“HOCA”YA BAK “LÂF”A BAK, KATILDIĞI “SAF”A BAK!.. « Samsun Haber | Samsun Son Dakika Haberler

SON DAKİKA

Başkan Sandıkçı’dan Çağrı

GÜNDEM, SAMSUN HABERLERİ

      “HOCA”YA BAK “LÂF”A BAK, KATILDIĞI “SAF”A BAK!..

ALİ KAYIKÇI DEREBAHÇELİ

                                               “HOCA”YA BAK “LÂF”A BAK, KATILDIĞI “SAF”A BAK!..

                                                               (“Malûmlar”a “Taşlama”, mısra-mısra haşlama):                 

 

*  “İçinizden iyi ve yararlı olana dâvet eden,  doğru olanı emreden bir topluluk çıksın. İşte gerçek kurtuluşa kavuşanlar onlardır.”,  “Siz Müslümanlar; insanlığın iyiliği için çıkarılmış bir topluluksunuz, doğru olanı emreder, eğri olandan insanları sakındırırsınız.”, “Ey îmân edenler! Sizden olmayanları dost edinmeyin! Sizi şaşırtmakta kusur etmezler, işlerinizin sarpa sarmasını arzu ederler. Görmüyor musunuz buğzları ağızlarlından taşmakta…”  (K. Kerîm; Al-i İmrân Sûresi, âyet 104, 110,  118)

*  “Şâirler(e gelince), …imân edip iyi ameller işleyenler, Allah’ı çok ananlar…” (K. Kerîm; Şuarâ Sûresi, âyet 224, 227’den)    

“Dîn, nasîhattır.”, “Dinin temeli nasihattir”, “Duyduğu hak sözü, bir Müslüman kardeşine söylemek, ne güzel hediyedir.”, “Allahü teâlânın en çok sevdiği kimse, çok nasihat edendir.”, “Her insan hatâ eder. Hatâ edenlerin en hayırlıları, hatâlarından dönenlerdir.”, “Benim ümmetim, bâtılda ittifak etmez.”, “İyi bir iş yapmaya niyet edip de yapamayana, tam bir iyilik yapmış gibi sevâb verilir. Niyet edip yaparsa, on mislinden 700 misline, hatta daha fazla sevâba kavuşur. Kötü bir işe niyet edip de yapmayana, yapılmış tam bir iyilik sevâbı verilir, niyet edip de yapana ise sâdece bir günâh yazılır.”,  “Îmân etmedikçe Cennet’e giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de gerçek mânâda îmân etmiş olamazsınız!”, “Îmânın temeli ve en kuvvetli alâmeti, Müslümanları sevmek ve Müslümanlara düşmanlık edenleri sevmemektir.” , “İnsan, dünyâda kimi seviyorsa, âhirette onun yanında olacaktır.”, “Kim kendini bir kavme benzetirse, onlardandır.”,  “Zâlime yardım eden, ondan zarar görür.”, “Bir zâlime yardım edene Allahü teâlâ o zâlimi musallat eder.”,  “Hayâ, îmândandır. Îmânı olan cennettedir. Fuhuş, kötülüktür. Kötüler, cehennemdedir.”, “Hayâ ile îman, beraberdirler. Biri gidince, diğeri onu tâkip eder.”  (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)

“Hayâsız insan, halk içinde çıplak oturan kimse gibidir.” (Hz. Ebû Bekir “r. anh”)

*  “En çok sevdiğim kimse, bana ayıp ve kusurlarımı haber verendir.”, “Biri benim yanlışımı görür de beni uyarıp o yanlışı düzeltmezse onda hayır yoktur, benden uzak dursun. O kişi beni uyarır ve yanlışın düzeltilmesi konusunda çaba gösterir fakat ben o söze ve kişiye itibar etmezsem, bilsin ki, artık bende hayır yoktur!..” (Hz. Ömer “r. anh”

