DEREBAHÇELİ/ALİ KAYIKÇI “FETÖ’CÜ” DEĞİLSEN, BU YAPTIĞIN NE?!.. (“Malûmlar”a “Taşlama”, mısra-mısra haşlama): * “Ey îmân edenler! Allah’a karşı sorumlu olduğunuzu bilin! Şimdi herkes (kendine) malûm olmayan bir yarın için ne hazırladığına baksın! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah ki, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (Kur’ân-ı Kerîm, Haşr Sûresi, âyet 18)* “İslâm’da iyi bir çığır açan kişiye, bunun sevâbı vardır. O çığırda yürüyenlerin sevâbından da kendisine verilir. Fakat onların sevâbından hiçbir şey noksanlaşmaz. Her kim de İslâm’da kötü bir çığır a çarsa, o kişiye onun günâhı vardır. O kötü çığırda yürüyenlerin günâhından da ona pay ayrılır. Fakat onların günâhından hiçbir şey noksanlaşmaz!”
(Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)* “Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, İslâmî dayanışmanın en hikmetli ve hayırlı kazanımlarından biri, İslâm’ın ilkelerini dikkate alarak İslâmî olmayan ve aykırı davranış biçimlerini ayıklayarak her alanda İslâm’a uygun özgün tarzlar geliştirmek olduğunu söyledi. Erbaş, İslâm dünyasının potansiyelini gerektiği gibi kullandığında her açıdan dünyanın en önemli gücü hâline geleceğini belirterek, ‘O zaman oyunun kuralını kendisi belirleyecek, başkaları tarafından belirlenen kurallarla oynamak zorunda kalmayacaktır’ dedi.” (Basın) * “Bakın, ‘cehennemin yolları iyi niyet taşları ile döşelidir!’ Bu taşların size bu dünyada da bir faydası olmaz, ahirette de, kendinize yazık edersiniz, en çok da. Sahi, İİK yönetimi, Bakanlık, Konya Büyükşehir Belediyesi, TRT yönetimi, bizim aslan mediamız, diğer sponsorlar bu işin hiç mi farkına varmadılar? ‘AK Parti içindeki FETÖ’nün zihniyet ikizi AKP’lilere dikkat’ diye boşuna demiyoruz!..” (Abdurrahman Dilipak-Yeni Akit Gzt; 13.08.2022, sy. 9)* “…1997 yılında kardeş ülke Azerbaycan’da gerçekleştirilen oyunların takipçisi olmuş, İslâm adı olan bir etkinlikte yaşanan-yaşatılan rezaleti ve de Müslüman kimliğimizle bağdaşmayan oyun içinde ‘oyun’ olduğuna, ta o vakit dikkat çekmek istemiştik!
Ülkemizde yapılmaması konusunda ‘uyarı’ mahiyetindeki görüşlerimizi, yine bu satırlarda dillendirmiştik. (…) ‘Diyanet İşleri Başkanlığı’nın o gün aktif olan ‘ALO-190’ fetva hattına sormuştuk. Aldığımız cevap ‘Uygun değildir’ şeklinde olmuştu…” (Ahmet Gülümseyen-Yeni Akit Gzt; 19.08.2022, sy. 15)* “1. ‘İslamî oyun’ tabiri doğru mudur? Oyun ve eğlence, dinde ibadet ve tâat zıddında/karşıtlığında kullanılır. Onun için din ile oyun ve eğlence ve bunların en önemli enstrümanı müzik yan yana getirilemez. Oyun ve eğlencenin olduğu bir yerde, ibadet yapılmıyor, demektir. (…) Buna göre, ‘İslamî oyun’ ifadesi, kesinlikle Müslümanlar arasında kullanılamaz. Savaşa hazırlık için elbette çeşitli ‘harp oyunları’ yapılır. Fakat bunların başına dahi İslâm veya din kelimesinin getirilmesi uygun değildir. Çünkü din ayrıdır, oyun ayrıdır. - ‘İslamî oyunlar’da vücut teşhirinin hükmü nedir? Oyun olsun olmasın, Müslüman bir erkek ve kadının tesettürü, Fıkıh kitaplarında açıkça bildirilmiştir O da her iki tarafın avret yerlerinin örtülmesinden ibarettir. Buna göre vücudunun %80-90 yeri açık olan sporcuların sergilediği oyunlar için, İslami oyunlar tabirikullanılabilir mi? Bu, yüce İslâm ile alay etmek olur…” (Dr. C. Ahmet Akışık-Türkiye Gzt; 27.08.2022, sy. 7)
aygıdeğer Okuyucularımız!..“Millî Gazete Yazarları Siyami Akyel ve İsmail Hakkı Akkiraz”dan tutunuz da “
Yeni Akit Gazetesi”nde yazan “
Ali İhsan Karahasanoğlu” ve “
Ahmet Gülümseyen” bey kardeşlerimiz ile
“A. Dilipak” üstâda kadar pekçok kalem ehli; bu yıl Konya’da 5’ncisi tertiplenen ve adına “
İslâmî Dayanışma Oyunları” denilen sportif faaliyetleri, “
İslam İsmiyle Bağdaşmayan Spor Oyunları”, “
İslamî Dayanışma ‘Oyun’ları!” gibi başlıkları altında köşelerine taşımışlar; “
Türkiye Gazetesi Haber Müdürü Sn. Fatih Selek”ten, “
Fıkıh Doktoru Hemşehrimiz İhsan Şenocak”a, “
Halil Konakçı” ve “
Cübbeli Ahmet Hoca”larımıza kadar pekçok akl-ı selim sâhibi kişi ve yazarın bu mevzuyu gündeme getirmesine (dahasıyla, yukarıda
“serlevha” hâlinde mevzu kapsamlı bir şekilde ele alınmasına) rağmen, yetkili ve etkililerimizin hâlen daha sus-pus olmalarına bir mânâ veremediğimizi belirtiyor ve yukarıda dediğimiz gibi ilgilere sesleniyor ve “
FETÖ’cü değilsen, bu yaptığın ne?!..” diye soruyor ve dahi bu his ve düşüncelerle kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile
Sizleri başbaşa bırakalım istiyoruz. Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
= = = (***) = = =“İ. Dayanışma”ymış, neresi “İslâm?”;“Yetkiyi” aldıysan, “adam ol adam”;“UOK”(*) kuralıyla, karşıma çıkma; Yıkılır başına, bu “gök kubbe/dam!..” “Şenocak”lar yazdı, “Konakçı” dedi; “Fatih Selek” buna, “dikkat” eyledi; “Cübbeli Ahmet” de, epey peyledi; “Erkek”sen “adam ol”, kesildin “cüdam!..” “FETÖ’cü” değilsen, bu yaptığın ne?Açılsa “defter”in, baksak “içine”;Bir “sünnet”e baksak, bir “UOK”ine; Ve bir de ne diyor, o yüce “Hüdâm?!..” “Yarına neyin var, hazırlığın ne?”;Yaptığın uygun mu, acep “dîni”ne; “Sevâb” mı, “günâh” mı, gönderdiğine; Yoksa “boş mu verdin? Bana da ne gam!..” “Kötü çığır” açtın, “günâhın kat”lar; “Teşhirci sporcu”, ap-açık “hat”lar; “Başkan…Bakan… Müdür...”, boş bu “sıfat”lar; “Yetkiyi” aldıysan, “adam ol adam!..” KAYIKÇ’Ali der ki, “Bilmeyen bilmez……O şeytânî nefis, Hakk’a eğilmez……‘Nasûh tevbe’ yoksa, günâh silinmez……‘İ. Dayanışma’ymış, neresi ‘İslâm’?!..”----------------------------------------------------------- (*): “UOK”: Uluslararası Olimpiyat Komitesi