SON DAKİKA

“MONDROS”TAN “CUMHURİYET”E,  “KURTULUŞ SAVAŞI DESTANI”

Bu haber 06 Eylül 2018 - 9:13 'de eklendi ve 42 views kez görüntülendi.

Derebahçeli/Ali KAYIKÇI

 

            “MONDROS”TAN “CUMHURİYET”E,  “KURTULUŞ SAVAŞI DESTANI”

 

Aşağıda okuyacağınız mısralardan meydana gelmiş olan bu şiir; “Cumhuriyetin 60. Yılı” dolayısıyla, “Türk Basın Birliği” tarafından açılan yarışmada “Destan” dalında 1. seçilmiş olup, ilk defa “Samsun Gürses Gazetesi”nde l983 yılında neşredilmiştir. Ayrıca bizim, “Mert Irmağı İnsanları (Pontus’a Darbe)”, “Samsunlu Halk Şâirleri” ve “Mahalleden Bölgeye Samsun/ 1″ ile “Türk’ten Tâ… Atatürk’e Türk Destanları” isimli eserlerimizde de yer almıştır.

Saygıdeğer Okuyucularımız!..                                                                                                                          Türk’ün zaferler ayı” olarak bilinen “Ağustos ayı”nın “TC Dönemi”ndeki evveliyatı, malûm olduğu üzere “Ulu Önder Atatürk’ün Samsun’a 19 Mayıs 1919 günü” çıkması ile başlar. Biz de bu vesile ile, ecdâdımızın tarihlere mühür vuran bu “Destanî Kahramanlıklar Dönemi”ni bir defa daha söyleyelim ve dünyâ âleme, en gür sesle haykıralım istedik.

Diyoruz ve bu his ve düşünceler ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı destanımızla baş başa bırakıyoruz.

Kalbî sevgi ve saygılarımızla…                                                                                                                                                  – –  (1) – –

Dost yenilmiş, Türk’ü yenik saymışlar,

Er vatanım, son vatanım, vatanım!..

Mondros’daydı, hançer vurup soymuşlar,

Er vatanım, son vatanım, vatanım!..

 

İngilizler İstanbul’a kuruldu

Adana da Fransızlar görüldü

İzmir’im de Yunanlıya verildi

Er vatanım, son vatanım, vatanım!..

 

 İtalyanlar ta Konya’ya sokuldu

 Azınlıklar sokaklara döküldü

 Kars ilinde nice bebe yakıldı

 Er vatanım, son vatanım, vatanım!..

 

Pontus’çular Trabzon’a göz dikti

Samsun dağlarına cephâne yıktı

İçtiği kan, Türk ocağı azıktı

Er vatanım, son vatanım, vatanım!..

 

Ayvalık’ta Kaymakamım tetikte

Yörük Ali, “Ah Aydın’ım” dedikte

Demircili Efe’m, Köşk’e geldikte

Er vatanım, son vatanım, vatanım!..

 

Salihli de kızanlar, çattılar kaşı

Cepkenin kanına, karışır yaşı

Mermisi bitince, kavraşır taşı

Er vatanım, son vatanım, vatanım!..

 

 Ali Fuat Paşa, Alaşehir’de

 Dere boylarında, birden nehirde

Bir köy korusunda, birden şehirde

Er vatanım, son vatanım, vatanım!..

 

Topladı sivili, marş verdi ere

Kimisi kalpaklı, kiminde bere

Kazmalar tırpanlar, çıktı sefere

Er vatanım, son vatanım, vatanım!..

 

 Nineler panterdir, dedeler aslan

 Kızlar ve gelinler, ümitle beslen

Gâziler ister ki, bayrakla süslen

Er vatanım, son vatanım, vatanım!..

 

Çocuklar ister ki, dev olsun gücüm

Can vermek diliyor, hemşire bacım

Hekimler der ki, sevgi ilâcım

Er vatanım, son vatanım, vatanım!..

 

Türk’ün Antep’i var, Şahin’i vardır

Siperi köprüsü, düşmana dardır

Kılıç Ali’m dur da, yaramı sardır

Er vatanım, son vatanım, vatanım!..

 

Fransız’da silâh, hem asker çoktur

Mahsur kaldık çâre, açlığa yoktur

Bir de susuzluk ki, sinede yüktür

Er vatanım, son vatanım, vatanım!..

 

 Plevne’li Osman Paşa’lar gibi

Silistre’de Çavuş, şaşalar gibi

Bir tutmuş düşmanı, maşalar gibi

Er vatanım, son vatanım, vatanım!..

 

“Gâzi”lik unvanı, erlik beratı

Antep’te Fransız, seçti sıratı

Çarşafa dönüştü, şarap suratı

Er vatanım, son vatanım, vatanım!..

