KFMİB’DEN Kamuoyuna Açıklama… « Samsun Haber | Samsun Son Dakika Haberler

SON DAKİKA

KFMİB’DEN Kamuoyuna Açıklama…

Bu haber 16 Temmuz 2021 - 12:10 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Bilindiği üzere rekolte, fındık politikalarının belirlenmesine yönelik en önemli
parametrelerden biri olmanın yanı sıra dünya fındık ticaretinde yaşanacak gelişmelerin de en
önemli göstergelerindendir.
Her platformda ısrarla ifade ettiğimiz gibi fındık % 80-85’i ihraç edilen milli ve
geleneksel bir ürün olduğu için, fındık sektörü ile ilgili olarak alınacak her karar, üretici
memnuniyeti açısından olduğu kadar, yine öncelikle ihracat penceresinden de irdelenmek
zorundadır. Çünkü her yıl ülkemiz iç piyasasında tüketilebilen fındık miktarı sadece 100-
120.000 ton/kabuklu civarındadır. Geri kalan miktar ihraç edilmekte ve ülkemize net döviz
girdisi olarak büyük katkıda bulunmaktadır. Ve maalesef dünyadaki toplam üretim, dünyadaki
tüketimden fazla ise elde kalan fındık en büyük üretici ülke olmamız nedeniyle Türkiye’de
stoklanmaktadır. Madem ki en büyük üretici ve ihracatçı biziz; dünya piyasasına hâkim
olmalı, en fazla fındığı biz satmalı, ülkemiz elinde sıfıra yakın stok kalmasını hedeflemeli ve
politikalarımızı bu amaçlara ulaşabilecek şekilde belirlemeliyiz ki, ABD’nin badem de
başardığı gibi, yine ABD ve diğer üretici ülkeler fındık piyasalarında asla söz sahibi
olamasınlar.
Bu prensip, ülkemiz fındık politikasının bir başka değişmezi olan üretici
memnuniyeti ile birlikte her defasında tavizsiz uygulanmak mecburiyetindedir.
Hal böyle olmakla birlikte maalesef (belli bir dönem hariç) biz yıllarca bu doğruların
tersini yapıp dünya üretiminde % 85-90 civarında olan payımızı % 65’lere kadar düşürmek
başarısını (!) gösterebilmiş durumdayız. Böylece diğer üretici ülkeleri de yıllar içinde
piyasada söz sahibi olabilecek konuma getirdik. Bu olgu, aynı zamanda söz konusu ülkelerin
pazara payımıza da ortak olmaları ile sonuçlandı.
Bu olumsuzlukları yaşamamızın başkaca nedenlerinden en önemlisi hiç tartışmasız
rekolteyi gerçek miktarından daha az göstermek alışkanlığımızdır. Üstüne üstlük “müşteri
velinimetimizdir” düsturu ile büyümüş olan bir nesil, kendi şahsi menfaatlerini ülke
menfaatlerinin önüne koyan malum bir kesim tarafından, şartların müsait olup olmadığı hiç
önemsenmeksizin, piyasaya fındık arzını kesmek suretiyle müşterisinin ürün bulamamasını ve
bu hatalı yöntemle fiyat artışı sağlamayı hedefleyen bir spekülatör kesim haline getirildi. İşte

