SON DAKİKA

                               “Pontus Hayalcileri”ne Bir Hatırlatma:       “KÂFİRİN DUÂSI, HEP BOŞUNADIR!..”

Bu haber 09 Kasım 2018 - 11:59 'de eklendi ve 82 views kez görüntülendi.

Derebahçeli/ALİ KAYIKÇI

                                   “Pontus Hayalcileri”ne Bir Hatırlatma:

                                        “KÂFİRİN DUÂSI, HEP BOŞUNADIR!..”

* “Kâfirlerin duâsı ise hep çıkmazdadır.” (Kâfirlerin yalvarışı şüphe yok ki boşunadır.) (Kur’ân-ı Kerîm; Mü’min Sûresi, âyet 50)

*  “Onlar için ister af dile, ister dileme. Onlar için yetmiş kere de af dilesen, Allah onları affetmeyecektir. Bu onların Allah’ı ve Resûlünü tanımamalarından dolayı böyledir; Allah böylesine baştan çıkmış fâsıklar güruhuna hidâyet etmez.” (Kur’ân-ı Kerîm; Tevbe Sûresi, âyet 80)

*  “Allah, dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğine de hidâyet eder (doğru yola, İslâmiyet’e kavuşturur).” (Kur’ân-ı Kerîm; Fâtır Sûresi, âyet 8)

*  “Hidâyet, ancak Allah’ın hidâyetidir (Doğru yol, ancak Allah’ın yoludur).”, “Allah, dilediğini doğru yola hidâyet eder, iletir.” (Kur’ân-ı Kerîm; Bakara Sûresi, âyet 120, 213)

*  “Allah, (kâfirleri dost edinip kendine) zulmedenlere, hidâyet itmez (onları doğru yola iletmez).”

* “İnkâr edenlere gelince, artık yıkım onlara. Allah, onların amellerini boşa çıkarmıştır. Bu onların, Allah’ın indirdiklerini beğenmediklerinden dolayıdır. Allah da bunun için onların amellerini boşa çıkarmıştır.” , “…İnkâr edenler ise dünyâda zevk edip geçinirler. Hayvanların yediği gibi yerler. Onların varacağı yer ateştir.”  (Kur’ân-ı Kerîm; Muhammed Sûresi, âyet 8-9, 12’den)

*  “*   “Kim bir mü’mini meteammiden (kasten) öldürürse, artık onun cezası Cehennem’de ebedî kalmaktır; Allah ona gazab etmiş, lânet etmiş ve onun için büyük bir azab hazırlamıştır.”  (Kur’ân-ı Kerîm; Nisâ Sûresi, âyet, 93)                                                                                                                                              *  “İçinizden kim irtidâd eder de kâfir olarak ölürse, yaptığı (iyi) işler dünyâda da âhirette de boşa gitmiştir. Onlar o ateşin (Cehennem’in) arkadaşlarıdır. Onlar orada (bir daha çıkmamak üzere) ebedî (sonsuz) kalıcıdırlar.”,  “…Allah’ın insanları birbiriyle önlemesi olmasaydı, yeryüzü mutlaka bozulup gitmişti.” (Kur’ân-ı Kerîm; Bakara Sûresi, âyet 217, 251’den)

*  “Sakın yeryüzünde fesâd çıkarma. Doğrusu Allah, fesâd çıkaranları sevmez.” (Kur’ân-ı Kerîm; Kasas Sûresi, âyet 77’den)

*  “…yeryüzünde fesâd çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da bulundukları yerden başka bir yere sürgün edilmeleridir. Bu, dünyâda onlar için bir zillettir. Âhirette ise onlar için büyük bir azab vardır.”  (Kur’ân-ı Kerîm; Mâide Sûresi, âyet 33’den)