 

Yüzbaşı Ali’de, jandarma eri

 Boraya dönüştü, Urfa seferi

 Tarih 8 Nisan, Türk’ün zaferi

 Er vatanım, son vatanım, vatanım!..

 

Maraş Kalesi’nden, atılan toplar

Ermeni-Fransız, sabrımız yoklar

Kükremiş aslanlar, düşmanı haklar

Er vatanım, son vatanım, vatanım!..

 

 İnönü’den Kütahya’ya, yol gider

Sakarya’da kafa gider, kol gider

Hedef İzmir… Yani-Apostol gider

 Er vatanım, son vatanım, vatanım!..

             – – ( 2 )   —

Vurun dadaşlarım, vurun kardaşım

Kâfire vurmada, bugün zaman ha!..

Koman subayını, koman erini

Zulümde hepsi bir, hepsi yaman ha!..

 

 Nâmusuma el atan, kitâbım yakan

 Mescidimiz yıkan, toplara tutan

 Ninemin lokmasın, çalıp da yutan

 Yutan sapıklara, yoktur aman ha!..

 

“Senin olan her şey, yanmalı” diyen

“Türk ise dîninden, dönmeli” diyen

“Yanan ocaklar hep, sönmeli” diyen

Diyen kâfirlere, yuttur saman ha!..

 

 Takviye gelse de, yılmasın gözün

Değil mi hak senin, şu vatan öz’ün

“İstiklâl-istiklâl”, yankıyan sözün

Namlu çatlasa da, vardır kaman ha!..

 

Anaya bacıya, kan kusturan bu

Doğmamış bebeyi, dün kestiren bu

Hilâlin yerine, haç astıran bu

“Aman!..”  demeyenin, hâli duman ha!..

 

 Fare deliğine, girse de bakma

 “Teslim!..” dememişse, sakın bırakma

 Kadının çocuğun, canını yakma

 “Vire” söyleyene, vurun koman ha!..

 

Bakma silâhına, sarıl baltaya

O kamyona binsin, sen atla taya

Bir hafta dayanır, ya birkaç aya

Kuvvet bulur Rab’den, medet uman ha!..

 

 Vurun dadaşlarım, vurun kardaşım

 Kan ile pişiyor, gözyaşı aşım

 Gönderler boş iken, eğiktir başım

 Bugünden kükreyin, yarın demen ha!..

 

Vurun dadaşlarım, kardaşım vurun

Komayın ayakta, yere savurun

Yırtın bayrağını, zalim gâvurun

Bura Türkeli’dir, değil Yemen ha!..

 

Anadolu bizim, Trakya yârdır

Edirne, Tekirdağ: üç şehir vardır

 Kaçan düşmanlara, vurması ârdır

 Batıya yığılmış, tümen tümen ha!..

 

Vurun dadaşlarım, koçlarım vurun

Çarpılsın ağızlar, düzlensin burun

Merhamet dilerse, yarayı sarın

Büyük bilmiş seni, etmiş gümân ha!..

                – – ( 3 )  —

 Esaret zinciri, Türk’e yaraşmaz

Ya istiklâl gerek, yahut da ölüm

Şimşek bizimle, böyle yarışmaz

Ya istiklâl gerek, yahut da ölüm!..

 

Alagöz’de yaver, çayları demler

Sakarya’da boşta, kalıyor gemler

Afyon’da coşuyor, kor şarapneller

Ya istiklâl gerek, yahut da ölüm!..

 

ATA tarassutta, dürbünü elde

Hedef ilerisi, Akdeniz dilde

Soğuk iliklerde, kar çıkmış belde

Ya istiklâl gerek, yahut da ölüm!..

 

Her asker destandır, destandır hece

Yapanlar yapmış ki, binlerce gece

Nasıl bir zafer bu, sanki bilmece

Ya istiklâl gerek, yahut da ölüm!..

 —  (4 ) –

Zafer’in ardından, başladı imâr

Yıkılan beldeler, olundu tımar

Dirildi aynı rûh, asırlık çınar

“Çalış”tık “öğün”çle, milletçe “güven!”

 

Halkım kendisine, iktidar verdi

Seçti delegeyi, Kent’e gönderdi

“Makûs tâlihi”ni, lehe dönderdi

“Çalış”tık “öğün”çle, milletçe “güven!..”

 

Temeller atıldı, başladı dikim

Her sahada mahsul, her yerde ekim

Dokuz yüz yirmi üç, o şanlı Ekim

Çalış”tık “öğün”çle, milletçe “güven!..”

 

C u m h u r i y e t  ile, döndü bahtımız

Dünyâyı çınlattı, payitahtımız

KAYIKÇ’Ali şudur, gâyri ahtımız

“Çalış”tık “öğün”çle, milletçe “güven!..”

==================================================================

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.