“YALAN” VARSA “KANUN” VAR, İŞTE “ORDA MAHKEME!..” « Samsun Haber | Samsun Son Dakika Haberler

     “YALAN” VARSA “KANUN” VAR, İŞTE “ORDA MAHKEME!..”

DEREBAHÇELİ/ALİ KAYIKÇI                                                        salgingunleri@elmayinevi.com

                               “YALAN” VARSA “KANUN” VAR, İŞTE “ORDA MAHKEME!..”

                                                                                       (“Yalancı-iftirâcı”ları “Haşlama”, Mısra-Mısra “Taşlama”)

 

“Bir kimse için söylenen kusur, onda varsa, bu söz gıybet olur. Yoksa bühtân olur.”, “İnsan, dünyâda kimi seviyorsa, âhirette onun yanında olacaktır.”, “Zâlime yardım eden, ondan zarar görür.”, “Bir zâlime yardım edene Allahü teâlâ o zâlimi musallat eder.”,    (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)

*  ”Birisine iftirâ etmek, gıybet etmekten (belli bir mü’minin aybını,  kusurunu, onu kötülemek için arkasından söylemekten) daha fenâdır.” (Muhammed Hâdimî “r. aleyh”)

*  ”İftirâ büyük günâhtır ve çok fenâdır. Bunda yalan söylemek de vardır ki, yalan, her dinde harâmdır. İftirâda bir mü’mini incitmek de vardır ki, bu da ayrıca harâmdır. Bunlardan başka, iftirâ etmek, yeryüzünde fesâd çıkarmağa, ortalığı karıştırmaya sebep olur ki, bu da harâmdır. Çok fenâ ve tehlikelidir.” (İmâm-ı Rabbânî “r. aleyh”)

* Yalan var, kuyruklu yalan var, bir de Pensilvanya güdümlü kuyruklu yılan basın var… (A. Ka.)

* “İftirâ: Yapmadığı hâlde kötü bir işi birisine yüklemek, yalan yere birisini suçlu göstermek. Birine suç atmak, bühtân.” (Sözlük)

 

S

aygıdeğer Okuyucularımız!..

5,5 yıl kadar önce idi. Görev yaptığımız mahalli “Denge Gazetesi”nin 21 Aralık 2014 günlü nüshasındaki köşemizde, (“Yalan” Varsa “İftirâ”ya “Ceza” Var!) başlığı altındaki yazımızda aynen şunları söylemiştik:

                Bilindiği üzere;   zaman zaman Cumhurbaşkanlarımız, Meclis Başkanı, Başbakan ve Bakanlar, bazen de başta Genel Kurmay Başkanlığı ve diğer kamu kişi ve kuruluşlarımızın yetkililerinin; gazetelere beyanatlar vererek, TV mikrofonlarına âdeta haykırarak “iftirâ”ya uğradıklarına, yalan ve düzmece bilgilerle kamuoyu huzurunda küçük düşürülmek istendiklerine dair haberleri ile karşılaşıyoruz…

                Bu durum bizim gibi muhtemelen de Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı öfkelendirmekte ve haklı olarak, “Kardeşim; iftirâya uğramışsan, haksız ve mesnetsiz bir yere karalanmak isteniyorsan; elinde yetkin, emrinde hukukçuların mı yok? Niye mahkemeye müracaat etmiyor, hakkını aramıyor ve o kişi veya haine, o satılmış maşaya gereken cevabı hukuk yoluyla vermiyorsun da basının karşısında konuşuyor, acziyet gösterisi yapıyor, dirayetli davranmıyor, davranamıyor, devletin îtibârını sarsıyorsun?..” diye içinizden mutlaka söyleniyorsunuzdur…

                Bizim bir Türk Ceza Kanunu’muz var. Bunun bir de bu gibi konularda yapılması gerekenler için düzenlenmiş 285. maddesi var. Bu maddede bu suçu işleyenlere “aç aydan üç yıla kadar hapis cezası”nın verilebileceğine dair hüküm mevcut.  Kaldı ki ayrıca “maddî mânevî tazminat almak hakkı” var… Peki, bunları niçin işletip de hak aramıyorsunuz da ikide bir, biz vatandaşlara sitem eyliyor, açıklamalarda bulunuyorsunuz?..

                Diye sorsak, acaba yanlış mı düşünmüş oluruz?..

                Diyoruz ve bu duygu ve düşünceler ile kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı baş başa bırakıyoruz. Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

 

                “Yalan” varsa, “iftirâ”ya “ceza” var;

                “Halk”a değil, “hâkim”e yap “şikâyet!..”

                Ceza alsın, sıralansın “dâvalar”…

                               “Şom ağız”lar, “mühürlensin” bir zaman;

                               Millet biraz, huzur bulsun nihayet!..

