SON DAKİKA

    “DEDE”DEN “TORUN”A: SON NASÎHAT                                                                                                 

Bu haber 08 Mayıs 2020 - 15:28 'de eklendi ve 55 views kez görüntülendi.

DEREBAHÇELİ/ALİ KAYIKÇI         salgingunleri@elmayinevi.com

                                               “DEDE”DEN “TORUN”A: SON NASÎHAT                                                                                                                                            (Torunum Mustafa S. Kayıkçı’ya ve bütün torunlara…)

 

* “Hani Lokman oğlu öğüt vererek şöyle demişti: ‘Yavrum! Allah’a şirk koşma!..’ Gerçi biz insana anne-babasına itaati de tavsiye ettik.  …kendilerine dünyada yardımcı olup, ihtiyaçlarını karşıla da bana yönelenlerin yolunu tut, sonra dönüp bana geleceksiniz ve ben size yaptıklarınızı haber vereceğim!’ Yavrum! Haberin olsun ki, yaptığın bir hardal danesi ağırlığınca da olsa, bir kaya içinde veya göklerde veya yerin dibinde gizlense, Allah onu getirir mizânına koyar; çünkü Allah, en          ince şeyleri bilen, her şeyden haberi olandır! Yavrum! Namâzı kıl, iyiliği emret ve kötülükten alıkoy. Başına gelene sabret!.. İnsanlara karşı avurdunu şişirme (böbürlenip kibirlenme) ve yeryüzündle çalımla yürüme; çünkü Allah, övünen ve kuruntu edenlerin hiçbirini sevmez. Yürüyüşünde mutedil ol, sesini alçalt; çünkü seslerin en çirkini, elbette eşeklerin sesidir.”              (Kur’ân-ı Kerîm; Lokman Sûresi; âyet, 13-19’dan)                                                 

 

S

aygıdeğer Okuyucularımız!..

Bilindiği gibi, “Covit-19” virüsü ile milletçe topyekün bir mücâdele yapmak üzere Hükûmetçe peşpeşine kararlar alınmış ve uygulamaya konulmuştur. Bunlardan biri de 65 (sonrasında ise 60) yaş ve üzerinde olanlara getirilen “Sokağa Çıkma Yasağı/Evde Kal Kampanyası”dır.

Mart’ta başlayıp Nisan’da devam eden bu yasak/kampanya sebebiyle (sayıları giderek azalsa da, daha çok “Ataerkil Aile” denilen model/numûne ailelerde; anne-baba ve kardeşler yanında nine ve dedeler de aynı çatı altında (evde, dairede) barınmakta ve birlikte hayât sürmektedirler.

Bu “Korona Salgını” sebebiyle okullar ve bazı işyerleri de tatile gidince, şimdilerde aynı muhitte, bu genç-yaşlı insanlar ile aynı sofra etrafında daha çok bir araya gelinmekte ve özlü sözler yanında zaman zaman da “nasîhatler” bu mekânları ziynetlendirmektedir.

Yine malûmları olduğu üzere; sâdece “dededen/nineden toruna” değil, insanoğluna en büyük nasîhat “Kur’ân-ı Kerîm”dir; Peygamberimiz Efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” Hazretlerinin “hadîs-i şerîfleri”dir…  Sonra da mezhep imâmlarımızın ve “Ehl-i sünnet İslâm âlimleri”nin birbirinden güzel “eserleri”dir…     

Meselâ; “Kütûb-i Sidde” (6 büyük hadîs kitâbı) da,  bir büyük “nasîhat eseri”  olduğu gibi İmâm-ı Gâzalî’nin, İmâm-ı Rabbânî’nin bütün eserleri gibi Süleymân bin Cezâ Hazretlerinin “Ey Oğul İlmihâli”,  Rahmetli Hüseyin Hilmi Işık Efendinin “Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye”si de bir bakıma “nasîhat” kitâbıdır.

Hatta dahasıyla; Şeyh Edebâlî Hazretlerinin damâdı Osman Bey’e olan “vasîyyeti” de bir “nasîhattır” ve her bir anne-babanın “dîne-diyânete uygun sözleri” de bir  “nasîhat”, öğretmenin talebesine güzel “tembîhleri” de bir başka “nasîhat”tır/öğüt’tür…

Diyoruz ve özelde torunum Mustafa S. Kayıkçı’ya, genelde bütün evlât ve torunlara yönelik bir “nasîhat” şiiri ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı selâmlıyor, şu “virüslü günler”den sağlık ve âfiyetle kurtulmanızı diliyoruz.  Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

– * – * – * –  * – *   

Yaklaş “torun” yanıma, diyeyim sana bi’şe;

                Yaş 70’e erişti, güc-kuvvetim inişe;

                Aylar-yıllar yarıştım, az kaldı son finişe…

                Kulağını aç-dinle, tekrarı olmaz belki;

                Belki de “son nasîhat”, dokunsun şöyle dişe:

 

“Yoldaş” ararsan sana, “adres” sorarsan bana;

                Hangi yoldan Rabbına, “ulaşam” dersen O’na;

                Sığınayım affına, uyam dersen Kur’ân’a:

                Kıbleye dön-“namâz” kıl, bunu emreder akıl;

                Şeytânlar gel-gel derken, sen var imâma takıl!..

 

                “Hâcet”in var namâz kıl, var “sevincin” namâz kıl!..

                “Canın sıkkın” namâz kıl, “korktun”: İn-cîn namâz kıl!..

                “Öfken” boydan aşarsa, geçer “hıncın” namâz kıl!..

Kıbleye dön-“namâz” kıl, bunu emreder akıl;

                Şeytânlar gel-gel derken, sen var imâma takıl!..

 

“5 vakti” koma yalnız, “Sübhâ” var abdest sonu;

                “Kuşluk” var, “Evvâbîn” var; “Teheccûd” ince konu;

                “Tahiyyâd-ül Mescîd” var, “Menzîl” seyahat önü:

                Kıbleye dön-“namâz” kıl, bunu emreder akıl;

                Şeytânlar gel-gel derken, sen var imâma takıl!..

 

                “Teravih” Ramazân’da, “iftar” sonrası ânda;

                “Salât” olarak geçer, zikri çoktur Kur’ân’da;

                Işık olur yanına, “kabir” denen zindanda:

                Kıbleye dön-“namâz” kıl, bunu emreder akıl;

                Şeytânlar gel-gel derken, sen var imâma takıl!..

 

                “Dînin direği” odur, “îmân merteği” odur;

                “Resûlü sevdim” dersin, “sevgi gereği” odur;

                “İbâdet” beden ise, “beden yüreği” odur:

                Kıbleye dön-“namâz” kıl, bunu emreder akıl;

                Şeytânlar gel-gel derken, sen var imâma takıl!..

 

                “Tesbîh namâzı” uzun, “bid’ât”lerden çok sakın!..

                Kimi melek “kıyâm”da, “rükû”da “tâdil” takın!..

                “Tahiyyât”da “huşû” var, “duâ”da kalbe bakın!…

                Kıbleye dön-“namâz” kıl, bunu emreder akıl;

                Şeytânlar gel-gel derken, sen var imâma takıl!..

 

                KAYIKÇ’Ali bir dede, dede “nasîhat” ede;

                “Helâl” kazan, helâl ye; hayrın başında mide;

                Lokma helâl olursa, dil alışır “Tevhîd”e…

                Kıbleye dön-“namâz” kıl, bunu emreder akıl;

                Şeytânlar gel-gel derken, sen var imâma takıl!..