DEREBAHÇELİ/ALİ KAYIKÇI “Agop-Ataç’çı Kalemler”e Bir Soru: “BU ÂYETİ, NASIL YAZAR-OKURSUN?..” * “Kişi, (Kıyâmet günü
) sevdiği ile birlikte olur.”, “Bâzı şiir
ler, elbette apaçık bir hikmettir…”, “Hikmetli söz müminin yitiğidir. Onu nerede bulursa, hemen alır.”, “Büyüleyici sözler gibi, hikmetli şiir
ler de vardır...”, “Şâir Hassan’ın sözleri, düşmana ok yarasından daha tesirlidir…”, “Şiir,
bir söz ki, güzeli daha güzel, çirkini daha çirkindir...” (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)
* “Arabî nübüvvet lisanı, Osmanlıca devlet lisanı, Uydurukça ise cehennem lisanıdır.” (
Seyyid Abdülhakîm Arvâsî “rahmetullahi aleyh”
Efendi)*
“Bilgilerin doğru olması kâfi değil. Esas olan yazarıdır. Yazarının rûhâniyeti satırların arasında dolaşır. Yazan ihlâslı birisi ise, okuyan istifâde eder. İhlâslı değilse, fâsıksa, habîs rûhu kitâba aks eder. Okuyan zarar görür de haberi bile iolmaz. İşte, Müslümanlar böyle kitâpları okuyunca kalblerinde bir kararma meydana gelir. Kitâbı yazan, yazdığından daha mühimdir. Temiz su, temiz borudan geçerse temiz olur. Temiz su, pis borudan geçerse temiz olur mu?.. Pis borudan akan sudan şifâ olmaz.” (
Hüseyin Hilmi Işık “r. aleyh”)* “
Bir milleti yok etmek için tarihte Romalıların uyguladıkları, onlardan İngilizlerin aldığı en önemli metod, milletin dilini unutturmak var. Bir milleti tarih sahnesinden silmek için en önemli metod, Batıda da herkesin bildiği, o milletin dilini yok etmektir.” (Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu “r. aleyh”
)*
“Artık 1935’teyiz. On iki senelik bir müddet zarfında, yeni Türk, kendine yeni bir ruh, yeni bir ahlâk, yeni bir tarih, hattâ, Allah’ı artık Tanrı diye andığı için, diyebilirim ki yeni bir Allah yaratmıştır.” (
Kemalizm-Tekin Alp; Cumhuriyet Gazete ve Matbaası-İstanbul 1936, s. 171)* “Bugünkü birkaç yüz kelimelik uyduruk, sade suya tirit, canına okunmuş Türkçe ile köy olmaz, kasaba olmaz, medeniyet olmaz. Agop Martayan’ın uydurduğu arı ve duru Türkçe ile İslâmî eğitim olmaz; İslâmî kültür olmaz; İslâmî ilerleme olmaz.”
(M. Şevket Eygi “r. aleyh”
-Millî Gazete, 02.01.2014, s. 3)* “Bir milleti yok etmek isterseniz askerî istilâya lüzum yoktur; târihini unutturmak, dilini bozmak, dîninden soğutmak ve dolayısıyla mânevî değerlerini, ahlâkını yozlaştırmak kâfidir.” (Peyami Safa “r. aleyh”)
* “Millî dil, sâdece yaşayan nesillerin dili değildir. O, geçmiş ve geleceği ile bir milleti kucaklar. Onun için, milletler ve devletler, ‘millî dil politikalarını’ sâdece yaşayan nesillere göre değil, geçmiş ve geleceklerini de düşünerek plânlamak zorundadırlar. Halk, ‘yaşayan dille’ konuşur ve yazar, fakat aydınlar, hiç olmazsa kendi sahalarında ‘en geniş mânâsı ile millî dilini’ anlamak mecburiyetindedirler.” (S. Ahmet Arvâsî “r. aleyh”
-Size Sesleniyorum)* “Bizce şiir, mutlak hakikati arama işidir… Mutlak hakikat Allah’tır…”, “Şiir,
Allah’ı sır ve güzellik yolundan arama işidir… Şiir
, türlü tecelli yoluyla Allah’tan gelir; ve bütün bu perdeleri devirerek Allah’a yol açmaya doğru gider…”, “Şâir odur ki; renk, çizgi, ses, ahenk, hacim, pırıltı, ışık, buud, hareket, eda, mânâ, her tecelliyi şiir, şiiri de Allah için bilir…”, “Renk renk hâtıralarım, oda oda silindi/Anne kokan bir Türkçem vardı, o da silindi.”, “Ruhsal, parasal, soyut, boyut, yaşam, eğilim/Ya bunlar Türkçe değil yahut ben Türk değilim! Oysa halis Türk benim, bunlar işgâlcilerim/ Allah Türk’e acısın, yalnız bunu dilerim…” (N. Fâzıl Kısakürek “r. aleyh
”-Çile) * “Türk eriyiz, silsilemiz kahraman/Müslüman’ız, Hakk’a tapan Müslüman…” (M. Âkif Ersoy; Safahat)* “Dil bize, hem dînî ve hem de millî bir emanettir.”