*  “Kendi görüşünü beğenen kimse, doğruyu bulamaz.” (Hz. Ali “r. anh”-Türkiye Takvimi, 21.05.2021)                        

*  “Saygılı Kardeşim! Kureyş kâfirleri uğursuzluklarını, aşağılıklarını, taşkınlıklarını arttırdığı zamanda, Müslümanları çekiştirici, kötüleyici şeyler uydururlardı. Peygamberimiz (aleyhi ve âlâ aleyhisselâtü vesselâm) İslâm şâirlerinden birkaçına kâfirleri kötülemelerini emir buyurdu. O şâirlerden biri, Resûlullah’ın önünde minbere çıktı. Herkese karşı kâfirleri kötüleyen şiirleri okudu. O Server (aleyhisselâtü vesselâm), ‘Bu kâfirlerin kötülüğünü açığa vurdukça, Rûhul-Kûds (Cebrâil aleyhisselâm) bununla beraberdir’ buyurdu.”; “Kitap, altın bir kafes, ilim içinde kuştur/Kafesi satın alan, kuşa sahip olmuştur.”,  “Yayılmış olan günâhın tevbesini de yaymak lâzımdır.” (İmâm-ı Rabbânî “kuddise sirrûh”)

*  “Kötü kimseyi; kötülüğü ile anma, bir iyiliğini bul, onu söyle. Eğer kötiülüğü din hakkında ise, bid’at ise onu insanlara söyle ve ona uymaktan onları koru!..” (İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe “r. aleyh”-Türkiye Gzt; 25.12.2020, s. 11)

*  “Kul hayâ sâhibi olduğu zaman, hayır ve iyi işlere yapışır. Hayâ kalbe yerleştiği zaman, nefsin arzu ve istekleri ondan uzaklaşır.” (Ebû Süleymân-ı Dârânî “r. aleyh”)

“Allahü teâlâdan hayâ etmeyen kimse, insanlardan da utanmaz.” (Zeyd bin Sâbit “r. aleyh”)

“Âfetlerin evveli cehâlet, sonra nefsin arzu ve isteklerine meyletmek, sonra da hayâyı terk etmektir.” (Sehl-i Tüsterî “r. aleyh”)

“Hayânın en kıymetlisi, Allahü teâlâdan utanmaktır. Ondan sonra Resûlullah’dan (sallallahü aleyhi ve sellem) hayâdır. Daha sonra insanlardan hayâ etmektir.” (Muhammed Hâdimî “r. aleyh”)

* “Hiçbir kimse yoktur ki, dostu ve düşmanı olmasın. Mademki böyledir, o hâlde Allahü teâlâya ibâdet edenlerle beraber bulun, onları sev!..” (İmâm-ı Şâfiî “r. aleyh”)

*  “Türk dilini öğreniniz! Çünkü onların hâkimiyeti uzun sürecektir.” (Hadîs), “Gördüm ki yüce Allah, devlet güneşini Türklerin burçlarından doğdurmuş. Onlara Türk adını kendisi vermiş; onları yeryüzünün hâkanı kılmış ve cihân halkının dizginlerini onların eline bırakmış.” (Kaşgârlı Mahmud “r. aleyh”-Divan-ı Lügati’t Türk)

  *  “Türkiye’ye gideceğim. Yeryüzünde iki Türk var ise, biri mutlaka benim. Ben Türk’üm, ama Jön Türk değilim.”,  “Arabî nübüvvet lisanı, Osmanlıca devlet lisanı, Uydurukça ise cehennem lisanıdır.”  (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî “rahmetullahi aleyh” Efendi)

