ÖNCE “ADÂBI” ÖĞREN, SONRA “GİYİM-KUŞAM” SEÇ!.. « Samsun Haber | Samsun Son Dakika Haberler
SON DAKİKA

ŞEHRİMİZ HAK ETTİĞİ HİZMETİ ALACAK

EKONOMİ, GÜNDEM, YEREL HABERLER

Katı Yakıtlar, Eylül 2019

EKONOMİ, GÜNDEM, YEREL HABERLER

ÖNCE “ADÂBI” ÖĞREN, SONRA “GİYİM-KUŞAM” SEÇ!..

Bu haber 20 Kasım 2019 - 9:43 'de eklendi ve 5 views kez görüntülendi.

ÖNCE “ADÂBI” ÖĞREN, SONRA “GİYİM-KUŞAM” SEÇ!..

Derebahçeli/Ali Kayıkçı

 

*  “Ey Âdemoğulları! Her mescid huzurunda namâz kılacağınız zaman, zînetlerinizi (avretinizi örten elbisenizi) giyiniz!..” (Kur’ân-ı Kerîm; Âraf Sûresi, âyet 29’dan)

*   “Mescidlere zikir ve salât (namâz) için giriniz!..”, Câmi ehlinin en efdali, ilk girip son çıkandır. İlk cemâate gelen, ilk Müslüman olan gibidir.” (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)

*   “Mescidler, yeryüzünde Allahü teâlânın evleridir. Mescidde namâz kılanlar, Allahü teâlânın misâfirleridir.”, “Mescidde oturan kimse, Allahü teâlânın huzûrunda demektir.” (Hz. Ömer “r. anh”)

*  “Fıkıh kitaplarında ayakları sarkıtarak namaz kılmak diye bir bahis yoktur; caiz değildir. Yaşlanıncaya kadar namaz kılmayanların dizleri eğilmediği için belli bir yaştan sonra oturamadıkları için sandalye üzerinde ibadet etmesinin kabul edilebilir bir tarafı yoktur. Eğer ayakta duramıyorsa, oturup akaklarını kıble cihetine uzatmak da kolaylıktır. Buna muhalefet etmek doğru değildir. Çünkü öyle oturmak kibre mani oluyor.” (Prof. Dr. Ramazan Ayvallı-Diriliş Postası Gazetesi; 27.10.2019, s. 2)

* “Fıkıh, ‘namâz secdedir’ diyor. Secde yapamayanlara, ‘Kıyamda ayakta dur, rükûa eğil, secde sırası geldiğinde gel otur’ demek olmaz. Fetva bu değil çünkü. Sandalyedekiler namaz kılıyorum zannediyor, ama farzları mahvediyorlar.” (Ahmed Mahmud Ünlü/Cübbeli Ahmed Hoca-Diriliş Postası Gazetesi; 27.10.2019, s. 2)

 

S

aygıdeğer Okuyucularımız!..

 “Asker Ocağı”na veya herhangi bir “Askerî Okul”a giden bir kimse için “Yanaşık Düzen Eğitimi”, “Askerî Temel Eğitim” bakımından ne ise, “Câmi”ye gelen/giren her bir “Müslüman” için de öncelikle “Câmi adâbı”, en az o kadar ehemmiyetlidir. Sonrasında ise buna uygun “giyim-kuşam” gelmektedir, diyoruz…

Bunu söylerken de son yıllarda câmi ve mescidlerimizde görülen sandalye-koltuk yerleştirme, telefonla konuşma gibi şaşkalozlukları da şöylece bir gözünüzün önüne getiriniz, diye de ilâve eyliyoruz…

Sonra da ülke geneline yayılmış 95 bin câmi cemaatini şöylece, elbirliği ile bir kendine gelmeye dâvette bulunalım istiyoruz… Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

= = =* = = =

Önce “adâb” öğren, sonra “giyim-kuşam” seç;

“İtikâf”a niyet et, “tevekkül” eyle biraz!..

“Ön saf”ın sevâbı çok, boş yer varsa öne geç!..

“Tesbihât”larda bulun, Cenâb-ı Hakk’a niyâz;

Oku “Salât-ü selâm”, böyle başlasın süreç!..

 

“Vaaz” varsa kulak ver, yönün “kürsü”ye dönder;

“Câmi sevâb yeridir”, gitmeden “kazanç” gönder;

Dinle “hoca”nın sözün, burada o’dur önder!..

“Ön saf”ın sevâbı çok, boş yer varsa öne geç;

“Sandalye-koltuk” olmaz, hele-hele şu minder!..

 

“Yalın ayak-baş kabak”, ne “adâb”dır ne “erkân”;

“Sünnet” diye bir şey var, uzun kol-rahat hırkan;

“Mescîd namâzı” kılmak, “kerâhet”ten çok erken!..

 “Ön saf”ın sevâbı çok, boş yer varsa öne geç;

“Niyet”in gelmek olsun, “câmi”yi terk ederken!..

 

“Özürsüzken Kıble”ye, “ayak uzatmak” nedir?

Bu ne “Haddin bilmezlik, nasıl bir terbiye”dir?

“Nazargâh-ı ilâhi”, en üst bir seviyedir!..

“Ön saf”ın sevâbı çok, boş yer varsa öne geç;

“Mahbubu-u Hüdâ” yönü,  “Mescîd’ Nebeviyye”dir!..

 

“Boş konuşmak” abestir, hele “gülmek” zulmettir;

“Şakalaşmak” çok ayıp, adâb dışı-gâflettir;

“Şapka”yla namâz kılmak(!),  cehildir-ihânettir!..

“Ön saf”ın sevâbı çok, boş yer varsa öne geç;

“Sarık” yoksa “takke” var, örnek de Diyanet’tir!..

 

“Câmi Allah Evi”dir, “Müslümanlık simgesi”;

Bu “simge”de misafir, sanki “Aydın efesi”;

“Fesi” de yok başında, “mavzer”in yok gölgesi!..

“Ön saf”ın sevâbı çok, boş yer varsa öne geç;

“Kulak zar”ın sağlamsa, titrer hoparlör sesi!..

 

Bir “şort” bir atlet ile, “spor” bile hoş değil;

“Câmi adâbı” neymiş, “İlmihâl”e bir eğil;

“Yarın” deme geç olur, “şeytan” verir hep mehil!..

KAYIKÇ’Ali “Hayır”da, “nefsi” geç, “şeytan”ı geç ;

“Amelin sâlih olsun, namâz mümine Mirâc!..”