KADEM” VARSA “ER-DEM” VAR, “TEZ ZAMANDA” KURULA!.. « Samsun Haber | Samsun Son Dakika Haberler

SON DAKİKA

KADEM” VARSA “ER-DEM” VAR, “TEZ ZAMANDA” KURULA!..

KADEM” VARSA “ER-DEM” VAR, “TEZ ZAMANDA” KURULA!..

 

DEREBAHÇELİ/ALİ KAYIKÇI

*  “KADEM başkanının savunduğu ‘İstanbul Sözleşmesi’nde, tam 88 yerde ‘Kadın’ kelimesi geçiyor; ‘Erkek’ kelimesi ise sâdece 17 yerde var.” (Ali İhsan Karahasanoğlu-Yeni Akit Gazetesi; 06.10.2019, s. 8)

 

S

aygıdeğer Okuyucularımız!..

19 Mayıs Üniversitesi”nde yüksek tahsilini yaptığını bildiğimiz ve bundan dolayı da “Hemşehrimiz” diye nitelendirdiğimiz, “Türkiye Gazetesi Kültür-Sanat Yazarı Sn. Meryem Aybike Sinan”ın 2 Ekim 2019 günlü köşe yazısının başlığı “Metrobüsteki Kadın” olunca, pek çok okuyucu gibi biz de daha bir dikkatle okuduk ve son ayların oldukça dikkat çeken bir mevzusundan bahsettiği için haniya memnun da kaldık.

Sn. Meryem Aybike bacı, “Artık korkabiliriz… Endişe edip yarınlarımız icin ciddi ciddi ‘eyvah!’ diyebiliriz. Uykularımız kaçabilir, yüreğimiz sıkışabilir, aklımız durabilir… Biliyorum artık birçok husus için ‘beka’ ifadesini kullanıyoruz lakin bu hususta da gelecekte beka sorunumuz olabilir! Kadın!…”

Diyerek başladığı yazısını aynen şöyle devam ettirmektedir:

“Kadın; bir milleti ayakta tutan, şekillendiren, her türlü maddi ve manevî unsuru geleceğe taşıyan biricik makamdır. Kadın;  geleceği doğuran, yoğuran, şekil veren, ruhuyla bu geleceği nakışlayan varlıktır.

Kadın, tarih boyunca bu milletin en kutsalıydı. Han/ım’ıydu bu milletin. ‘Han’ Türklerde yöneten, ‘kağan’ demektir aynı zamanda. Bir hükümdar, yanına eşini alıp halkına döner ve;

-Ben sizin Hân’ınızım lakin bu de benim HANım’dır! Derdi.

‘Hanım’ sözcüğünün hikâyesi böyle… Kadın; bilgedir, ailenin hükümdarı, yöneticidir, bekçisidir, ocağı tüttürendir…  Sonra, dinimiz ise kadına çok büyük değer atfetmiş, kadın en yüksek taraçaya oturtulmuştur. Hâsılı kadın, bizim millî ve manevî kültürümüzde en yüksek makamda olan bir kişiliktir.

Kadın, bir millet için gerçekten de ‘beka’ meselesidir. Düşünebiliyor musunuz kadın, ‘evlenmiyorum da, doğurmuyorum da…’ dese, bir toplum ne hâle gelir? Bu, erkek için de böyle; zira ancak kadının mevki ve makamı çok daha önemlidir. Evet, bilerek ‘mevki ve makam’ diyorum; zira kadınlık ve annelik önemli bir makamdır. Kadın; dengedir, aklıselim, kalbiselim, sevgi, şefkat ve merhametin remzidir. Kadın, nezaketli ve nezahetli olandır. Kadın, vicdanın adresidir…

Peki, bunca lâfı niye söylemekteyim, derdim nedir?

Açık söylüyorum, bu yazımda başka bir husustan bahsedecektim lâkin izlediğim bir haber fikrimi değiştirdi. Milat gazetesi yazarı Sevgili Sabiha Doğan Hanımefendi’nin paylaştığı bir videoyu seyredince iliklerime kadar ürperdim, kanım dondu!

Bir kadın metrobüste yolculuk ederken sanırım çantası oturan bir beyefendiye değiyor, o da doğal olarak uyarıyor… Sen misin uyaran, adamcağıza hemen terliğini çıkarıp vurmaya başlıyor hem de galiz küfürler ediyor. Ne annesi kalıyor ne de adamlığı! Adam defalarca terlik yiyor ve eli kalkmıyor yine de…

Kadın nereden bakarsanız kırk yaşın üzerinde…

Bu agresif kadın bir şeye sinirlenebilir, kızabilir, incinebilir, başka dertleri olabilir. Ancak her ne olursa olsun, bir toplu taşıma aracında bir erkeğe hem vurup hem de galiz küfürler etmesi, korkuttu beni. Çok korkuttu…

Kadını, cinsiyeti üzerinden her türlü savunun kadın hakları savunucuları lütfen bu videoyu seyretsin; defalarca, evire çevire seyretsin hem de… Bu adamcağızın hakkını şimdi kim savunacak? Erkeğin toplumdaki haklarını hiç ama hiç konuşmaz olduk. Artık her şeyi bir kenara koyduk, adamlar dayak da yemeye başladı!