*  “Bilgilerin doğru olması kâfi değil. Esas olan yazarıdır. Yazarının rûhâniyyeti satırların arasında dolaşır. Yazan ihlâslı birisi ise, okuyan istifâde eder. İhlâslı değilse, fâsıksa, habîs rûhu kitâba aks eder. Okuyan zarar görür de haberi bile olmaz. İşte,  Müslümanlar böyle kitâpları okuyunca kalblerinde bir kararma meydana gelir. Kitâbı yazan, yazdığından daha mühimdir. Temiz su, temiz borudan geçerse temiz olur. Temiz su, pis borudan geçerse temiz olur mu?.. Pis borudan akan sudan şifâ olmaz.” (Hüseyin Hilmi Işık “r. aleyh” Efendi)

*   “İyilik yapmak iyidir. Fakat en tehlikelisi, kötülüğe alet olmaktır.” “Hocamız (H. Hilmi Işık) yeni türedi kelimeleri hiç sevmezlerdi. Birisi onun yanında bu kelimeleri kullanırsa anlamazlıktan gelirlerdi. Meselâ birisi ‘özet’ kelimesini kullansa, ‘Anlayamadım efendim’ buyururlardı; bu kimse kendisi düzeltemezse kibarca, kalbini hiç kırmadan ‘hülâsa mı demek istediniz?’ buyururlardı.”  (Dr. Enver Ören “r. aleyh”; Sohbetler-14.11.1993)

* “Kesinlikle uydurukça kelimeler kullanılmayacak.” (Enver Baba İlkeleri-Nuh Albayrak; Türkiye Gzt. 02.03.2013, s. 16)

*  “Dil giderse, din de gider.”  (Türkçe İstiklâlini Kaybetmekte-Rahim Er; Türkiye Gzt. 06.08.2013)

*  “Kişinin kıymeti, dilinin altında ve kaleminin altında gizlidir. Onu söz ve yazı açığa çıkarır.” (Ord. Prof. Dr. Ali F.Başgil “r. aleyh”)

“Dilde, fikirde, işte birlik!..”  (İsmail Gaspıralı-Bahçesaray, Kırım/1851–1914)                                 

*  “Kahrolsun Şeriat Hükûmeti”, “Artık 1935’teyiz. On iki senelik bir müddet zarfında, yeni Türk, kendine yeni bir ruh, yeni bir ahlâk, yeni bir tarih, hattâ, Allah’ı artık Tanrı diye andığı için, diyebilirim ki yeni bir Allah yaratmıştır.” (Moiz Kohen/Tekin Alp-Kemalizm; İstanbul 1936, s. 94, 171)

“Ben bu yeni kelimeleri uydururak dili bozmak ve bu dille okuma yazmayı imkânsız hâle getirerek kullanımdan kaldırmak istiyorum.” (N. Ataç: Bkz: Mustafa Miyasoğlu-Edebiyat Sohbetleri; Konak Yy. İstanbul 2003)

* “Eski Van Milletvekili merhum İbrahim Arvas Bey (“Tarihi Hakikatler”) adlı eserinde) anlatmıştı. Lozan’ın gizli protokollerinde şu maddeler varmış: 1- Hilâfet kaldırılacak; 2- Şeriat yasaklanacak; 3-Türkiye İslâm’dan ve İslâm dünyâsından uzaklaştırılacak.”  (Mehmed Şevket Eygi “r. aleyh” -Millî Gazete; 26.02.2017, s. 3)

* Bugün birkaç yüz kelimelik uyduruk, sade suya tirit, canına okunmuş Türkçe ile köy olmaz, kasaba olmaz, medeniyet olmaz. Agop Martayan’ın uydurduğu arı ve duru Türkçe ile İslâmi eğitim olmaz; İslâmî kültür olmaz; İslâmî ilerleme olmaz.”  (Mehmed Şevket Eygi “r. aleyh”-Millî Gazete; 02.01.2014)

*   “Türkiye’nin en mühim dâvâsı, hiç şüphesiz, dil dâvâsıdır.” Prof. Dr. Mehmet Kaplan-Nesillerin Rûhu, s. 150