(M. Hâlistin Kukul; Denge Gazetesi; 10.10.2016, s. 8)
* “Türklüğün vicdanı bir/Dini bir, vatanı bir/Fakat hepsi ayrılır/Olmazsa lisanı bir!..” (Ziya Gökalp)* “Allah, şiiri hak yolunda kullananlardan râzı olsun!..”
(Prof. Dr. Cevat Akşit-Millî Gazete; 27.04.2017, sy. 9
) aygıdeğer Okuyucularımız!..“Yeni Akit Gazetesi”nin bu yılın “Ramazân” ayı vesilesiyle, 3 aylık süre ile
“abone” olan okuyucularına
“hediye” olarak dağıttığı önemli bir kitap var: “
Muhtasar İbn-i Kesîr (Âyet âyet meâl-tefsir: ed-Dûrru’n-Nesir fi’htisâri Tefsiri’l-Hâfız İbn Kesir)” adlı
Dr. Muhammed b. Musa Âl-i Nasr tarafından hazırlanmış (İstanbul, Ocak 2020) 1232 sayfalık eserin “
Fâtiha Sûresinin “Faziletine Dair” başlığı altındaki 32’nci sayfasında, “
Ebû Hureyre” (r. anh)ın haber verdiği bir “
Hadîs-i Şerîf”inde
Peygamberimiz Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem)
in şöyle söylediğini haber vermektedir: “(…) Allah Resûlü: ‘Allah’ın bana vahyettikleri arasında: “
Sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman Allah’ın ve Resûlünün çağrısın kabul edin!” (Enfal: 24) buyruğunu da bilmiyor musun?’ buyurdu.”Şimdi bunu okuyunca hâtırımıza bizim(!) “
Agop-Ataç’çı” ve dahi bir kısım “
Moiz Kohen”ci kalemşorların, sözde akademisyenlerin ve yazar-çizer taifesi ile mikrofon bülbüllerinin, buradaki “
hayat” kelimesi yerine nasıl bir “sözcük” kullanacakları geliverdi. (Gerçi, onlar böyle eserleri okumaz, okumaya korkarlar ya. Neyse?) Bu düşünce bize, akabinde de aşağıda okuyacağınız mısraları kaleme aldırdı.Diyoruz ve bu mısralarımız ile
Sizleri başbaşa bırakıyoruz. Kalbî sevgi ve saygılarımızla…
= = = * = = = Onca genci, onca aklı çelmişsin; Sayfa-sayfa, kitap-kitap gelmişsin; Mikrofonda, hep yerini almışsın;Söyle şimdi, mırın-kırın etmeden:“Bu âyeti, nasıl yazar-okursun?..” Söyle şimdi, gaste-gaste gitmeden; Uydurukcan, Evrûfcan bitmeden; Yarım aklın, başcağızdan gitmeden: “Bu âyeti, nasıl yazar-okursun?..”Öfkem şimdi, uzağımda bi dursun!.. Söyle şimdi, “Bukalemun” yüzlüsün; Söyle şimdi, “Moiz Tür”den özlüsün; Söyle şimdi, “Agop-Ataç” sözlüsün:“Bu âyeti, nasıl yazar-okursun?..”Sen var ya Sen, “kangren” olmuş, bir ursun!.. Söyle şimdi, “kıvırmadan-sapmadan”;“Moiz” gibi, sahte isim yapmadan;“Alp Tekin”miş, “Tekin Alp”mış; kapmadan:“Bu âyeti, nasıl yazar-okursun?..”Ne “Altay”sın, ne “Ağrı”sın; çukursun!.. Söyle şimdi, “Bostancı”ya var danış;“İnönü”yle, aranız var bir karış;“Mevt” olmadan, “Nâsûh” ile bi yarış:“Bu âyeti, nasıl yazar-okursun?..”Yoksa gelsin, “Can Alıcı”; bi vursun!.. KAYIKÇ’Ali, “Cehîm Dili”; “nâr”lıdır; “Agop-Ataç”, “sözlüklerde” “har”lıdır; “NFK”mız, kale gibi “zor”ludur!..Bu âyeti, “ar’lı yazar-okursun; Agop-Ataç, afkurdukça-afkursun!..