bu noktada, en büyük üretici sıfatıyla bizim ürün sağlamak yükümlülüğümüzü yerine
getiremediğimiz alıcılarımızın, ihtiyaçlarını rakip ülkelerden tedarik etmek alışkanlığını
edinmeleri ile maalesef ihracatımızın azalması sonucu ile karşı karşıya kaldık. Fındıktaki
başarı hikayesini; dünya tüketimini her yıl artan bir şekilde yükseltmek ve bunu Türkiye
orjinli fındıklarla sağlamak olarak gören biz ihracatçı/sanayiciler için bu sonuç, üzüntü
verici olduğu kadar kabul edilebilir de değildir. Devletimiz, kendisini üretici memnuniyetini
sağlamakla görevli saydığı kadar (ki bu husus Sn. Cumhurbaşkanımızın iradesi Tarım
Bakanlığı/TMO’nun regülasyon politikaları ile büyük oranda halledilmiştir), arz / talep
dengesinin korunması konusunda da görevli hissetmeli ve fındığın spekülatif bir
depoculuk faaliyet ürünü olmasına müsaade etmeyerek, ihracatın sürdürülebilirliğinden
yana olmalıdır. Geçen yıl bu hata nedeni ile beklentiye sokulan üreticilerimiz zarar ettirilmiş,
elde ürün olmasına rağmen ihracatımızdan 60.000 ton iç fındık rakip ülkelere kaptırılmıştır.
Kaybeden; döviz girdisinin yanında bir de elinde stok kalan ülkemiz olmuştur.
Değerli Kamuoyu,
Yukarıda önemine değindiğimiz rekolte tahmininin çeşitli spekülatif amaçlarla gerçek
miktarından farklı olarak deklare edilmeye çalışılması üzerine, Karadeniz Fındık ve
Mamulleri İhracatçıları Birliği (KFMİB) olarak, uzun zamandan beri konusunda uzman
yüksek ziraat mühendislerinden müteşekkil bir çalışma grubu ile, her yıl ülkemiz fındık
rekolte büyüklüğünün gerçeğe en yakın şekilde hesaplanabilmesi için çalışmalarda
bulunmaktayız.
Uzman çalışma grubumuzun yaptığı tahminlerin; çalışma bitiminden sonra iklimsel ve
bitkisel zararlıların rekolte düşüşüne neden olduğu bir tek yılın dışında, ihracat miktarı, iç
piyasada kullanılan miktar ve eldeki stok miktarı istatistikleri ile sağlaması yapılarak son
derece isabetli olduğu anlaşılmış, bunun üzerine de iç ve dış piyasalardaki profesyonel
çevrelerce en çok itibar edilen rekolte tahmini haline gelmiştir. Zira çalışmamız Şubat,
Mayıs, Haziran ve Temmuz olmak üzere dört ardışık periyotta yapılmakta olup, her periyot
bir önceki ile kıyaslanarak değerlendirilmektedir.
Hal böyle olmasına rağmen, çoğu zaman polemiklere neden olmamak için rekolte
tahminimiz çoğu yıl kamuoyuna açıklanmamışsa da, sezon sonunda gerçekleşen verilere göre
ulaşılan rekolte rakamının daha önceki hesaplarımızla örtüştüğü de bir realite olarak
hafızalarımızda yer almıştır.
Bu yıl ise, Tarım Bakanlığı’nca henüz resmi bir açıklama yapılmamış olmasına
rağmen 2021 ürünü ülkemiz fındık rekolte tahmininin Tarım İl Müdürlükleri’nce 686.412
ton/kabuklu olarak belirlendiğine yönelik bir tablonun sosyal medya aracılığıyla yayılması
üzerine, bu rakamlara ulaşabilmenin ancak rekolte tesbitinde kullanılan bazı parametrelerde
çok ciddi hatalar yapılması ile mümkün olabileceği tarafımızdan
değerlendirilmiştir. Örneğin, özellikle “döküm oranları” yani sayımdan sonra hasada kadar
gerçekleşeceği varsayılan kayıpların çok abartılı yapıldığı ve hem teamüllerden, hem de
güncel gerçeklerden uzak olarak hesap edildiği düşünülmekte, öte yandan ise 2008 yılından
beri Batı Karadeniz’de dikim alanlarının hala 185.000 hektar olarak kaldığını var sayarak
hesaplama yapılması özellikle dikkat çekmektedir. Halbuki bu bölgedeki plantasyonun
takriben 230.000 hektardan daha az olamayacağı geçen 13 yıldaki gelişmeler ışığında
kolaylıkla anlaşılabilecek durumdadır.
Dolayısı ile; bu sonuçtan yola çıkarak oluşturulacak fındık politikalarının, başta
devletimiz olmak üzere tüm ilgili paydaşlar açısından yanıltıcı olacağı ve geri dönülemez
hatalı kararlar alınmasına neden olacağı hatta devletimizin itibarını da
sarsacağı düşüncesiyle, Birliğimiz Rekolte Tespit Komisyonu tarafından belirlenen 2021
ürünü rekolte tahmininin bu defa kamuoyu ile açıklıkla paylaşılmasına yönetim
kurulumuzca karar verilmiştir.
Çotanak sayımının yapıldığı ve 01-14 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilen son
