SON DAKİKA

GÜZEL GÜNLER ÇOK YAKIN

EĞİTİM, GÜNDEM

           “ÂŞIKLAR SEVGİLİSİ”: “SEVGİLİ PEYGAMBERİM!..”

Bu haber 28 Şubat 2020 - 9:22 'de eklendi ve 10 views kez görüntülendi.

DEREBAHÇELİ/ALİ KAYIKÇI   

                   “ÂŞIKLAR SEVGİLİSİ”: “SEVGİLİ PEYGAMBERİM!..”

*  “Sizler Kıyâmet Günü, kendinizin ve babalarınızın adları ile çağrılacaksınız. Öyle ise güzel isimler veriniz”, “Erkek ve kızın, atası üzerindeki hakkı, güzel ad koymak…” (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)

 

S

aygıdeğer Okuyucularımız!..

Bilindiği üzere; geçmiş yıllarda bir siyâsî parti milletvekillerinin, Hükûmetin getirdiği “Demokratik Açılım” rüzgârları kapsamında fırsat bu fırsattır diyerek, senelerden beridir kullanmakta olduğumuz onlarca yer adının, kendilerinin beğendiği şekilde değiştirilmesini isteyen kanun teklifleri verdiklerini ve bu bakımdan da bir nebze gayelerine ulaştıklarını gazetelerden okuduk; TV kanallarından dinledik.

Uyduruk “şahıs” isimlerinden sonra şimdi de uyduruk/aykırı yer isimleri ile karşılaşıyoruz ki, bâzı şuursuz belediyeler yanında inşaat şirketlerinin batı lisanına uygun tarzda koydukları site/AVM adları; giderek millî birlik ve beraberlikten kopmanın,  yanında kalmış olan son mânevî bağları da kesmenin bir başka tezahürüdür, diyoruz ve öncelikle insan ve yer isimleri konusunda daha bir hassas davranılması bakımından da “Mevahîb-i Ledünniye” isimli eserde, Peygamberimiz Efendimiz için konulmuş “400 güzel ad”ın; O’nun yukarıya aldığımız hadîs-i şerîfleri kapsamında, çocuklarımıza verilmesinde,   “ilk tercihlerden” olması için, hatırlanmalarını diliyoruz.

Bu his ve düşünceler ile kaleme aldığımız ve “O’nun 37 ismi”ni ihtiva eden bir şiirimizle de Sizleribaşbaşa bırakıyoruz. Kalbî sevgi ve saygılarımızla…                                                                                                                                                          – * – * – * – * – *

Yâ ilâhî; sevdik kulun, Muhammed(*)’i sevdik;

4 Kitâb’ta ismi geçen, ol Ahmed(*)’i sevdik;

Dünyâ kararmış hâldeydi, biz Saffet( *)’i sevdik…

“Mevahîb-i Ledünniye”, 400 ismine yâr;

İyilerin en iyisi, çünEcved(*)’i sevdik…

 

Yâ ilâhî;, sevdik kulun, Abdullah(*)’ı sevdik;

Seçilmiş en nezîh kulun, ol Fettah(*)’ı sevdik;

Zâlimlere korku salan, Seyfullah(*)’ı sevdik…

“Mevahîb-i Ledünniye”, 400 ismine yâr;

Mübâreklerdenmübârek, Sadullah(*)’ı sevdik…

 

Yâilâhi; sevdik kulun, ol Âbid(*)’i sevdik;

Sevenlere sevgilidir, ol Habib(*)’i sevdik;

İsmi yüce, hem şerefli; ol Mâcid(*)’i sevdik…

“Mevahîb-i Ledünniye”, 400 ismine yâr;

Hep akıllı-olgun diye, çünReşîd(*)’i sevdik…

 

Yâ ilâhî; sevdik kulun, Muzaffer(*)’i sevdik;

Aydan ayı alan yüzün, ol Kamer(*)’i sevdik;

Güneş nûrunamüştâkdır, Şems(i)(*) feri sevdik…

“Mevahîb-i Ledünniye”, 400 ismine yâr;

Uyarıcı, korkutucu; çünNezîr(*)’i sevdik…

 

Yâ ilâhî; sevdik kulun, ol Âdil(*)’i sevdik;

Adaletli, dostun dostu; ol Halil(*)’i sevdik;

Bize dînimiz öğretti, ol Âmil(*)’i sevdik…

“Mevahîb-i Ledünniye”, 400 ismine yâr;

Elçilikle gönderilen, çünMürsel(*)’i sevdik…

 

Yâ ilâhî; sevdik kulun, ol Âlim(*)’i sevdik;

Huyu güzel, hem yumuşak, ol Halîm(*)’i sevdik;

Görüp-gözeten mânâlı, ol Kayyim(*)’i sevdik…

“Mevahîb-i Ledünniye”, 400 ismine yâr;

Müminleri çokça seven, çünRahîm(*)’i sevdik…

 

Yâ ilâhî; müjde veren, ol Beşîr(*)’i sevdik;