*  “Ruhsal, parasal, soyut, boyut, yaşam, eğilim/Ya bunlar Türkçe değil, yahut ben Türk değilim!    Oysa halis Türk benim, bunlar işgâlcilerim/Allah Türk’e acısın, yalnız bunu dilerim…” ,  “Bizce şiir, mutlak hakikati arama işidir… Mutlak hakikat Allah’tır…” , Şiir, Allah’ı sır ve güzellik yolundan arama işidir… Şiir, türlü tecelli yoluyla Allah’tan gelir; ve bütün bu perdeleri devirerek Allah’a yol açmaya doğru gider…” , “Şâir odur ki; renk, çizgi, ses, ahenk, hacim, pırıltı, ışık, buud, hareket, eda, mânâ, her tecelliyi şiir, şiiri de Allah için bilir…” , “Bülbül kovuldu mu gül bahçesinden/Gak gak karga, vak vak kurbağa gelir.” (Necip Fâzıl Kısakürek  “r. aleyh”; Çile)

*    “Türk eriyiz, silsilemiz kahraman/Müslüman’ız, Hakk’a tapan Müslüman…” ,  “Emr-i bi’l mâruf imiş ehl-i İslâm’ın işi/Nehyedermiş bir kötülük görse kardeş kardeşi!”( M. Âkif Ersoy; Safahât)

*  “Türkçe, dünyada en yaygın bir coğrafyada konuşulan bir dildir. İngilizce, Fransızca ve Almanca daha yok iken, ondan yedi asır evvel, Türkçe yazı dili idi… Türk dili, dünyâda mevcut dillerin en zenginidir.”, “Bizim konuştuğumuz bu dokuz asırlık Türkçe, yalnız Türkiye Türklerinin dili değildir. Türkistan, İran, Kafkasya, Kerkük, Kıbrıs ve bütün Balkanl memleketlerindeki soydaşlarımız da hâlen aynı Türkçeyi kullanmaktadırlar.” (Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu “r. aleyh”-Türkçenin Asıl Meselesi; Türkiye Gazetesi-28.11.1987, 09.01.2022)

* “Türkçeye mâlolmuş, milletimiz tarafından anlaşılan ve kullanılan Arapça ve Farsça asıllı kelimeleri atarken, asıl hedefleri, Türk insanının dinî inancı ile olan bağlarını koparmaktı.” (Prof. Dr. İsmet Miroğlu “r. aleyh”-Türkiye Gazetesi, 27.11.1995)

“Lisan bir binâ ise, yapı taşı ‘kelime’/Herbir taş eksildikçe, dökülür lime lime!/Dîni, târihi seven, basiretli her kişi/Önem verir lisâna, hafife almaz işi/Asıl maksat dîne ve târihe saldırmaktır/Yazılmış eserleri, raflara kaldırmaktır.” (M. Hâlistin Kukul-Uyanmak Zamanı; İstanbul 2017, Yakın Plan Yy. s. 125’ten)

*  “Şiir ile tefekküre çıkmak, öncelikle sağlam bir imân, ihlâs ve inanç; büyük bir mahâret, cesâret ve fedâkârlık işidir. Her şeyde olduğu gibi şiir söylemek, yazmak da Allah’ın (celle celâlühü) rızâsı için olmalı ve şâirde bunun için güzel niyet kurmalıdır.” (Ahmet Şahin– Denge Gazetesi-19.02.2017, s. 14)

*  “Kimi zaman ciltler dolusu kitabın yapamadığını bir şiir yapar.” (Namık Kemâl Zeybek-Eski Kültür Bakanı)

*  “Yahu biraz da sizi taltif edenleri değil, tenkit ve teklif edenleri dinleyin!.. Bir kere de hakikatleri haykıranları dinleyin!..” (Prof. Dr. Ahmet Maranki-Yeni Akit Gzt; 11.08.2020, s. 6)

