DEREBAHÇELİ/ALİ KAYIKÇI
“CEHENNEM LİSANI”, “CEHÎM”E TAŞIR!..
(“Çile” ve “Davam”ı okuyup da hâlen “Agop-Ataç’çı” kalanlara bir “Hicviye”):
* “Habîs söz söylemek, habîs adamlara lâyıktır. Habîs adamlara, habîs kelâm yakışır.” (K. Kerîm- Mevâkib Tefsîri; Nûr Sûresi, âyet: 26’dan)
* “İçinizden iyi ve yararlı olana dâvet eden, doğru olanı emreden bir topluluk çıksın. İşte gerçek kurtuluşa kavuşanlar onlardır.”, “Siz Müslümanlar; insanlığın iyiliği için çıkarılmış bir topluluksunuz, doğru olanı emreden, eğri olandan insanları sakındırırsınız.”, “Ey îmân edenler! Sizden olmayanları dost edinmeyin! Sizi şaşırtmakta kusur etmezler, işlerinizin sarpa sarmasını arzu ederler. Görmüyor musunuz buğzları ağızlarlından taşmakta…” (K. Kerîm; Al-i İmrân Sûresi, âyet 104, 110, 118)
* “Dîn, nasîhattır.”, “Benim ümmetim, bâtılda ittifak etmez.”, “İyi bir iş yapmaya niyet edip de yapamayana, tam bir iyilik yapmış gibi sevâb verilir. Niyet edip yaparsa, on mislinden 700 misline, hatta daha fazla sevâba kavuşur. Kötü bir işe niyet edip de yapmayana, yapılmış tam bir iyilik sevâbı verilir, niyet edip de yapana ise sâdece bir günâh yazılır.”, “Îmân etmedikçe Cennet’e giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de gerçek mânâda îmân etmiş olamazsınız!”, “Îmânın temeli ve en kuvvetli alâmeti, Müslümanları sevmek ve Müslümanlara düşmanlık edenleri sevmemektir.” , “İnsan, dünyâda kimi seviyorsa, âhirette onun yanında olacaktır.”, “Kim kendini bir kavme benzetirse, onlardandır.”, “Zâlime yardım eden, ondan zarar görür.”, “Bir zâlime yardım edene Allahü teâlâ o zâlimi musallat eder.” (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)
* “Hiçbir kimse yoktur ki, dostu ve düşmanı olmasın. Mademki böyledir, o hâlde Allahü teâlâya ibâdet edenlerle beraber bulun, onları sev!..” (İmâm-ı Şâfiî “r. aleyh”)
* “Türkiye’ye gideceğim. Yeryüzünde iki Türk var ise, biri mutlaka benim. Ben Türk’üm, ama Jön Türk değilim.”, “Arabî nübüvvet lisanı, Osmanlıca devlet lisanı, Uydurukça ise cehennem lisanıdır.” (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî “rahmetullahi aleyh” Efendi; Van/Başkale, 1865-Ankara/Bağlum, 1943)
* “İyilik yapmak iyidir. Fakat en tehlikelisi, kötülüğe alet olmaktır.” (Dr. Enver Ören “r. aleyh”; Sohbetler-14.11.1993)
* “Millî dil, sâdece yaşayan nesillerin dili değildir. O, geçmiş ve geleceği ile bir milleti kucaklar. Onun için, milletler ve devletler, ‘millî dil politikalarını’ sâdece yaşayan nesillere göre değil, geçmiş ve geleceklerini de düşünerek plânlamak zorundadırlar. Halk, ‘yaşayan dille’ konuşur ve yazar, fakat aydınlar, hiç olmazsa kendi sahalarında ‘en geniş mânâsı ile millî dilini’ anlamak mecburiyetindedirler.” (S. Ahmet Arvâsî “r. aleyh” -Size Sesleniyorum)
* “Bir milleti yok etmek için tarihte Romalıların uyguladıkları, onlardan İngilizlerin aldığı en önemli metod, milletin dilini unutturmak var. Bir milleti tarih sahnesinden silmek için en önemli metod, Batıda da herkesin bildiği, o milletin dilini yok etmektir.” (Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu “r. aleyh” ve Türkçe)
