ÇOK MÜHİM KONU BUNLAR, KOLAY DEĞİLDİR YAZMAK! « Samsun Haber | Samsun Son Dakika Haberler
SON DAKİKA

ÇOK MÜHİM KONU BUNLAR, KOLAY DEĞİLDİR YAZMAK!

Bu haber 27 Mayıs 2020 - 14:26 'de eklendi ve 13 views kez görüntülendi.

ÇOK MÜHİM KONU BUNLAR, KOLAY DEĞİLDİR YAZMAK!

DEREBAHÇELİ/ALİ KAYIKÇI   ridvanseker1905@hotmoil.com                    salgingunleri@elmayinevi.com

*    “Oku! Seni yaratan Rabbinin adıyla;  Oku!.. O, keremine nihayet olmayan Rabbindir; kalem ile yazı yazmayı öğreten de O’dur. O, insana bilmediği şeyleri öğretti. Sakın okumazlık etme; çünkü insan, kendini nasîhate ihtiyacı yokmuş görmekle muhakkak azgınlık eder!..”  (Kur’ân-ı Kerîm;  Alak Sûresi, âyet 1-7’den)                                                     

*   “Bâzı şiirler, elbette apaçık bir hikmettir…”, “Hikmetli söz müminin yitiğidir. Onu nerede bulursa,  hemen alır.”,  “Büyüleyici sözler gibi, hikmetli şiirler de vardır…”,  “Şâir Hassan’ın sözleri, düşmana ok yarasından daha tesirlidir…”,  “Şiir, bir söz ki, güzeli daha güzel, çirkini daha çirkindir…”   (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi vesellem”)

“En çok sevdiğim kimse, bana ayıp ve kusurlarımı haber verendir.”    (Hz. Ömer “r. anh”)  

*   “Bir saat kitap okumak, yarım saat sohbet etmek gibidir.”    (Enver Ören “r. aleyh”; Sohbetler; c. 1, s. 433, 461)

*   “Bizce şiir, mutlak hakikati arama işidir… Mutlak hakikat Allah’tır…” , Şiir, Allah’ı sır ve güzellik yolundan arama işidir… Şiir, türlü tecelli yoluyla Allah’tan gelir; ve bütün bu perdeleri devirerek Allah’a yol açmaya doğru gider…” , “Şâir odur ki; renk, çizgi, ses, ahenk, hacim, pırıltı, ışık, buud, hareket, eda, mânâ, her tecelliyi şiir, şiiri de Allah için bilir…” (Necip Fâzıl Kısakürek “r. aleyh”; Çile)

*  “Kimi zaman ciltler dolusu kitabın yapamadığını bir şiir yapar.” (Namık Kemâl Zeybek-Eski Kültür Bakanı)

*  “Allah, şiiri hak yolunda kullananlardan râzı olsun!..” (Prof. Dr. Cevat Akşit-Millî Gazete; 27.04.2017, sy. 9)

 *  “Şiir; bir yürek törpüsüdür, kazır ve kanatır şâirin yüreğini. Oradan başka yüreklere akar. Şiirde; her kelime önce beyinde damıtılır, yürekte demlenir, rûhta mayalanır ve mısralarda dirilir.” (Yavuz Bahadıroğlu-Yeni Akit Gazetesi; 14.12.2019, s. 7)

*  “Dost, kulağa hoş geleni söyleyen değil, doğruyu söyleyendir.”   (Prof. Dr. Kurtman Ersanlı)

 

S

aygıdeğer Okuyucularımız!..

Bilindiği gibi, “Covit-19” virüsü ile milletçe topyekün bir mücâdele yapmak üzere “Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu”nca bâzı “Tavsiye Kararları” alınmış, “Hükûmetçe”de bunun uygulaması için peşpeşine “Genelge/Emirnâme”ler yayınlanmış ve bunlardan bir kısmı da Sn. Cumhurbaşkanımız tarafından vatandaşlara, mikrofonlardan duyurulmuş, ayrıca da “mektup” şeklinde ev adreslerine postalanmıştır. Bunlardan biri de 65 (sonrasında ise 60) yaş ve üzerinde olanlara getirilen “Sokağa Çıkma Yasağı/Evde Kal Kampanyası”dır.

