“ÖSYM-MEB” MİSİN?  “YÖK” MÜSÜN? HER NE İSEN!.. « Samsun Haber | Samsun Son Dakika Haberler

Can Sergi’ sanatseverlerle  buluştu

EĞİTİM, GÜNDEM, KÜLTÜR SANAT, SİYASET

“ÖSYM-MEB” MİSİN?  “YÖK” MÜSÜN? HER NE İSEN!..

“ÖSYM-MEB” MİSİN?  “YÖK” MÜSÜN? HER NE İSEN!..

                                    (“Malûmlar”a “Taşlama”, mısra-mısra haşlama):

 

S

aygıdeğer Okuyucularımız!..

1 Haziran 2023 günlü “Y. Akit Gazetesi”nde “Eğitim Anlayışımız Ne Zaman Medeniyet Değerlerimizle Örtüşecek?”  başlıklı makâlesinde; ülkemizin yıllardan beridir âdeta “kanayan bir yara”sı hâline gelmiş “Eğitim-Öğretim” meselesini ele alan “Eğitimci-Yazar Sn. Ali Erkan Kavaklı” Bey Kardeşimiz; “Ak Parti ve bütünüyle Cumhur İttifakı’ndan eğitimi yerli ve millî hâle getirecek adımlar atmasını bekliyorum” demekte ve sonra da ÖSYM sorularını mevzu yapmaktadır.

“ÖSYM sorularını hazırlayanlar kendi medeniyetimizin köklerinden, düşünür ve bilginlerinden hiç bahsetmemişler” dedikten sonra şöyle devam etmektedir:

“Aristotales, Fox Talboz, Richard Strauss, James Geleick, Neil Postdam, Ed Catmull, Fawer, Saramago, Empedokles, Newton, Rummer, Freud, Diderot, Rodin, Brancusi, Hubbe’den metin seçmişler. Bizdeki Batıcıların eserlerinden metinler almışlar. (…) İslâm medeniyetinin temeli olan Kur’ân-ı Kerîm’den ve onun öğretmeni Hz. Muhammed’i (s.a.v.) anmamışlar. Yusuf Has Hacib, Hoca Ahmet Yesevî, Hacı Bektaş-ı Veli, Mevlâna, Yûnus Emre, Fûzuli, Bâki, Gâzali… Mustafa Kutlu, Yusuf Dursun, Bestami Yazgan’ı yok saymışlar.

Batı’dan fazla Batıcılık yapıyor ÖSYM’ye soru hazırlayanlar.

Batı medeniyeti tek dişi kalmış canavardır. Batılı menfaatçidir, emperyalisttir, sömürgecidir. Müslümanların düşmanıdır.

…Dr. Yusuf Kaplan’ın ifadesiyle Batı’yı taklit ederek kendi medeniyetimizi kuramayız. Kralı taklit eden soytarı olur, kral olamaz.

Batılı düşünürlerin insan anlayışı bize uymaz, insanî değildir. Batılı felsefeciler, insanı hayvan olarak niteler.

İnsan, öğrenen hayvandır’ der Konfüçyüs.

Aristo’ya göre ise ‘insan, düşünen hayvandır.’

‘İnsan, sorgulayan hayvandır’ demiş Sokrates.

‘İnsan, araştıran hayvandır’ der Thales.

Heraklit’e göre  ‘insan, tartışan hayvandır’.

‘İnsan, kazanan hayvandır’ der sofistler.

Platon’a göre insan, ‘toplumsal hayvan’dır.

John Dewey’e göre insan, ‘çıkarını düşünün hayvan’dır.

Immanuel Kant, ‘insan eleştiren hayvandır’ der.

Frederick Nitsche ise ‘insan, düpedüz hayvandır’ diyor.

Kur’ân-ı Kerîm, insanı hayvanlıktan kurtarır, varlıkların en şereflisi olduğunu, Cenâb-ı Allah’ın dünyadaki en değerli misafiri olduğunu ifade eder ve cennete dâvetli olduğunu müjdeler.

İslâm medeniyetinin mirasçısı olarak kendi değerlerimize dayalı bir eğitim sistemi geliştirmemiz lâzım. İslâm medeniyeti Kur’an’a dayanır. Kitap, ilim hazinesidir. İslâm, ilim dînidir. Hz. Muhammed (s.a.v.), ‘Ben sâdace öğretmen olarak gönderildim’ buyurur. (…)

En Sevilen Öğretmen Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Eğitim Anlayışı ve Eğitim Metotlarını yeniden keşfetmeliyiz. O’nu örnek alan, O’nun gibi gönüllere taht kurma, zihinleri aydınlatma, nefisleri terbiye etme ideali olan öğretmenler yetiştirmek zorundayız. Türkiye Yüzyılı, ancak medeniyet değerlerimizi ihyâ edecek bir eğitim sistemi ve Kur’ân’ın insan anlayışını benimseyen eğitimcilerle mümkün.”

S

aygıdeğer Okuyucularımız!..

