Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nil Sarıçiçek: “Her kız çocuğu için babanın yaşam süresi ortalama 74 hafta daha uzun bulundu”
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nil Sarıçiçek, Polonya’daki kırsal bir popülasyonda yapılan araştırmada kız çocuklarının sayısı ile babaların yaşam süresi arasında pozitif ilişki bulunduğunu belirterek, bu verinin doğrudan neden-sonuç ilişkisi olarak yorumlanamayacağını vurguladı. Sarıçiçek, çocukluk dönemindeki uyku, beslenme, fiziksel aktivite, metabolik sağlık, stres ve sosyal ilişkilerin uzun ve sağlıklı yaşam açısından taşıdığı öneme dikkati çekti.
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nil Sarıçiçek, çocukların cinsiyeti ile ebeveynlerin yaşam süresi arasındaki ilişkiyi inceleyen bilimsel araştırmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sarıçiçek, 2006 yılında yayımlanan ve Polonya’daki kırsal bir popülasyonu inceleyen araştırmada, kız çocuklarının sayısı ile babaların yaşam süresi arasında pozitif bir ilişki bildirildiğini aktardı.
Araştırmanın dikkat çekici bulgularından birinin kız çocukları ile babaların yaşam süresi arasındaki istatistiksel ilişki olduğunu belirten Sarıçiçek, “Her kız çocuğu için babanın yaşam süresi ortalama 74 hafta daha uzun bulundu.” bilgisini paylaştı.
Aynı araştırmada anneler açısından farklı bir tablonun ortaya çıktığını kaydeden Sarıçiçek, hem kız hem de erkek çocuk sayısındaki artışın annelerin yaşam süresiyle ters yönde ilişkili bulunduğunu ifade etti.
“BU SONUÇ KIZ ÇOCUĞU BABASININ ÖMRÜNÜ UZATIR DEMEK İÇİN YETERLİ DEĞİL”
Araştırmanın sonuçlarının neden-sonuç ilişkisi şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizen Dr. Nil Sarıçiçek, “Bu sonuç elbette ‘Kız çocuğu babasının ömrünü uzatır’ demek için yeterli değil.” dedi.
Sonraki yıllarda gerçekleştirilen ve çok daha geniş nüfusları kapsayan araştırmalarda aynı ilişkinin benzer biçimde doğrulanmadığını belirten Sarıçiçek, ilk araştırmada ortaya çıkan ilişkinin tek başına kesin bir sağlık sonucu olarak değerlendirilmemesi gerektiğine işaret etti.
Sarıçiçek, konunun önemini ise çocukların ve ebeveynlerin sağlıklarının birbirinden tamamen bağımsız olup olmadığı sorusu üzerinden değerlendirdi. “Çocuklarımız yalnızca kendi geleceklerini mi şekillendiriyor, yoksa ailelerinin ve hatta gelecek nesillerin sağlıklarını da etkiliyor olabilir mi?” sorusunu gündeme getirdi.
“UZUN VE SAĞLIKLI YAŞAMIN TEMELLERİ ÇOCUKLUKTA ATILIYOR”
Fonksiyonel tıp uygulaması da yapan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nil Sarıçiçek, uzun ve sağlıklı yaşamın temellerinin çocukluk döneminde atıldığını, bu süreçte çok sayıda değişkenin birlikte etkili olduğunu belirtti.
Sarıçiçek; uyku, beslenme, fiziksel aktivite, bağırsak mikrobiyotası, metabolik sağlık, stres yanıtı, duygusal regülasyon, sosyal ilişkiler ve çevresel maruziyetlerin çocukluk döneminden başlayarak sağlık üzerinde rol oynayan başlıca unsurlar arasında bulunduğunu aktardı.
Bazı araştırmaların ebeveynlerin yaşam süresi ile çocukların ileri yaşlara ulaşma olasılığı arasında kuşaklar arası bir ilişki olabileceğine işaret ettiğini belirten Sarıçiçek, psikolojik dayanıklılığın da nesiller boyunca aktarılabilen özelliklerden biri olabileceğine yönelik araştırmalar bulunduğunu kaydetti.
Bu çerçevede çocuğun geleceğinin yalnızca genetik faktörlerle açıklanamayacağını ifade eden Sarıçiçek, “Çocuğun geleceği yalnızca genetik bir miras değil. Bir yaşam mirası.” değerlendirmesinde bulundu.
KIZ ÇOCUKLARININ DUYGUSAL VE KİŞİLERARASI DESTEĞİ
Kız çocuklarının babaların yaşam süresiyle neden ilişkilendirilmiş olabileceğine ilişkin çalışmalara da değinen Sarıçiçek, kız çocuklarının erişkinlik döneminde ebeveynleriyle daha fazla duygusal ve kişilerarası destek ilişkisi kurabileceğini öne süren araştırmalar bulunduğunu belirtti.
Çin ve Tayvan’da yapılan bazı çalışmalarda, erkek çocukların geleneksel olarak yaşlı ebeveynlere daha fazla destek vermesinin beklendiğini aktaran Sarıçiçek, buna karşın söz konusu desteğin ebeveyn mortalitesi üzerinde belirgin bir koruyucu etki oluşturmadığına ilişkin bulgular bulunduğunu ifade etti.
Sarıçiçek, bazı toplumsal bağlamlarda ise kız çocuklarının sağladığı duygusal ve kişilerarası desteğin ebeveynler açısından daha faydalı olabileceğinin tartışıldığını kaydetti.
ERKEK ÇOCUK SAYISI VE ANNE SAĞLIĞI ARAŞTIRILDI
Çocukların cinsiyeti ile ebeveyn sağlığı arasındaki ilişkiye yönelik bir başka araştırmanın ise 2017 yılında Norveç’te gerçekleştirildiğini belirten Sarıçiçek, yüz binlerce anne ve babanın verilerinin incelendiği büyük kayıt çalışmasında dikkat çekici sonuçlara ulaşıldığını aktardı.
Araştırmada erkek çocuk sayısındaki artışın annelerde özellikle kardiyovasküler mortalite ile ilişkili olduğunun bildirildiğini kaydeden Sarıçiçek, aynı çalışmada babalarda çocukların cinsiyeti ile kardiyovasküler mortalite arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığını belirtti.
Dr. Nil Sarıçiçek, bu tür verilerin tek başına kesin yargılara dönüştürülmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Bu veriler ‘erkek çocuk annesinin ömrünü kısaltır’ gibi basit bir sonuç çıkarmak için değil; çocuk cinsiyeti, gebelik, maternal fizyoloji ve uzun dönem sağlık arasındaki karmaşık ilişkiyi araştırmaya devam etmemiz gerektiğini gösteriyor.” ifadelerini kullandı.










