i her şartta koruyan ve hesap vermesini engelleyen küresel destek mekanizmasıdır.
Bu hukuksuzluğu kabul etmiyoruz. Bu saldırganlığı reddediyoruz.
Gözaltına alınan sendikacı arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır. Uluslararası toplum, artık suskunluğunu bozmalı; hukukun, insan haklarının ve insan onurunun yanında açık ve net bir duruş sergilemelidir.












