SON DAKİKA
DIKEY.jpg
DIKEY.jpg

           “NFK”DAN BÖYLE, NİÇİN KAÇIYOR?..

Bu haber 13 Mart 2020 - 8:22 'de eklendi ve 4 views kez görüntülendi.

DEREBAHÇELİ/ALİ KAYIKÇI   

                               “NFK”DAN BÖYLE, NİÇİN KAÇIYOR?..

*    “Oku! Seni yaratan Rabbinin adıyla;  Oku!.. O, keremine nihayet olmayan Rabbindir; kalem ile yazı yazmayı öğreten de O’dur. O, insana bilmediği şeyleri öğretti. Sakın okumazlık etme; çünkü insan, kendini nasîhate ihtiyacı yokmuş görmekle muhakkak azgınlık eder!..”  (Kur’ân-ı Kerîm;  Alak Sûresi, âyet 1-7’den)                                                     

*   “Bazı şiirler, elbette apaçık bir hikmettir…”, “Hikmetli söz müminin yitiğidir. Onu nerede bulursa,  hemen alır.”,  “Büyüleyici sözler gibi, hikmetli şiirler de vardır…”,  “Şâir Hassan’ın sözleri, düşmana ok yarasından daha tesirlidir…”,  “Şiir, bir söz ki, güzeli daha güzel, çirkini daha çirkindir…” (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi vesellem”)                                  

*  “Saygılı Kardeşim! Kureyş kâfirleri uğursuzluklarını, aşağılıklarını, taşkınlıklarını arttırdığı zamanda, Müslümanları çekiştirici, kötüleyici şeyler uydururlardı. Peygamberimiz (aleyhi ve âlâ aleyhisselâtü vesselâm) İslâm şâirlerinden birkaçına kâfirleri kötülemelerini emir buyurdu. O şâirlerden biri, Resûlullah’ın önünde minbere çıktı. Herkese karşı kâfirleri kötüleyen şiirleri okudu. O Server (aleyhisselâtü vesselâm), ‘Bu kâfirlerin kötülüğünü açığa vurdukça, Rûhul-Kûds (Cebrâil aleyhisselâm) bununla beraberdir’ buyurdu.”                                                (İmâm-ı Rabbânî “r. aleyh”-Mektûbât; 1/139)

  *  “Türkiye’ye gideceğim. Yeryüzünde iki Türk var ise, biri mutlaka benim. Ben Türk’üm, ama Jön Türk değilim.”  (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî “rahmetullahi aleyh” Efendi; Van/Başkale, 1865-Ankara/Bağlum, 1943)

“Kesinlikle uydurukça kelimeler kullanılmayacak.”   (Nuh Albayrak-Gen. Yay. Yönetmeni;  Türkiye Gzt. 02.03.2013, s. 16)

*  “Dil giderse, din de gider.”  (Türkçe İstiklâlini Kaybetmekte-Rahim Er; Türkiye Gazetesi, 06.08.2013)

“Ruhsal, parasal, soyut, boyut, yaşam, eğilim/Ya bunlar Türkçe değil, yahut ben Türk değilim!    Oysa halis Türk benim, bunlar işgâlcilerim/Allah Türk’e acısın, yalnız bunu dilerim…” ,  “Bizce şiir, mutlak hakikati arama işidir… Mutlak hakikat Allah’tır…” , “Şiir, Allah’ı sır ve güzellik yolundan arama işidir… Şiir, türlü tecelli yoluyla Allah’tan gelir ve bütün bu perdeleri devirerek Allah’a yol açmaya doğru gider…” , Şâir odur ki; renk, çizgi, ses, ahenk, hacim, pırıltı, ışık, buud, hareket, eda, mânâ, her tecelliyi şiir, şiiri de Allah için bilir…” (Necip Fâzıl Kısakürek; Çile, s. 344, 372)

*    “Türk eriyiz, silsilemiz kahraman/Müslüman’ız, Hakk’a tapan Müslüman…” ( M. Âkif Ersoy; Safahât)

*  “Kimi zaman ciltler dolusu kitabın yapamadığını bir şiir yapar.” (Namık Kemâl Zeybek-Eski Kültür Bakanı)

*  “Allah, şiiri hak yolunda kullananlardan râzı olsun!..” (Prof. Dr. Cevat Akşit-Millî Gazete; 27.04.2017, sy. 9)

