“HAKKI SÖYLEMEYEN HAKK’IN SİLLESİNİ YER!..” aygıdeğer Okuyucularımız!..İlk nüshası 22 Nisan 1970 günü İstanbul matbuatına düşen “
Hakîkat Gazetesi”nde şöyle bir alt (spot) başlık vardı:
“Hakkı Söylemeyen Hakk’ın Sillesini Yer” Bu “slogan”; l0 Şubat 1939-22 Şubat 2013 târihleri arasında Türk-İslâm Dünyâsına bir “
Envar” gibi düşüp parlayan
Dr. Enver Ören Beyefendi/Abi’nin 74 yıllık örnek hayâtının da bir bakıma özeti gibidir.O;
Hüseyin Hilmi Efendiden aldığı “
Işıklar” ile mesai arkadaşlarından-okuyucularına kadar bütün gözü ve gönlü açık kişilere ilâhî nûrlar saçmış ve nihayet Cenâb-ı Allah’ın “
İrcî/Dön gel!..” emrine uyarak ilâhî dâvete icâbet eyleyip “
Rahmet-i Rahmân’a kavuşmuş” bir kişidir…Diyoruz ve dahi yukarıda sunduğumuz bu güzel slogan üzerine kaleme aldığımız aşağıdaki mısraları da “
Samsunlu Şâirler ve Yazarlar Ansiklopedisi (Beşyüz 55 İsim’e Doğru)-Ali Kayıkçı; Samsun 29 Ekim 2022, sy. 284”den alarak
Sizler ile paylaşmak istiyoruz. Kalbî sevgi ve saygılarımızla…* - * - * - * - * -
İster bir âlim ol yahut da bir cühelâ; Doğru diyen kurtulur, sanma yalan diyenler; Kimi dostundan çeker, kimi yaşar bin belâ… “Hakkı söylemeyen” fert, “Hakk’ın sillesini yer”; İster iki taş olsun, ister neon tabelâ… Mevki, makam hepsi boş; ister kalantor-liboş; İster bar, pavyon dolaş; istersen Meclis’e koş; Nice yalan konuşsan, kulağa gelse de hoş… “Hakkı söylemeyen” fert, “Hakk’ın sillesini yer”; El-ayağı tutulur, sanırsın olmuş sarhoş… Para, şan, şöhret, evlât; o gün geçmez bir akça; Kazandığın haramsa, kârın değilse hakça; Kelimeyi unutur, sözcük dersen bunakça… “Hakkı söylemeyen” fert, “Hakk’ın sillesini yer”; İşlerin Kabil’leşir, bin rezillik sunakça… Hatır, torpil, etiket; boştur, faydasız olur; Doğru bilip söyleyen, o gün elbet kurtulur; Yalan-yanlış konuşan, Hakk’ı öfkeli bulur… “Hakkı söylemeyen” fert, “Hakk’ın sillesini yer”; Sırat ince bir geçit, düşen nâra savrulur… KAYIKÇ’Ali her kişi, her söz kayıt altında; Her birine hesap var, yüce Allah katında; Altun ya da pul olur, ömür saltanatında… “Hakkı söylemeyen” fert, “Hakk’ın sillesini yer”; Umulmadık zamanda, “Bu da nerden geldi?” der…