Aydınlatan-nûrlandıran, ol Münîr(*)’i sevdik;

Her dem ona danışılan, Müşâvir(*)’i sevdik…

“Mevahîb-i Ledünniye”, 400 ismine yâr;

İsmi pâkdır, nesli pâk; çünTâhir(*)’i sevdik…

 

Yâ ilâhî; sevdik kulun, Mustafa(*)’yı sevdik;

Çok arınmış, hem seçilmiş; Müctebâ(*)’yı sevdik;

O peşinden gidilendir, Muktefâ(*)’yı sevdik…

“Mevahîb-i Ledünniye”, 400 ismine yâr;

Arslanlardan beğenilmiş, Mürteza(*)’yı sevdik…

 

KAYIKÇI der; Ahsen(*) O’dur, hem dahi Allâme(*);

İsmi Alî(*), cismi âlî, tek örnek âleme;

İlim O’na çok şey borçlu, O ilk Muallim(*)’e…

“Mevahîb-i Ledünniye”, 400 ismine yâr;

Kul canından can vermeli,  şanlı Mükerrem(*)’e…

 

S

aygıdeğer Okuyucularımız!..

1964 senesinde, lise 2’nci sınıfta iken kaleme aldığımız bir şiirimiz vardı. Bu şiirimiz; başta “Samsunlu Halk Şâirleri” (Samsun 1991) ile “Türk’ten tâ Atatürk’e Türk Destanları” (Samsun 2007, 2008) adını taşıyan eserlerimizde (îtikâdî ve mânevî bakımdan hatâlı olan şekliyle:)  “Yâ Muhammed, ben yüzünü görmedim” mısraı ile başlayan şekliyle yayınlanmış idi. Sonrasında bu “ilâhi/şiirimiz”, 2012 yılında “TGRT EF Radyosu”nda (+) işaretli olarak düzeltilmiş şekliyle program açış şiiri olarak dinleyicilere duyurulmuş,  bu son hâliyle de “Hem Okudum Hem de Yazdım/1 (Din ve Ahlâk ile Şehr-i Samsun Konulu Köşe Yazısı-Şiirler)” (Samsun, 29 Ekim 2012) isimli kitabımızın 25-26’ncı sayfalarında ve bir mahallî gazetemizde aynen neşredilmiştir.

Bunu not olarak bilgilerinize sunduktan sonra bilvesile  “RegaipKandilinizi”  can-ı gönülden şahsım ve arkadaşlarımız adına tebrikler eyliyoruz. Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

= = = (  1  ) = = =

Yâ (Resûlallah)(+), gül yüzünü görmedim;

Mâh cemâlin görenlerden say beni!..

Ayağın tozuna yüzüm sürmedim;

                Tozuna yüz sürenlerden say beni;

                Yüz sürüp de, erenlerden say beni!..

 

Ebûbekir, Ömer, Osman, Ali’den(**)

Büyük Sultan HâcıBektâş Velî’den(***);

Mevlânâ’yla Hallâc(***) gibi deliden;

                Bir pay olsun, alanlardan say beni;

                Pay alıp da, gülenlerden say beni!..

 

Karûn kadar zengin olsam n’ideyim?

Erenler peşinden Sana gideyim;

Emrinle Kayser’e, suâl edeyim;

                Selman(**) gibi, olanlardan say beni;

                Elçi olup, gelenlerden say beni!..

 

Yanında dönerler pervane gibi;

Yolunda bir kişi, bin tane gibi;

Uhud’da ol EbûDücâne(**) gibi;

                Uğruna can verenlerden say beni;

                Cennet içre, girenlerden say beni!..

                = = = (  2  ) = = =

Kâfir Seni bilse, kâfir kalmazdı;

Müslim Seni sevse, ayrık olmazdı;

Saddam Sana gelse, belâ bulmazdı;

Karikatürcüsü, fitne salmazdı!..

                Yâ (Resûlallah), Seni anlayamadık;

                Anlayıp da şöyle, ağlayamadık!..

 

Kâfir Sana nasıl, dilin uzatır;

Vehhâbî’si nasıl, elin uzatır;

Bağban bilse gonca, gülün uzatır;

Günâhkâr gözyaşı, selin uzatır!..

                Yâ (Resûlallah), Seni anlayamadık;

                72 Yolu, bağlayamadık!..

 

Müslim Seni görse, döner mi geri?

Kâfir aklı erse, kanar mı geri?

Ay ışığın verse, yanar mı geri?

Cebrâil yanına, iner mi geri?!..

                Yâ (Resûlallah), Seni anlayamadık;

                Feryâd ile gönül, dağlayamadık!..

 

KAYIKÇ’Ali sırra, eren âşıklar;

Erip de canını, veren âşıklar;

Cennet gülün bur’da, deren âşıklar;

Ölerek hayâtı, gören âşıklar!..

                Yâ (Resûlallah), Seni anlayamadık;

                Müslüman’ca dünyâ, sağlayamadık!..

———————————————————

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.