“Türkçemiz, iki büyük menfî harekete muhatap olmuştur. Bunlardan biri, İngilizcedir ki, Millî Eğitim Bakanlığı’nın resmî uygulamasıyla âdeta ikinci ana lisan olarak ilkokul ikinci sınıftan itibâren mecbûrî ders olmuştur; afişlere, reklamlara ve resmî dairelerdeki tanıtım yazılarına kadar ulaşmıştır. Diğeri ise; âdeta bir hastalık hâlini alan ve yine Millî Eğitim Bakanlığı’nın yanlış uygulamalarıyla okul kitaplarına sokulup çocuklara zorla kullandırılan, Türkçe’de karşılıkları bulunduğu hâlde ‘uydurulan kelimeler’dir.” (M. Hâlistin Kukul-Aydın Efesi Dergisi;  S. 53, Kasım-Aralık 2019, s. 3)

*  “Şiir; bir yürek törpüsüdür, kazır ve kanatır şâirin yüreğini. Oradan başka yüreklere akar. Şiirde; her kelime önce beyinde damıtılır, yürekte demlenir, rûhta mayalanır ve mısralarda dirilir.” (Yavuz Bahadıroğlu-Yeni Akit Gazetesi; 14.12.2019, s. 7)

*  “Dost, kulağa hoş geleni söyleyen değil, doğruyu söyleyendir.”   (Prof. Dr. Kurtman Ersanlı)

*   “Türklüğün vicdanı bir/Dini bir, vatanı bir/Fakat hepsi ayrılır/Olmazsa lisanı bir!..” (Ziya Gökalp)

 

S

aygıdeğer Okuyucularımız!..

Bilindiği üzere; “Zeytin Dalı”, “Barış Pınarı”… ve “Bahar Kalkanı” gibi askerî harekât ve operasyonlar, nasıl ki “Coğrafî ve Millî Sınırlarımızın Korunması” için varsa ve de elzemse, aynı şekilde “Millî Varlığımızın ve Kültür Değerlerimizin Korunması” için de “Dil Birliğimizin Korunması ve Yaşatılması” aynı değer ve öneme sahiptir.

TC Anayasası”nın “Üçüncü Bölüm: Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler” başlığı altındaki 42’nci maddesinde de bu husus “Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez” hükmü ile kayıt altına alınmıştır.

Yukarıda;  “serlevha” hâlinde sunduğumuz bölümde görüleceği üzere, “okuma-öğrenme” kadar “neyi”,  “nasıl” ve “niçin” öğrenmemiz icabettiği de bir o kadar kıymetli ve önemlidir.

Çünkü; kıymetli “Eğitimci-Şâir ve Yazar M. Hâlistin Kukul” Ağabeyimizin de belirttiği gibi, “Her dil, kendi mensup olduğu milletin kültürünü inşâ edici ve yaşatıcıdır. Hâliyle, aynı zamanda, kültürünün taşıyıcıdır. Biz, bir kelimeyle, târihimizin en uç noktalarına ulaşabilir, onun hakkında bir kanaata varabilir ve çok şeyi ispatlayabiliriz.  Bu bakımdan, bir milletin her ferdi, ilim adamları, şâir ve yazarlarıyla, diline sâhip çıkmalı; onu, başka tesirlerden korumalı ve geliştirme yollarını aramalıdır.” Türkçe’miz, ilk bakışta, şanslı dillerden biridir. Çünkü; Türkçe sevdâlısı Nihad Sâmi Banarlı, ‘Türkçe’nin Sırları’ adlı eserinde, ‘Lâtince, Arapça, İngilizce ve Türkçe’nin imparatorluk dilleri’ olduğunu söyler. Bu da şu demektir ki, Türkçe, dünyanın en köklü ve en yaygın dillerinden biridir.” (Bkz: Aydın Efesi Dergisi;  S. 53, Kasım-Aralık 2019, s. 3)