Mart’ta başlayıp Mayıs’da da devam eden bu yasak/kampanya sebebiyle (sayıları giderek azalsa da, daha çok “Ataerkil Aile” denilen model/numûne ailelerde; anne-baba ve kardeşler yanında nine ve dedeler de aynı çatı altında (evde, dairede) barınmakta ve birlikte hayât sürmektedirler.

Bu “Korona Salgını” sebebiyle okullar ve bâzı işyerleri de tatile gidince, şimdilerde aynı muhitte, bu genç-yaşlı insanlar ile aynı sofra etrafında daha çok bir araya gelinmekte ve özlü sözler yanında zaman zaman da “nasîhatler” bu mekânları ziynetlendirmektedir.

Yine malûmları olduğu üzere; sâdece “dededen/nineden toruna” değil, insanoğluna en büyük nasîhat “Kur’ân-ı Kerîm”dir; Peygamberimiz Efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” Hazretlerinin “hadîs-i şerîfleri”dir…  Sonra da mezhep imâmlarımızın ve “Ehl-i sünnet İslâm âlimleri”nin birbirinden güzel “eserleri”dir…     

…Ve de  “Âşıkların” deyişleri, “yıllara dayanan hayât tecrübeleri/ile görüp yaşadıklarını” mısralaştırmaları…

Bunlardan bir kardeşimiz/gönüldaşımız/meslekdaşımız da kaleme aldıkları bir “şiiri”ni bize gönderip kanaatimizi sorunca, cevâben biz de “mısralara mısra” ile karşılık verelim, dedik. Ortaya aşağıdaki şiir çıkınca da onu Siz Saygıdeğer Okuyucularımızın, (genel menfaatleri bakımından da faydalı olacağı düşüncesiyle, yayından önce arkadaşımızın bir müsaadesini de aldıktan sonra) bilgilerine sunalım, istedik. Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

= = = * = = =

Ey benim “bal”dan Abim, baldan da “Şeker” Abim;

“Sükût” başlıklı “şiir”, bakalım “ne der?” Abim:

“Şükür-Huzur-Düşünce”, “çok şeyler söyler” Abim!..

Çok mühim konu bunlar, kolay değildlir “yazmak”;

“Tam İlmihâl” boyunca, “Fikir Bağı”nda gezmek!..

 

“Şükür”den çok “acîz”iz, hep “huzur” arıyoruz;

“Derviş” gibi “düşünsek”, “ledünnî” tarıyoruz;

“Sükût” etmek güzel de, “nefis”le karıyoruz!..

Çok mühim konu bunlar, kolay değildlir “yazmak”;

“Ömür” bir “film” sanki, kâh “baştan” sarıyoruz!..

 

Ey benim “bal”dan Abim, baldan da “Şeker” Abim;

“SSK Emeklisi”, ancak “er”den “er” Abim;

“Şiir” için en iyi, zamandır “seher” Abim!..

Çok mühim konu bunlar, kolay değildlir “yazmak”;

“İyiyi çok okumak”, akıtmalı “ter” Abim!..

 

Ey benim “bal”dan Abim, baldan da “Şeker” Abim;

“NFK Çile”sini, “kalemine ver” Abim;

“O” neyi-nasıl dedi, “harmana bi ser” Abim!..

Çok mühim konu bunlar, kolay değildlir “yazmak”;

Bâzen “hafakan” basar, “kafiye çöker” Abim!..

 

KAYIKÇ’Ali bu “bap”ta, “nasîhat”lar bu “kap”ta;

Bâzen yırtıp-atarsın, kalmaz yazı “kâ’at”ta;

“Seyit Ahmet Arvasî”, örnektir “nasîhat”ta!..

Çok mühim konu bunlar, kolay değildlir “yazmak”;

Bâzen “hafakan” basar, “kalemle kuyu kazmak!..”