‘Kadının beyanı esastı’ ya artık kim tutar kadını! Tabii ki bazılarını…

Hep söyledim söyleyeceğim; cinsiyet üzerinden hak verilirse, sürekli bir cinsin hakları mevzu bahis edilip öncellenirse böyle vakalar, kadına şiddet, erkeğe şiddet artar. Cinsiyetçi değil; kişilik hakları, insanlık üzerinden meselelere bakarsak şayet, gerçekçi çözümlere ulaşmak daha kolay olacaktır.

Kadınlar, ayrıcalıklı bir konum üzerinden değerlendirildiklerinin farkındalar ve böyle vakalar ve benzerleri atarak devam edecektir. Bu durum bir toplumda kaos ve ikilem doğurur ve sonuçları da ağır olur.

En kısa zamanda bu kadının bulunup ifadesi alındıktan sonra mutlaka içeri atılmalıdır! Bu toplumda hiç kimsenin bir başkasından üstünlüğü yoktur ve olmamalıdır. Herkes kimliğinin ve kişiliğinin bütün hak ve hukukunu korumak ve kollamak zorundadır!”

 

S

aygıdeğer Okuyucularımız!..

Bilindiği üzere bu mevzu,  bizim de defaatle ele aldığımız ve şiirler yazdığımız bir mes’ele. Yukarıdaki satırların geçtiği hadisenin haberini de televizyondan seyrettiğimiz için daha bir hislendik ve “Onların ‘KADEM’ine karşılık bizim de bir ‘ER-DEM’imiz olmalı” diye düşünerek elimize aldığımız kâğıt kaleme sarıldık. Ardından da ortaya çıkan mısraları Sizlerle paylaşalım istedik. Diyoruz ve bu şiiri de beğeneceğiniz ümidiyle aynen sunuyoruz… Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

= = = * = = =

“KADEM” varsa, “ER-DEM” var, “tez zamanda” kurula;

“Kula kulak” yaraşmaz, “bir Hakîm-i Mutlak” var!..

“Herkes haddin bilmeli”, tek “Allah’a kulluğa”;

Bu “kulak”ta “nîmet” var, sonu “Cennet”e uzar!..

 

“KADEM” varsa, “ER-DEM” var, “Hak-Hukukta Denge” şart;

“Tek yana” çekse tartı, “doğru çıkmaz” yine tart;

“Dernek-Vakıf” kurula, tez günde ala start!..

“Kula kulak” yaraşmaz, “bir Hakîm-i Mutlak” var;

Bir “kıştır” gelir-geçer; aha “Şubat”, ardı Mart!..

 

“KADEM” varsa, “ER-DEM” var, ve “ER-DEM”in üyesi;

Onca “erkek” yanında, “Aybike”nin “Tiz Sesi”;

Ve O’na destek verir, “Kayın Valde-Annesi!..”

“Kula kulak” yaraşmaz, “bir Hakîm-i Mutlak” var;

“6284/Altmış iki seksen dört, sorarım neyin nesi?..

 

“Hak-Hakîkat” bu iken, “Kadın beyanı” nasıl…

…Esas” kabul edilir? Buna cevap ver asıl;

Ondan sonra “eşitlik”, başlasın fasıl-fasıl!..

“Kula kulak” yaraşmaz, “bir Hakîm-i Mutlak” var;

Önce bunu bilelim, kavrayalım velhasıl!..

 

“Efsane Amazonlar”, “KADEM”le “gerçek” oldu;

“Yalan-yanlış beyanla”, kodesler erkek” doldu;

“Evlilikler” azaldı, “aileler” mahvoldu!..

“Kula kulak” yaraşmaz, “bir Hakîm-i Mutlak” var;

“Ev-ocak”ta “huzur” yok, “sevgi” sarardı-soldu!..

 

KAYIKÇ’Ali yaz-söyle, “Meryem Bacı” der böyle;

“Mutluluk” “Kaf Dağı”nda, bura “derbeder” böyle;

“Şiir” azın söyledi, “şehir” “bin beter” böyle!..

“Kula kulak” yaraşmaz, “bir Hakîm-i Mutlak” var;

Ol “Kanun mülgâ” olsun, “yıktığı yeter” böyle!..