  * “Doğru yol gösterildikten sonra Peygamber aleyhisselâma uymayan ve îmânda ve amelde mü’minlerden ayrılan kimseyi küfr ve irtidâdda bırakır ve Cehennem’e atarız. O Cehennem, çok kötü bir yerdir.”, “Sakın hâinlerin savunucusu olma!..”  (Kur’ân-ı Kerîm; Nisâ Sûresi, âyet 104, 105)

*  “Hubb’ül vatan minel îmân/Vatan sevgisi îmândandır.”, Allahü teâlâya îmândan sonra en faziletli ibâdet, vatan savunmasıdır.”, “Fitne, yalan yayıldığı zaman, doğruyu bilenler, bildirmezlerse, onlara lânet olsun!..” (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)

*  “Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın!.. Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın!…” (Şeyh Edebalı-Orhan Gâzi’ye Vâsiyetinden)  

* “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir.” (M. Kemal Atatürk)

*   “Bugünden sonra; divanda-dergâhta, bargâhta, mecliste- meydanda Türkçeden başka dil konuşulmaya!..” (Karamanoğlu Mehmet Bey–12 Mayıs 1277)

*  “Türk eriyiz, silsilemiz kahraman/Müslüman’ız, Hakk’a tapan Müslüman…”,  “Tarih’i ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar/Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?” (M. Âkif Ersoy; Safahat)

*   “Geçmiş, geleceğin malzemesidir.” (Cemil Meriç)

*  “Tarih, İnsanların zaman ve mekân içinde geçirdikleri gelişmeleri ve bu insanların psiko-fizik hareketlerini, bu hareketlerin sebep-netice münâsebetlerine dayanan ortak değerlerini araştırır ve tasvir eder. ” (Türkiye Gazetesi Yeni Rehber Ansiklopedisi; C. 18, s. 349)

*  “Anadolu’da 11 (on bir) bin yıl içinde 30 medeniyet ve yüzlerce devlet, tarihin sayfaları arasına gömülmüştür. Temelsiz milletler yıkılmaya mahkûmdur… Dînîmize, dilimize, mazimize, örf ve âdetlerimize sahip olmaya mecbûruz. Aksi takdirde ne mi olur? Anadolu’nun 31’inci medeniyeti de yok olur… Şu güzel milleti, tarih çöplüğüne gömerler.” (M. Necati Özfatura-Em. Kurmay Albay, Gazeteci-Yazar; 24.05.2002)

*  “Matematik, fizik, kimya gibi fen bilimleri gencimize şahsiyet katmıyor ve mevcut şahsiyetini geliştirmiyor. Belki sâdece kendisini iyi bir meslek sahibi kılıyor. Oysa tarih, edebiyat ve din ilimleri; insana değer katan, şahsiyet kazandıran, kişilik veren ilimlerdendir.” (Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil-Türkiye Gazetesi; 08.04.2018, s. 9)

*  “Tarihî gerçeklere bağlılık ve ondan gerektiği gibi faydalanmak, yeni nesillerin varlığını sürdürebilmesi için vazgeçilmez bir öneme sahiptir. “ (Seyit Ahmet Arvâsî)

“Yunanistan Hükûmeti, 15 Temmuz gecesi helikopterle bu ülkeye kaçmış olan 8 darbeci FETÖ mensubunu, daha önce verdiği söze rağmen, iade etmemekte direniyor. Oysa bu tutum, uluslararası hukuk prensiplerine de, iyi komşuluk ilişkilerine ve de Yunanistan’la hâlen var olan suçlu iade anlaşmasına açıkça aykırı. Yıllardan beri Ege’deki kıta sahanlığı ve karasuları meselesinde, uçuş koridoru konusunda ve bilhassa Kıbrıs ihtilâfında, öteden beri Avrupa’nın hesapsız ve haksız desteğine bel bağlayarak, çoğu kez şımarıkça ve boyundan büyük işlere de kalktığını, uzlaşmaz, tahrik edici ve devlet kavramıyla bağdaşmayan davranışlar içinde olduğunu görürüz.” (Av. İsmail Kapan-Türkiye Gzt; 04.02.2017, s. 13)                                                             