“Türkçemiz, iki büyük menfî harekete muhatap olmuştur. Bunlardan biri, İngilizcedir ki, Millî Eğitim Bakanlığı’nın resmî uygulamasıyla âdeta ikinci ana lisan olarak ilkokul ikinci sınıftan itibâren mecbûrî ders olmuştur; afişlere, reklamlara ve resmî dairelerdeki tanıtım yazılarına kadar ulaşmıştır. Diğeri ise; âdeta bir hastalık hâlini alan ve yine Millî Eğitim Bakanlığı’nın yanlış uygulamalarıyla okul kitaplarına sokulup çocuklara zorla kullandırılan, Türkçe’de karşılıkları bulunduğu hâlde ‘uydurulan kelimeler’dir.” (M. Hâlistin Kukul-Aydın Efesi Dergisi;  S. 53, Kasım-Aralık 2019, s. 3)

*  “Şiir; bir yürek törpüsüdür, kazır ve kanatır şâirin yüreğini. Oradan başka yüreklere akar. Şiirde; her kelime önce beyinde damıtılır, yürekte demlenir, rûhta mayalanır ve mısralarda dirilir.” (Yavuz Bahadıroğlu “r. aleyh”-Yeni Akit Gzt; 14.12.2019, s. 7)

*  “Toplumu ilgilendiren, toplumun leyh ve aleyhinde olan konularda toplumun bilgilendirilmesi, eleştirilerin açık olması gerekir ki, bu yanlışlar toplumda emsal alınıp, sirayeti engellensin.”, “Bizler adil şahidler olacağız. Kural bu! Hakkı söyleyeceğiz. Kınayanların kınamalarına aldırış etmeyeceğiz. Sözü dinleyecek, işe bakacak, doğrusunu kabul edip, yanlışına karşı çıkacağız.” (Abdurrahman Dilipak-Yeni Akit Gzt; 19.06.2020, s. 9)

*  “Dost, kulağa hoş geleni söyleyen değil, doğruyu söyleyendir.”   (Prof. Dr. Kurtman Ersanlı)

*   “Türklüğün vicdanı bir/Dini bir, vatanı bir/Fakat hepsi ayrılır/Olmazsa lisanı bir!..” (Ziya Gökalp)

“Allah, şiiri hak yolunda kullananlardan râzı olsun!..” (Prof. Dr. Cevat Akşit-Millî Gazete; 27.04.2017, sy. 9)

*  “Bağnaz bakış, binlerce yıllık medeniyet mirasımıza sırtını döndü. Türkçemiz, tarihimizin en büyük kelime katliâmlarına maruz bırakıldı. Diline sahip çıkmayan,  devrilmeye mahkûmdur.” (CB R. Tayyip Erdoğan) (Türkiye Gazetesi-21.01.2021, s. 1, 9)

*  “Hayât: Diri olmak, dirilik. Allahü teâlânın bilmemiz vâcib olan sıfât-ı subûtiyyesi’nden biri. “;  “Hayât: İsim, Arapça; dirilik, canlılık, sağlık, yaşayış, ömür.”; “Hayâ: Utanma hissi.” (Sözlük); “İT: İttihat-Terakki”.

“Ateizm: Allah’ın varlığını inkâr etme.” (Sözlük);  “Bröve: Bir işi yapabileceğini göstermek üzere kişiye verilen yeterlik belgesi” (Sözlük)

“Türkiye Türkçesi: Hayat, Uydurma Tükçe: Yaşam, Azerbaycan Türkçesi: Hayat, Başkurt Türkçesi: Hayat, Kazak Türkçesi: Hayat, Kırgız Türkçesi: Hayat, Özbek Türkçesi: Hayat, Tatar Türkçesi: Hayat, Türkmen Türkçesi: Hayat, Uygur Türkçesi: Hayat” (Türkiye Gazetesi-09.01.2022, s. 8)

 

S

aygıdeğer Okuyucularımız!..