Aynı gazetenin aynı tarihli nüshası 13’üncü sayfasında “Seçimler Tamam, Ya Eğitim?” başlığı altında yazan Tarihçi Mustafa Armağan da köşe yazısında aynı mevzuda “…O zaman bu eğitim sistemi dünyanın en dar düşünceli kafalarını yetiştiriyorsa, kökten sorgulanmayı hak etmiyor mu?” demekte ve sonrasında da şöyle devam etmektedir:

“En başından beri bunu söylüyorduk: CHP’nin 1930 model eğitimi anlayışıyla ancak dünyaya kapalı, yabancı düşmanı, İslâm düşmanı, halk düşmanı bir nesil yetişir. Gezi olayları sırasında Taksim’de duvarlara ‘Zulüm 1453’te başladı’ diye yazan kendi tarihine düşman bir nesil de bu tarih eğitiminden yetişir. Büyüğüne saygı yok, öğretmenine saygı yok, ecdadına yok. Peki, bu nesilleri kim yetiştirdi?” diye sorduktan sonra da sözünü şu ifadeler ile noktalamaktadır:

“Merhum Necmettin Erbakan’ın tekraren dediği gibi maddî ve manevî kalkınmayı birlikte götürmezsek, istediğimiz sonucu alamayız. Şöyle ifade etmiş 22 Mart 1975’te Aydınlar Ocağı’ndaki konuşmasında:

‘Sanayileşme temel davamızdır. Ancak sanayileşme ve her türlü maddi kalkınma manevî kalkınma ile mümkündür.’

 Davamızın çetin bir düğümüne geldiğimizin farkındayım. Ama Cumhuriyetin 100. Yılında hâlâ 1930 kafalı adamlar imal eden bir eğitim sistemiyle istediğimiz mesafeyi alamayacağımız ortada. İki attan biri hızlı koşup diğeri tökezlerse o arabanın yoluna devam etmesi takdir edersiniz ki mümkün değildir.”

 S

aygıdeğer Okuyucularımız!..

Yukarıdaki satırları okuyan ve benzer fikirleri taşıyan kişilerin âdeta feryâd-ı figân hâline gelmiş serzenişlerini duyan bilcümle akıl sahibi îmânlı şahısların, bu “bâtıl zihniyet” mensubu kişi ve kuruluş mensuplarına artık bir “Dur!..” demenin “Yetti gayri!..” diye söylenmenin vaktinin gelip çattığına inanıldığı görülüyor…

Diyoruz ve dahi bu his ve düşüncelerle kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Sizleri başbaşa bırakalım istiyoruz. Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

= = = (***) = = =

Şu “Bâtıl Düşünürler”, “Batılı Felsefeci”;

“İnsan”a “hayvan” diyor, “Hayvan Oğlu Hayvanlar!..”

“ÖSYM-MEB” misin?.. “YÖK” müsün?.. Her ne isen;

“Kulağın aç, bi dinle; fecâattan da feci;

Bu neme tanımlama, bunlar nasıl insanlar(!)?!..

 

“İlim”den bir “damla”cık, olmuş ise bi “hissen”;

Şu “kavrulmuş alan”a, nasip ola bi “cissen”;

“Eğitim” bir “felâket”, Sen de biraz “meyûssen!..”

“Kulağın aç, bi dinle; fecâattan da feci;

“Lâyüs’el” mi bunlar, “kültür-sanat”ta neci?!..

 

“Kralı taklit eden”, ancak “soytarı” olur;

“Bütün”e “bıçak” vursan, kalanı “yarı” olur;

“İnek” yol-yordam bilmez, güden “yuları” olur!..

“Kulağın aç, bi dinle; fecâattan da feci;

Bunlar “Bâtıl Ordusu”, hatta “tuğları” olur!..

 

“Biz”den yüzlerce “âlim”, binlerce “ehl-i fikir”;

“Elhamdülillâh” vardır, bu millet değil “fakir”;

“Kendine hayvan” diyen, elbet “hayvandan hakir!..”

“Kulağın aç, bi dinle; fecâattan da feci;

“Âlim” olan “Allah” der, ananlar ancak “zâkir!..”

 

 “ÖSYM-MEB” misin?.. “YÖK” müsün?.. Bi kulak ver;

“Gözün” aç bi oku, “tenkît”lere bi hak ver;

“Doçent”miş, “Prof” olmuş; “maaşları” nâhak yer!..

“Kulağın aç, bi dinle; fecâattan da feci;

“Bizden olan”a değil, “kâfire” halı serer!..

 

“En Sevilen Öğretmen”, “En Sevilen Kul” kimdir?!..

“Sahn-ı Seman”dan başla, “Süleyman’ye” kimindir?!..

“Enderun Mektepleri”; “gözde”dir ve de “mim”dir!..

“Kulağın aç, bi dinle; fecâattan da feci;

“Dârülfünun” nerdedir?!.. Üstâd Abdülhâkîm’dir!..

 

KAYIKÇ’Ali diyor ki, “Çok ‘Bakan’ baktı geçti;

Bir “T. İleri” vardı, O’nun da vaktı geç ti;

‘Mahmut Özer’ de geldi, aynen bıraktı geçti!..

“Kulağın aç, bi dinle; fecâattan da feci;

Şu “Bâtıl Düşünürler”, “Cahîmlik Felsefeci!..”