 *   “Kültür; bir cemiyetin sahip olduğu maddî ve mânevî kıymetlerden teşekkül eden öyle bir bütündür ki, cemiyet içinde mevcut her nevi bilgiyi, alâkaları, itiyatları, kıymet ölçülerini, umumî alışkanlık, görüş ve zihniyet ile her nevi davranış şekillerini içine alır. Bütün bunlar birlikte, o cemiyet mensuplarının ekserinde müşterek olan ve onu diğer cemiyetlerden ayırt eden hususî bir hayat tarzı temin eder.” (Prof. Dr. Mümtaz Turhan-Kültür Değişmeleri; MEB Yy. İstanbul 1972, s. 56)

*  “Kültür; bizim millî unsurumuz, dayanağımız, geleceğimizdir.” (Prof. Dr. Ayhan Songar)

“Anadolu’da 11 bin yıl içinde 30 medeniyet ve yüzlerce devlet, tarihin sayfaları arasına gömülmüştür. Temelsiz milletler yıkılmaya mahkûmdur… Dinîmize, dilimize, mazimize, örf ve âdetlerimize sahip olmaya mecbûruz. Aksi takdirde ne mi olur? Anadolu’nun 31’inci medeniyeti de yok olur. Şu güzel milleti, tarih çöplüğüne gömerler.” (M. Necati Özfatura-Em. Kurmay Albay; Türkiye Gazetesi, 24.05.2002, s. 10)  

*  “Tarih, milletlerin hâfızası olduğuna göre, aklın ve mantığın işlemesinde de büyük rolü vardır. Dünü hatırlamayan bir insan, bugünün mânâsını anlayamaz. Yeni doğmuş bir çocuk nasılsa, öyledir. Hâfızasızlık devam ettikçe, çocukluk da devam eder. Milletler de insanlar gibidir.” (N. Yıldırım Gençosmanoğlu-Türkiye Gazetesi; 22.08.2005, s. 15)

*  “Konstantinopolis’teki tahtın varisi benim. Biz Koinoia yapıyor yani ‘Bütünleşmeyi’ başlatıyoruz.”, “Sizler bir ölüyü değil, dirilecek olan bir yeri ziyarete geldiniz.”  (Fener Rûm Patriği Bartholomeos-Millî Gazete; 11.02.2013, s. 7)

*  “Hiçbir devlet parçalanarak büyüyüp güçlenmez. Coğrafya, nüfus, kültür ve ekonomi olarak büyümek; güçlenmenin temel şartıdır. Aslî (kurucu) unsuru ve hâkim kültürü reddetmek, küçülmenin ve yok olmanın ilk adımıdır.” (Prof. Dr. Kenan Erzurumlu-Haber Gazetesi; 28.10.2018, s. 6)

               

S

aygıdeğer Okuyucularımız!..

Bilindiği üzere; âdeta bir “Fitne-fesât kumkuması “ yeri olan “Fener Rûm Patrikhanesi”, “Etnik-î Eterya Cemiyeti”nin gerçekleştirdiği tarihî “1821 Mora İsyanları”nın ardından, bir asır önceki “Pontus’çu Rûm Eşkıyası İsyanları”na kadar hemen her bir “terör faaliyetlerinin” içerisinde olmuş, son olarak da çıktığı “Ortodoks Temsilciliği’ni Ekümenik/Evrensel/Dünyâ Çapında Temsil Etmek Hayali”ne bir de “Yeni Postus’çuluk Gayretleri”ni eklemiştir.

Trabzon Sümela”da yapılan ayinler, “Karadeniz Turları” derken 16 Ekim 2018 günü “Samsun Bafra”ya vaki ziyâretlerde (Bizler “Atatürk’ün Samsun’a gelişinin ve Millî Mücadelenin başlangıcının 100. Yılı”na hazırlanırken) “Bartholomeos Efendinin” sözde “Rûm Soykırımının 100. Yılını Anma” gayesiyle bölgeye gelerek dünün eşkıyâsı “Rûm Çete Mensupları”na duâ okumalar…  bize, yıllar önce kaleme aldığımız eserleri ve bunlarda yer alan bâzı olayları hatırlattı.