“Millî Gazete”nin 3 Haziran 2022 Cuma günlü nüshası 2’nci sayfasında, “Hac ve Umre” başlıklı köşe yazısını görünce; içinde bulunduğumuz aylarda bu hususta yeni bir döneme girildiğinden, hem bildiğimiz bâzı bilgileri takviye etmek/pekiştirmek, hem bilmediğimiz şeyleri de ola ki öğrenmek niyetiyle sütuna göz atınca; ilk önce ara başlıktaki “Müslümanlar Olarak Yaşamda Biriz” lâfına takıldık. Sonrasında ise aynı paragrafın devamındaki “Her Müslüman’ın üzerine farz olan hac ibadeti vesilesiyle Yüce Allah (C.C.) Müslümanları Zilhicce ayının 9’unda Arafat’ta, 10’undan itibaren Kâbe’nin çevresinde, Mekke’de bir araya getirir. Müslümanlar olarak yaşamda biriz…” cümlesinde “hayat” kelimesi karşılığı geçen o malûm ve mahût “uydurukça arsız, hayâsız sözcük” ile irkildik; makâle sahibi “Prof. Dr. Cevat Akşit Hocaefendi” adına da iyice bir sarsıldık/üzüldük. Ardından da 19/20 Ocak 2022 günlerinde (“Arab: Hayât” Diyor, “Türk” Olan “Hayat!”) başlığı altında bu sitede neşredilen sohbetimizi hatırladık.

Bu arada, yukarıda “Serlevha” hâlinde sunduğumuz âyet, hâdis ve cümleler ile birlikte aşağıdaki (1. Bölümde) tekrardan okuyacağınız mısralarımızı düşündük.

Türkiye Gazetesi”nin 9 Ocak 2022 günlü nüshası 8’nci sayfası olan “Geniş Açı: Fikir ve Tartışma” sayfasına “Türk Birliğine Engel Olan Faktörler ve Dil” başlıklı bir makâle yazan ve “derin mi derin bir yara”mıza âdeta parmak basan “Sn. Dr. Mehmet Can” Bey kardeşimizin kaleme aldıkları hususların ne kadar ehemmiyetli olduğunu bir kere daha müşâhede eyledik.

Ve en nihayetinde de bunları bir defa daha harmanlayıp “Cevat Akşit Hocaefendi”yi sükûtla karşılayamıyacağımız kanaatine vardık. O’na, aynı günlü “Millî Gazete”nin 3’üncü sayfasında “Mahmut Toptaş Hocaefendi”nin köşe yazısından “Hersekli Ârif Hikmet”ten iki mısralık bir alıntıyla da cevap verelim istedik: “Olma isyâna çeri kuvvet ile fil gibi/Düşmanı hakka hücum eyle Ebabil gibi”. Ortaya (2. Bölüm) mısraları çıktı.

Diyoruz ve dahi bu his ve düşünceler ile yazılan bu köşe yazımızla da Sizleri başbaşa bırakalım istiyoruz. Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

= = = ( – 1 – ) = = =

“Arab: Hayât” diyor, “Türk” olan “hayat”;

Sen ne “gevelersin”, “hayâ”ya inat!..

“Müslüman-Türkler”den, başka mısın Sen?

Şu “Agop-Ataç”ı, bir “red” eylesen;

“Uyduruk Türkçe”ye, “kör”dür kâinat!..

 

“Arab: Hayât” diyor, “deden” de öyle;

Dedenin torunu”, bi doğru söyle;

Ateizm”e niyet, bu “bröve”yle!..

Şu “Agop-Ataç”ı, bir “red” eylesen;

“Müslüman-Türkler”den, başka mısın Sen?

 

“Cehennem Lisanı”, “cahîm”e taşır;

“Aziz Nesin” dinsiz, inancı kaşır;

“Uyduruk Tükçe’ci”, gördün sırnaşır!..

Şu “Agop-Ataç”ı, bir “red” eylesen;

“Müslüman-Türkler”den, başka mısın Sen?

 

“Türkiye Türkçesi”, “Azerî-Tatar”;

“Kazak-Başkurt” aynı, “Türkmen” tat katar;

“Kızgız-Özbek” bizden, “Uygur”a kadar!..