çalışmamızda döküm oranı tedbiren % 10 gibi yüksek bir rakam alınmış olup, hemen hasat
öncesinde önceden belirlenmiş dallarda bu oran kontrol edilecek ve aykırı bir durum var ise
yine kamuoyu ile paylaşılabilecektir. Ancak bugüne kadar hiçbir bölgeden dökülmeye ilişkin
olumsuz bir haber gelmemiştir. Bilindiği üzere rekolte, fındık politikalarının belirlenmesine yönelik en önemli
parametrelerden biri olmanın yanı sıra dünya fındık ticaretinde yaşanacak gelişmelerin de en
önemli göstergelerindendir.
Her platformda ısrarla ifade ettiğimiz gibi fındık % 80-85’i ihraç edilen milli ve
geleneksel bir ürün olduğu için, fındık sektörü ile ilgili olarak alınacak her karar, üretici
memnuniyeti açısından olduğu kadar, yine öncelikle ihracat penceresinden de irdelenmek
zorundadır. Çünkü her yıl ülkemiz iç piyasasında tüketilebilen fındık miktarı sadece 100-
120.000 ton/kabuklu civarındadır. Geri kalan miktar ihraç edilmekte ve ülkemize net döviz
girdisi olarak büyük katkıda bulunmaktadır. Ve maalesef dünyadaki toplam üretim, dünyadaki
tüketimden fazla ise elde kalan fındık en büyük üretici ülke olmamız nedeniyle Türkiye’de
stoklanmaktadır. Madem ki en büyük üretici ve ihracatçı biziz; dünya piyasasına hâkim
olmalı, en fazla fındığı biz satmalı, ülkemiz elinde sıfıra yakın stok kalmasını hedeflemeli ve
politikalarımızı bu amaçlara ulaşabilecek şekilde belirlemeliyiz ki, ABD’nin badem de
başardığı gibi, yine ABD ve diğer üretici ülkeler fındık piyasalarında asla söz sahibi
olamasınlar.
Bu prensip, ülkemiz fındık politikasının bir başka değişmezi olan üretici
memnuniyeti ile birlikte her defasında tavizsiz uygulanmak mecburiyetindedir.
Hal böyle olmakla birlikte maalesef (belli bir dönem hariç) biz yıllarca bu doğruların
tersini yapıp dünya üretiminde % 85-90 civarında olan payımızı % 65’lere kadar düşürmek
başarısını (!) gösterebilmiş durumdayız. Böylece diğer üretici ülkeleri de yıllar içinde
piyasada söz sahibi olabilecek konuma getirdik. Bu olgu, aynı zamanda söz konusu ülkelerin
pazara payımıza da ortak olmaları ile sonuçlandı.
Bu olumsuzlukları yaşamamızın başkaca nedenlerinden en önemlisi hiç tartışmasız
rekolteyi gerçek miktarından daha az göstermek alışkanlığımızdır. Üstüne üstlük “müşteri
velinimetimizdir” düsturu ile büyümüş olan bir nesil, kendi şahsi menfaatlerini ülke
menfaatlerinin önüne koyan malum bir kesim tarafından, şartların müsait olup olmadığı hiç
önemsenmeksizin, piyasaya fındık arzını kesmek suretiyle müşterisinin ürün bulamamasını ve
bu hatalı yöntemle fiyat artışı sağlamayı hedefleyen bir spekülatör kesim haline getirildi. İşte
bu noktada, en büyük üretici sıfatıyla bizim ürün sağlamak yükümlülüğümüzü yerine
getiremediğimiz alıcılarımızın, ihtiyaçlarını rakip ülkelerden tedarik etmek alışkanlığını
edinmeleri ile maalesef ihracatımızın azalması sonucu ile karşı karşıya kaldık. Fındıktaki
başarı hikayesini; dünya tüketimini her yıl artan bir şekilde yükseltmek ve bunu Türkiye
orjinli fındıklarla sağlamak olarak gören biz ihracatçı/sanayiciler için bu sonuç, üzüntü
verici olduğu kadar kabul edilebilir de değildir. Devletimiz, kendisini üretici memnuniyetini
sağlamakla görevli saydığı kadar (ki bu husus Sn. Cumhurbaşkanımızın iradesi Tarım
Bakanlığı/TMO’nun regülasyon politikaları ile büyük oranda halledilmiştir), arz / talep
dengesinin korunması konusunda da görevli hissetmeli ve fındığın spekülatif bir
depoculuk faaliyet ürünü olmasına müsaade etmeyerek, ihracatın sürdürülebilirliğinden
yana olmalıdır. Geçen yıl bu hata nedeni ile beklentiye sokulan üreticilerimiz zarar ettirilmiş,
elde ürün olmasına rağmen ihracatımızdan 60.000 ton iç fındık rakip ülkelere kaptırılmıştır.
Kaybeden; döviz girdisinin yanında bir de elinde stok kalan ülkemiz olmuştur.

Saygı ile kamuoyunun bilgilerine arz ederiz. 16.07.2021

Karadeniz Fındık ve Mamulleri
İhracatçıları Birliği
Yönetim Kurulu Adına
İlyas Edip SEVİNÇ
Yönetim Kurulu Başkanı