1- Mert Irmağı İnsanları/Pontus’a Darbe (1984, Samsun Gürses Gazetesi tefrikası, belge-roman; Samsun Gazeteciler Cemiyeti Yy. Samsun 1989, 2. baskı, 256 sy; Kanal-STV. Yy. Samsun 2003, 3. baskı, 232 sy.; Gürses Gazetesi tefrikası-2005, 4. baskı; Samsun Gürses Gazetesi Yy. Samsun 2009,  5. baskı, 224 sy. büyük boy).

2-  “Pontus Üstüne (Basından Seçmeler: 74 Belge); Samsun 2003, Ak Yazılım Kültür-Sanat Yy. 208 s.)

Adını taşıyan bu eserlerimiz yanında bu sene Mayıs ayında “Editör”lüğünü yaparak yayına hazırladığımız “Emekli Eğitim Müfettişi Yazar Sıtkı Kayaoğlu” imzasını taşıyan “İstanbul’dan Havza’ya Gâzi Mustafa Kemal Paşa ve Pontus’a Darbe” adlı 396 sayfalık kitapta geçen hadiseler şöylece bir gözümüzde canlandı.

Sonra da “Fener Rûm Patriği Bartholomeos Efendi”nin “Bafra” ilçemizdeki, Bakacak Dağı Kabaçukur Mevkii’ndeki  büyük bölümü yıkılmış olan “Sarı Kilise/3 Kapılı Panayır Yeri Kilisesi”nde ve bunun yakınındaki bir mağarada ayin yapması ve duâlar etmesi meselesi üzerine gözümüz ve gönlümüz yakın tarih üzerine çevrildi.

Kendilerini “S a m s u n l u  Y a z a r l a r ı n E n  M e ş h u r u” sayarak “Samsunlu Şâirler ve Yazarlar Ansiklopedisi” adlı eserimizin  baş tarafına da özellikle aldığımız “Gâzi Mustafa Kemal Paşa”nın “Samsun Günleri” hakkında “Bir başka Samsunlu Asker-Yazar”ın kaleminden,  O’nun sorduğu bâzı soruları ve aldığı cevaplarıaşağıdaki satırlarda bir kere daha okuyoruz:                          “ 19 Mayıs 1919 Pazartesi: 38 yaşındaki genç Türk Paşası Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919 Pazartesi sabahı, saat 08.00 sularında Samsun’a geldi. Ordu komutanlığı forsu çekilmiş olarak, Samsun limanı açıklarında bekleyen gemiye motorla yaklaşıp ilk çıkan kişi, 15’inci Piyade Tümeni subaylarından Kur. Bnb. Mahmut Ekrem Bey olmuştur. O tarihlerde liman ve iskele olmadığından, vapur açıklarda demir attı.

Mustafa Kemal Paşa karaya çıkmak için bindiği motor kıyıya yaklaşırken motorcu Mustafa’ya karşı dağları göstererek “Bu dağlarda Pontus’çular var mı?” diye sordu ve ilk bilgileri almaya başladı:                                                                                                               “- Paşam, Havza’ya kadar 750 kadar efradı olan Pontus çeteleri var. Birkaç misli de dağlarda, dağların arkasında… Halk bu yüzden sizi karşılamaya çıkamadı, Paşam.  Haftalardan beri korku içinde yaşıyoruz. İnanın ki, İskele Polisi Gürünlü Rıza Efendiyle şu tekneyi hazırlamak için neler çektik.”(*)

Yakın Dönem Türk Târihi ve Millî Mücâdele Târihi bakımından çok önemli şahsiyetlerden biri olan Giresunlu Yarbay Gâzi Topal Osman Ağa ile  ‘9. Ordu Müfettişi Mustafa Kemal Paşa’ nın,  19 Mayıs 1919 gününün 2.  haftasında Havza’da iken 29 Mayıs günü gerçekleşen buluşma çok önemlidir.