Ancak; “Gazeteci-Yazar Sn. Yavuz Bahadıroğlu”nun bir köşe yazısında, “Sn. Kukul Hocamızın” söylediklerini âdeta pekiştirircesine özellikle vurguladığı gibi, “Türkçe’yi Çıtakça’ya peşkeş çekmenin, Amerikancanın tasallutunu önce meşrulaştırıp ardından kutsallaştırmanın (İngilizce eğitim veren Türkçe okullar açmak başka ne anlama gelir ki?) nerelere mâlolduğu konusu gündeme bile getirilmez.  Dünya yüzünde şöyle-böyle neredeyse beş bin yıldan beri Türkçe konuşuluyor. Bu süre, bir dilin dünyanın en zengin, en gelişmiş dilleri arasına girmesi için kâfi derecede uzun bir süredir… Gelin görün ki, kimi umursamazlığımız, kimi tembelliğimiz, kimi bilgisizliğimiz, kimi de ideolojik saldırılarımız sebebiyle Türkçe’miz kısırlaşmış, güdükleşmiştir. Özellikle sosyalist önderlerin ‘Devrim’ histerisine tutulup bir şeyi devirmeye yeltendikleri 1970-90 döneminde, zamanın siyaseti, üniversitesi, medyası ve Dil Krumu koalisyonunca türetilip yaygınlaştırılan ‘Uydurukça’nın saldırısına uğramış, âdeta yerlere serilmiştir.” (Yeni Akit Gazetesi-26.11.2019, s. 7)

Öyleyle bu “Millî Dil ve Kültür”ün de,  ülke sınırlarının korunması gibi “Hattı ve sath-ı müdafaası” gerekmez mi? Diye soruyor ve de malûm şu “Haşarat Dilciler: Agop-Ataç’çıların şerrinden” bir ân önce kurtarılması için rahmetli “NFK Üstâdımız”a kulak verilmesini diliyor ve dahi bu his ve düşüncelerle kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı başbaşa bırakıyoruz. Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

= = = * = = =

“Türk Dili…” okumuş, “Dil Düşmanı” var;

“Agop-Ataç’ça”ya, “kucak” açıyor!..

“Edebiyatçı”dır, sorsan da “Yazar”;

“NFK”dan böyle, niçin kaçıyor?

“Bu ‘Uydurukça’ ne?”, demeyin kızar!..

 

“Gazete-Dergi”den, bir “Köşe” kapmış;

“Bâkiler” yolundan, “ters yöne” sapmış;

“Nâzım”dan, “Pamuk”tan, “alıntı” yapmış!..

“NFK”dan böyle, niçin kaçıyor?

 “Agop-Ataç’ça”ya, “kucak” açıyor!..

 

“Hayat” dese sanki, “anlamayız” biz;

“Gaye” diye yazsa, “dinlemeyiz” biz;

Bir “problem” çözse, “mimlemeyiz” biz!..

“NFK”dan böyle, niçin kaçıyor?

 “Agop-Ataç’ça”ya, “kucak” açıyor!..

 

“Aydın” görünecek, “Okumuş-Çağdaş”;

“Coni”ce oturur, kuramaz “bağdaş”;

“Cumhuriyet-Sözcü” ile “arkadaş!..”

“NFK”dan böyle, niçin kaçıyor?

 “Agop-Ataç’ça”ya, “kucak” açıyor!..

 

“OdaTV” ile “Fox’un Bakarı”;

Kafa “6 Ok’çu”, “Borsa çıkarı”;

“Edib” geçinir ya, “Edeb Sakarı!..”

“NFK”dan böyle, niçin kaçıyor?

 “Agop-Ataç’ça”ya, “kucak” açıyor!..

 

“Ar-hayâ” yitirmiş, “Agop Lisan”la;

“Uydurukça sözcük: Argo”dur anla;

“Dil”den zarar görür, “Dindar” zamanla!..

“NFK”dan böyle, niçin kaçıyor?

 “Agop-Ataç’ça”ya, “kucak” açıyor!..

 

Nice kadın-kız var, “Uyduruk” dilli;

Konuşma-yazması, sanırsın “zilli”;

“Türk” ve “Müslüman”sa, kalmalı “millî!..”

“NFK”dan böyle, niçin kaçıyor?

 “Agop-Ataç’ça”ya, “kucak” açıyor!..

 

“İlahiyatçı”dır, “Din Görevlisi”;

“Diyanet Kadrolu”, “Vâiz” kimisi;

“Martayan Şubesi”, sanki câmisi!..

“NFK”dan böyle, niçin kaçıyor?

 “Agop-Ataç’ça”ya, “kucak” açıyor!..

 

KAYIKÇ’Ali der ki, “Dil’le dînime…

…Târihime vurur, faydası kime?..

…‘Uyduruk Virüslü’, görün hekime!..”

“NFK”dan böyle, niçin kaçıyor?

 “Agop-Ataç’ça”ya, “kucak” açıyor!..