* “Bugünkü birkaç yüz kelimelik uyduruk, sade suya tirit, canına okunmuş Türkçe ile köy olmaz, kasaba olmaz, medeniyet olmaz. Agop Martayan’ın uydurduğu arı ve duru Türkçe ile İslâmî eğitim olmaz; İslâmî kültür olmaz; İslâmî ilerleme olmaz.” (M. Şevket Eygi “r. aleyh” -Millî Gazete, 02.01.2014, s. 3)
* “Kişinin kıymeti, dilinin altında ve kaleminin altında gizlidir. Onu söz ve yazı açığa çıkarır.” (Ord. Prof. Dr. Ali F.Başgil “r. aleyh”)
* “Dil giderse, din de gider.” (Türkçe İstiklâlini Kaybetmekte-Rahim Er; Türkiye Gazetesi, 06.08.2013)
* “Kesinlikle uydurukça kelimeler kullanılmayacak.” (Nuh Albayrak-Gen. Yay. Yön.; Türkiye Gzt. 02.03.2013, s. 16)
* “Mâziyi günümüze bağlayan köprüdür dil/Dili bozmak isteyen, neye düşman iyi bil!.. Asıl maksat dîne ve târihe saldırmaktır/Yazılmış eserleri, raflara kaldırmaktır… Böylece yavaş yavaş, lisânımız bozulur/Nesil cahil yetişir, ilim-irfân kaybolur…” (M. Hâlistin Kukul-Türkiye Gazetesi, 26.10.1990), “Dil bize, hem dînî ve hem de millî bir emanettir.”, (M. Hâlistin Kukul; Denge Gazetesi; 10.10.2016, s. 8), “Lisan bir binâ ise, yapı taşı ‘kelime’/Herbir taş eksildikçe, dökülür lime lime!/Dîni, târihi seven, basiretli her kişi/Önem verir lisâna, hafife almaz işi/Asıl maksat dîne ve târihe saldırmaktır/Yazılmış eserleri, raflara kaldırmaktır.” (M. Hâlistin Kukul-Uyanmak Zamanı; İstanbul 2017, s. 125)
* “Türkçeye mâlolmuş, milletimiz tarafından anlaşılan ve kullanılan Arapça ve Farsça asıllı kelimeleri atarken, asıl hedefleri, Türk insanının dinî inancı ile olan bağlarını koparmaktı.” (Prof. Dr. İsmet Miroğlu “r. aleyh”-Türkiye Gazetesi,
27.11.1995)
* “Emr-i bi’l mâruf imiş ehl-i İslâm’ın işi/Nehyedermiş bir kötülük görse kardeş kardeşi!”( M. Âkif Ersoy; Safahât)
* “Ben yanlış gördüklerimi eleştirmeye devam edeceğim, yanlış yapan bizdense özeleştirimi de yapacağım. ‘Yapmayın’ diyoruz ama dinleyen de pek yok gibi sanki… Eee, ne yapalım, sonuçta imtihan oluyoruz.”; “Toplumu ilgilendiren, toplumun leyh ve aleyhinde olan konularda toplumun bilgilendirilmesi, eleştirilerin açık olması gerekir ki, bu yanlışlar toplumda emsal alınıp, sirayeti engellensin.”, “Bizler adil şahidler olacağız. Kural bu! Hakkı söyleyeceğiz. Kınayanların kınamalarına aldırış etmeyeceğiz. Sözü dinleyecek, işe bakacak, doğrusunu kabul edip, yanlışına karşı çıkacağız.” (Abdurrahman Dilipak-Yeni Akit Gazetesi; 17.12.2019, s. 9; 19.06.2020, s. 9)
* “Ruhsal, parasal, soyut, boyut, yaşam, eğilim/Ya bunlar Türkçe değil yahut ben Türk değilim! Oysa halis Türk benim, bunlar işgâlcilerim/ Allah Türk’e acısın, yalnız bunu dilerim…” (Necip Fâzıl “r. aleyh”-Çile)
* “Allah, şiiri hak yolunda kullananlardan râzı olsun!” (Prof. Dr. Cevat Akşit-Millî Gazete; 27.04.2017, s. 9)
S |
aygıdeğer Okuyucularımız!..
“Yeni Akit Gazetesi”nin 25 Ağustos 2020 günlü nüshası 1’inci sayfasındaki “Aileye ‘Mahremiyet’ Eğitimi” başlıklı haberi okurken, daha ilk cümlede sarsıldık; âdeta başımıza bir “saksı düşmüş” gibi olduk.