Şu “Agop-Ataç”ı, bir “red” eylesen;

“Müslüman-Türkler”den, başka mısın Sen?

 

“Moskof”un emrine, “Siyon” emrine;

“Hayır!” de, “Olmaz!” de; var “diklen” yine;

Ataç”a da “rest” çek, yaklaş Sen dine!..

Şu “Agop-Ataç”ı, bir “red” eylesen;

“Müslüman-Türkler”den, başka mısın Sen?

 

“Bir asır evvel” Biz, “dilde birlik”tik;

“Ay-Yıldız”lı sancak, nereler’ diktik;

“Dünyâda Lider”ken, “İT”(*)ten ne çektik?..

Şu “Agop-Ataç”ı, bir “red” eylesen;

“Müslüman-Türkler”den, başka mısın Sen?

 

“Slav” ırkına da “Yahûdi” “arz…”a;

“Türk” görünüp de, “düşmanî tarz”a;

“Hayır!” de, “Olmaz!” de; “dildeki şarz”a!..

Şu “Agop-Ataç”ı, bir “red” eylesen;

“Müslüman-Türkler”den, başka mısın Sen?

 

Bu dil “dokuz asır, konuştuğumuz”;

“Türkistan… Kafkasya”, sözlü “tuğumuz”;

“Hacıeminoğlu”, baş “tuttuğumuz!..”

Şu “Agop-Ataç”ı, bir “red” eylesen;

“Müslüman-Türkler”den, başka mısın Sen?

 

“İ. Salman” gibiler, “Yeni Yetmeler”;

“Şeytân”ın peşinden, “atlı” gitmeler;

“PKK misûllî”, “yurt  terketmeler!..”

Şu “Agop-Ataç”ı, bir “red” eylesen;

“Müslüman-Türkler”den, başka mısın Sen?

 

KAYIKÇ’Ali der ki, “Hayat”ta “hayât”;

Rabbimiz sıfâtı”, bilsin kâinat;

Şu “Agop-Ataç”a, milyonla inat!..

Şuurlu bir dille, bir “red” eylesen;

“Müslüman-Türkler”den, başka mısın Sen?

                        = = = ( – 2 – ) = = =

Ne deyim sana “Hoca”, hemi gitmişsin “Hac”a;

Kaç “kandil” ihyâ ettin, “Kâdir”den tâ “Mirâc”a;

“Agop”a hizmet demek, destek vermektir “Haç”a!..

“Ataç’a hizmet” ise, “Ateizm”e güç katar;

“Arvâsî” lâfı dinle, “A. Nesin” nerde yatar?!..

 

“Hoca”ya bak “lâf”a bak, katıldığı “saf”a bak;

“Millî Gaste” yanlışı, “hatâ” üstü “gâf”a bak;

“Hersekli Ârif” dinle, “Ebâbîl taraf”a bak!..

“Ataç’a hizmet” ise, “Ateizm”e güç katar;

“Arvâsî” lâfı dinle, “A. Nesin” nerde yatar?!..

 

“Hersekli”, “”Doktor” değil, “Doçent-Prof” hiç değil;

“Dosdoğru” bir lâf etti, bu söze Sen de eğil;

Hem “Hac-Umre” diyorsun, hem “arsız”a bir meyil!..

“Ataç’a hizmet” ise, “Ateizm”e güç katar;

“Arvâsî” lâfı dinle, “A. Nesin” nerde yatar?!..

 

KAYIKÇ’Ali bu “bâb”ta, “hatâ: MEB’te-Mihrâb”ta;

Bir “Fulbriht” narkozu var; “üç çeyrek”te,  her “hafta”;

“Cennet, Cehennem” ayrı, “A’râf Ehli” bir safta!..

“Ataç’a hizmet” ise, “Ateizm”e güç katar;

“Arvâsî” lâfı dinle, “A. Nesin” nerde yatar?!..