Bu konudaki târihi vakıayı,  “Atatürk” ve şehrimiz üzerine yazılmış mevcut eserlereAtatürk ve Samsun” adlı örnek araştırma çalışmalarıyla katılan, “Eski Sahra Sıhhîye Okulu Komutanı ve Eski 19 Mayıs Polis Okulu Öğretmeni”, hemşehrimiz  “Mu. Yb. Özen Topçu”nun, yukarıya aldığımız tespitlerine aynen devam eyliyoruz:

Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a geldiği günlerde hakkında övgü dolu bilgiler edindiği Topal Osman’ı Havza’ya dâvet eder. Topal Osman Ağa, yanına yakın arkadaşları Temoğlu İsmail Ağa, Dalgaroğlu Bilâl, Çavraklı Kara Ahmet ve 25 adamıyla Havza’ya gelir. Havza’da Giresunlu Topal Osman Ağa ile görüşen (Atatürk), O’na, Rûm çetelerine karşı giriştiği mücâdeleye devam etmesini söyler.

Bu görüşmede M. Kemal Paşa, Topal Osman Ağa’ya:                                     

– Çok buhranlı günlerde yaşıyoruz, fakat ümitsiz değiliz. Senin hakkında gerekli bilgileri aldıktan sonra seni buraya çağırttım. Bundan sonra el ele çalışacağız. Şimdi sen bana şu Pontus’çuların Karadeniz kıyılarında neler yaptıklarını anlat. Sen bu Karadeniz köy ve şehirlerini koruyacaksın. Çeteni derme çatma bir kuvvet olmaktan çıkaracaksın. Bir alay teşkil edeceksin. Sen bu alayın komutanı olacaksın. Sana genç ve atak subaylar vereceğiz. Pontus’çular hangi usulleri kullanıyorsa siz de o usulleri hiç çekinmeden kullanın. Vatanı kurtarmakta bu son şansımızdır. Bu mücâdeleyi kaybedersek, târihten siliniriz. Pontus belâsının temizlenmesini tamamıyla senin tecrübeli ellerine bırakıyorum. Seninle devamlı irtibat kuracağız… 

Sözlerinden sonra, O’nun tekrar Belediye Reisliğini eline alması emrini verir.

Bunun üzerine Topal Osman Ağa da, bu desteği aldıktan sonra, Belediye Reisliği koltuğuna oturmanın kendisi için çocuk oyuncağı olacağını söyler ve Pontus’çularla mücâdele konusunda da:

–  Siz hiç merak etmeyin Paşam! Bu Pontus Rûmlarına öyle bir tütsü

vereceğim ki, hepsi mağaralarda eşek arıları gibi boğulup gidecek, der.” (*)

—————————————————–                                                                                                                                             (*): Atatürk ve Samsun-Özen Topçu, Samsun–2005, s. 51–52, 99-100’den.

S

aygıdeğer Okuyucularımız!..

İşte Patrik Efendi’nin muhtemelen Bafra’da ziyaret ettiği bu yerler, bu yerlerdir diyoruz ve “serlevha” hâlinde sunduğumuz âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler ışığında kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı başbaşa bırakıyor ve öncesinde de “Mert Irmağı İnsanları (Pontus’a Darbe)” adlı eserimizden bir bölümü bilgilerinize sunalım istiyoruz…

Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

= = = ( 1 ) = = =

Mondros’un ardından “Bölücü Rûmlar”;

Yüzümüze dostça, gülücü Rûmlar;

Batı’dan desteği, alıcı Rûmlar;

Bir “Pontus Şarkısı” söyler oldular!..

 

İngiliz kâfiri, verince destek;

Rus’ta, Fransız’da; başladı istek;

Amerika’dan da, estek mi köstek;

Bir “Pontus Şarkısı” söyler oldular!..