Sebebine gelince, lâfı uzatmadan söyleyelim ki bu defaki “şok dalgası” bize malûm “Agop-Ataç-Moiz Ağızlı Kalemlerden” değil de bizim anlı-şanlı bir bakanlığımızdan; “Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı”ndan ve onun, “ailenin korunması, huzur ve refahının geliştirilmesi” için açıklanan bir programının ifade edilmesinden geliyordu: “Aile yaşam becerilerinin edinilmesi amacıyla Aile Eğitim Programı”
“6 Okçu Parti” zihniyetini ve kalemşorlarını anlarız da bu “AK Parti Dönemi Bakanlık Ağzı”nı ve bâzı belediyelerinin açtıkları tesislere; “Yaşam Merkezi”, “Yaşam Alanı”, “Çok Amaçlı… Salonu” ile “Doğal Yaşam Hobi Bahçeleri” gibi “Uyduruk İsimler” vermesini, bir türlü anlayamıyor, bu “gâfletlerine” makûl bir cevap bulamıyoruz!..
Diyoruz ve de bu his ve düşüncelerle kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Sizleri başbaşa bırakıyoruz. Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
= = = ( 1 ) = = =
“Cehennem Lisanı”, “Cehîm”e taşır;
“Agop’a-Ataç”a, ancak yaraşır;
“Dil Yarası”nı da, hep bunlar kaşır!..
“Uyduruk Lisan”la, “Uyduruk Eser”;
Bu eser rüzgârı, hep “nâr”e eser!..
“3 bin 400 Sözcük”, topu-topu bu;
“Türkçe Sözlük” var ya, sanki bir topu;
“Türk Dünyâsı”na da, açılan kapu!..
“5 Bin Yıllık Lisan”, “Târihî Eser”;
Tam “120 binlik”, bu “Dil”e hisar!..
“Agop-Ataç-Moiz”, “3’lü Fitnebaz”;
“6 Ok” elinde, “Dilci Bir Yobaz”;
“Çağdaş” geçinirler, “Laik Kumarbaz!..”
“5 Bin Yıllık Lisan”, “Târihî Eser”;
Bunlar birer kinci, “sözcükler” kusar!..
“Agop-Ataç-Moiz”, bir de “Bostancı”;
“DSP”yle zuhur, etti bu sancı;
Yıkmak… Kırıp dökmek, “Bakan” inancı!..
“5 Bin Yıllık Lisan”, “Târihî Eser”;
Bir “Genelge” yazdı, yasaklar basar!..
“Dinle-Diyanet”le, bağları kesmek;
“Moiz Rüzgârı”yla, “6 Ok” esmek;
“Fulbright” desteğiyle, boğaca süsmek!..
“5 Bin Yıllık Lisan”, “Târihî Eser”;
Kâh “tozuz” indirmek, kâh vurmak keser!..
KAYIKÇ’Ali der ki, “Cehîm Lisanı”;
Ayırır “Hakk Yol”dan, “Şerli İnsanı”;
“Rahmanî-Şeytanî”, belle ve tanı!..
“5 Bin Yıllık Lisan”, “Târihî Eser”;
Tam “120 binlik”, bu “Dil”e hisar!..
= = = ( 2 ) = = =
“Lâfa bak”, “hizaya gel!”; “ar”a bak, “hayâya” gel;
“Kırşehir” “Bektaş’” belde, tez vakit “Konya”ya gel;
“3 bin Agop Lâfı”ndan, dön gel “Deryâ”ya gel;
“Türkçe Sözlük” var elde, “Üstâd N.F.K’ya” gel!..
“Geberikler Dili”nden, sıyrıl da “mânevî” kal;
“Arapça-Farsça” dendi, “Osmanlı” oldu masal;
“Osmanlı” olmasaydı, “kâfir” olmuştun hemhâl;
“6 Ok”tan bi sıyrıl, “…Bâkiler” olmak güzel!..
Özün “Türk-İslâm” Senin, önce “Dil”inden düzel;
“Tevbe-i Nasûh” eyle, “Moiz” elinden düzel;
Bu “Uyduruk Lisan”ın, “Cehîm Seli”nden düzel;
Yularından-ipinden, “kılcal teli”nden düzel!..
“Kalb”inden kes bağını, dişle bi dudağını;
“Kelimeler” kök salsın, kır “sözcük” budağını;
“Türk Dünyâsı” bir âlem, kur O’nda otağını;
KAYIKÇ’Ali diyor ki, “D-8”e at bi el!..