 

                “Yalan” varsa, “mahkemeler” şurada;

                “Kanun-kanun”, “madde-madde” ara da;

                “TCK”da, “hapis”lik  var sırada…   

                               “Şom ağız”lar, “mühürlensin” bir zaman;

                               “Tazmin ettir”, canlar yansın parada!..

 

                “Yalan” varsa, “hukuk” girsin devreye;

                ”Haşarat”tan “zarar” varsa çevreye;

                “Yargı” vursun, konuşma sen boş şeye…

                               “Şom ağız”lar, “mühürlensin” bir zaman;

                               “Öfke” dinsin, “cîn”ler girsin şişeye!..

 

                “Yalan” varsa, “çamur’cu”ya “iş” verme;

                Yok “MOSSAD”dı, “CIA”eydi, “aş” verme;

                “Hakk’a” dayan, “fire” verme, “baş” verme…

                               “Şom ağız”lar, “mühürlensin” bir zaman;

                               Söz “vatan”sa, çakıl verme “taş” verme!..

 

                KAYIKÇ’Ali, herkes haddin bilmeli;

                “Hak-hukuk” da, yerli-yerin bulmalı;

                Çok ağladı, millet artık gülmeli…

                               “Şom ağız”lar, “mühürlensin” bir zaman;

                               “Malûm basın”, “kara yazı” silmeli!..

                                    = = = = * = = = =

Sonrasında birkaç yazı daha yazdığımız aynı mevzuda, bugünlerde özellikle de bâzı TV kanalları;  âdeta böyle bir iş için kurulmuşcasına, ha bire yalan üzerine yalan haber üretiyor ve iftirâ üstüne de iftirâlar atmakta birbirleriyle yarışıyorlar.

Nisan ayının ilk günlerinde, Sayın Sağlık Bakanımız’ın “601 sağlık çalışanında Koranavirüse rastlandığı”nı söylemesi, “Halk TV”de “Türkiye’de 601 Sağlık Çalışanı Hayatını Kaybetti” şeklinde verilebiliyor (Bkz: Yeni Akit Gazetesi-04.04.2020, s. 9)

13 Nisan 2020 tarihli “Sabah Gazetesi Köşe Yazarı Sn. Ersin Ramoğlu”nun “Virüsten Tehlikeliler” ve aynı günlü “Akşam Gazetesi Yazarı Sn. Ahmet Kekeç”in de “Fok’un Lisansı Bir An Önce İptal Edilmeli” başlıkları altında ele aldıkları ve âdeta birer “Millî Güvenlik Sorunu” hâline getirilmiş yalan haber, iftirâ ve halkı galeyana getirme/hileli ve maksatlı yönlendirmelerine karşı tedbir alınmasını istemeleri, bize yukarıdaki yazımızı hâtırlattı ve aşağıdaki mısraların yazılmasına sebebiyet verdi.

Diyoruz ve de bu his ve düşüncelerle kaleme aldığımız bu şiirimizle de Sizleri başbaşa bırakıyoruz. Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

= = = = * = = = =

“Yalan” varsa “Kanun” var, işte orda “Mahkeme”;   

“Aygır” nice azsa da, çekilir elbet “geme”;

O yapsın/Şunlar yapsın, “Bana ne” asla deme!..

                Sana yetki verenler, niçin verdi iy’anla;

                “Neme lâzım” yasaktır, “Dînî bütün/îmânla!..

 

“Yalan” varsa “Kanun” var, “Duyuru” var, “Savcı” var;

“Yalan/İftirâcı”da, “mânevî bir sancı” var;

“Murdoch” damgalı “Fox”ta, “Siyonist İnancı” var!..

                “Şeytân: Yap!.. Yap!..” ettikçe, kalkarsın hep ziyânla;

                “Nefis-İblis” kol-kola, “Cehennem’e avcı” var!..

 

“Yalan” varsa “Kanun” var, “TCK”da maddesi;

“İftirâ” daha ağır, tehdit eyler herkesi;

İşletin maddeleri, kısın şu “cırtlak sesi!..”

                “Dolara kul olan” var, hizmet veriyor “can”la;

                Her akşam “ahkâm keser”, sanki “Medya Efesi!..”

 

“Yalan” varsa “Kanun” var, birer-birer işletin;

“Kökten pişman” olsunlar, parmakları dişletin;

“Tel-Aviv” hayâl kursun, “Arz-ı Mev’ûd” düşlesin!..

                “Avukat” duruşmada, anlatsın “heyecan”la;

                “Kiripto” kim, “Dönme” kim? “MİT” bunları fişlesin!..

 

Söyle DEREBAHÇELİ, “mısran” hukuk lehçeli;

“Ülkücü” “gâye” sever, destek versin “Bahçeli”;

“Uçsun peruklar” uçsun, görelim koca “keli!..”

                Bu “vatanın tapusu”, alındı “temiz kan”la;

                Yan bakan göz çıkmalı, kırmalı “hain eli!..”