 

Merzifon Koleji, yüzlerce asi;

Yetiştirdi hepsi, başlar belâsı;

Patrikhane süsü, işin cilâsı;

Bir “Pontus Şarkısı” söyler oldular!..

 

 Göçmen olup gelen, 30 bin Rûm’dan;

Yarısı çeteyle, birlik durumdan;

Faydalanıp dağda, yer hamurumdan;

Bir “Pontus Şarkısı” söyler oldular!..

 

20 bin şehîd var, milletim şaşkın;

40 ayrı çeteyle, verirler baskın;

İngiliz’in silâhı, keskin mi keskin;

Bir “Pontus Şarkısı” söyler oldular!..

 

“Topal Osman” çıktı, “Dur!” dedi hele;

“Şefik Avni Bey”im, takınca yele;

“Zito”nun yerine, ağıtlar dile;

Bir “Pontus Şarkısı” söyler oldular!..

 

“Nurettin Paşa”ya, verildi yetki;

Askerin süngüsü, gösterdi etki;

Anadolu’mu sen, öyle terk et ki…

Bir “Pontus Şarkısı” söyler oldular!..

 

Böylece Yunan’ın, söndü hayali;

11 bin Rûm’un, evlâd-ayâlı;

Karalar bağladı, sürgün duyalı…

Bir “Pontus Şarkısı” söyler oldular!..

= = = ( 2 )  = = = 

“Kâfirin duâsı, hep boşunadır”;

“Bartholomeos” boşa, dolaşıp durma!..

Kâh Sümela-Ordu, Bafra gezersin;

Şu “Yonan”ın bunlar, hep hoşunadır;

“Sabrımın” da sakın, “teline vurma!..”

 

“Kin-intikam”la sözde, “duâ” düzersin;

“Patrik Grigor…”un, ardın gezersin,

“İhanet… İhanet”, Sen de bezersin!..

Şu “Yonan”ın bunlar, hep hoşunadır;

“Ekümen” ağzında, bakla ezersin!..

 

Tek “Doğru yol ancak, Allah’ın yolu”;

Son Elçisi Resûl, Rabbimiz kulu;

“Hidâyet” istersen, sebepler dolu!..

“Kâfirin duâsı, hep boşunadır”;

Bırak “Helenizm”i, “materyal solu!..”

 

“Bartholomeos” boşa, dolaşıp durma;

“Sabrımın” da sakın, “teline vurma;

“Bizans… Pontus” diye, “hayaller kurma!..”

Şu “Yonan”ın bunlar, hep hoşunadır;

“Ekmek-yal” verene, sakın afkurma!..

 

Onca “Pontus’çular”, çokça afkurdu;

Yolumuzu kesti, askerin vurdu;

“ABD-İngiliz”, plânlar kurdu!..

“Kâfirin duâsı, hep boşunadır”;

Bu “Millet” uyandı, “Şeytânlar” durdu!..

 

Hani “Hrisosto…”, hani “Makari…”?

Fitnebaz “Eleni”, haniya “Mari?..”

“Hırs” aldı hepsini, gel anla bari!..

“Kâfirin duâsı, hep boşunadır”;

Çok gördüler bize, bu toprakları!..

 

“İngiliz”den silâh, “Coni”den akıl;

“Siyon” ayrı kışlar, “Paris”e takıl;

“Türk oğlu Türk” der ki, vermem bir çakıl!..

“Kâfirin duâsı, hep boşunadır”;

“Nâr-ı Cehîm” yerin, başımdan yıkıl!..

 

KAYIKÇ’Ali der ki, “Bay Bartholomeos”;

Dün “Ayaklanmıştın, bak fos fıktı fos”;

“Batı rüzgâr” olsa, var bir de Lodos!..

“Kâfirin duâsı, hep boşunadır”;

Bura “Karadeniz”, sanma Sen Rodos!..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.