“ANKETÇİ FİRMA”YA, YENİ “İŞ” ÇIKTI!.. « Samsun Haber | Samsun Son Dakika Haberler

Kızılırmak Deltası’nda Bahar Güzelliği

EĞİTİM, FOTO GALERİ, GÜNDEM, KÜLTÜR SANAT, SİYASET

Atakum’da zafer coşkusu

EĞİTİM, GÜNDEM, KÜLTÜR SANAT, MAGAZİN, SİYASET

      “ANKETÇİ FİRMA”YA, YENİ “İŞ” ÇIKTI!..

DEREBAHÇELİ/ALİ KAYIKÇI                                                        salgingunleri@elmayinevi.com

ANKETÇİ FİRMA”YA, YENİ “İŞ” ÇIKTI!..

 

S

aygıdeğer Okuyucularımız!..

Bilindiği gibi; genellikle seçim dönemleri olmak üzere, ülkemizin isim yapmış birkaç büyük firması tarafından, yurt genelinde “anket çalışmaları” yapılır ve vatandaşın âdeta “nabzı” yoklanır. Sandık günü hakkındaki düşüncelerinin öğrenilmesine çalışılır.

Böylesi dönemlerin de önemli isimlerinden biri olan bir kuruluş tarafından, bundan tam 5 yıl kadar önce, ülke çapında “ses getiren” ve pekçok yönden, sonuçları hakkında “yorumları yapılan” bir “anket”  gerçekleşmişti. Biz de bunun üzerine, 22 Temmuz 2015 tarihinde “Denge Gazetesi”ndeki köşemizde, “Kendine Gel Gayri, Şu Son Finişte” başlığı altında şunları yazmış idik:

                                                                                                                      = = = * = = =

*  “Ey îmân etmekle şereflenen kullarım! Cumâ günü, öğle ezânı okunduğu zaman, hutbe dinlemek ve Cumâ namâzı kılmak için câmiye koşunuz. Alış-verişi bırakınız! Cumâ namâzı ve hutbe size, başka işlerinizden daha faydalıdır. Cumâ namâzını kıldıktan sonra, câmiden çıkar, dünyâ işlerinizi yapmak için dağılabilirsiniz. Allahü teâlâdan rızık bekleyerek çalışırsınız. Allahü teâlâyı çok hâtırlayınız ki, kurtulabilesiniz..”  (Kur’ân-ı Kerîm; Cum’a Sûresi, âyet 9-10)

*   “(Resûlüm) sana vahyolunan Kur’ân-ı Kerîmi oku. Salâtı şartlarını yerine getirerek kıl. Çünkü salât, insanı dînin ve aklın kötü gördüğü şeylerden men eder, alıkor.” (Kur’ân-ı Kerîm;  Ankebût Sûresi, âyet 45)

*   “Günlerin en kıymetlisi Cumâ’dır. Cumâ günü, bayram günlerinden ve Âşûre gününden daha kıymetlidir.”, “Cumâ günü gusûl edip namâz için câmiye gidip nâfile namâz kılan ve imâm hutbeden ininceye kadar sessizce oturup, sonra imâmla beraber Cumâ namazını kılanın, bir hafta sonraki Cumâ’ya üç gün daha ekleyerek olan gün miktarı işlediği günâhları mağfiret olunur.”, “Bugün (Cumâ günü) Müslümanlara hayr, bereket, iyilik vardır.”, “Câmiler Allah’ın evidir. Câmiye devam edenin, huzura kavuşmasına ve Sırattan geçip Cennete girmesine Allahü teâlâ kefildir.”, “Allahü teâlâ buyurdu ki, oturulacak yerlerin en iyisi câmiler, en kötüsü de sokaklardır.”, “Birinin evi önünde nehir olsa, hergün beş kere bu nehirde yıkansa, üzerinde kir kalır mı?.. İşte, beş vakit salâtı kılanların da, böyle küçük günâhları afv olunur.” (Hazret-i Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)

“En çok sevdiğim kimse, bana ayıp ve kusurlarımı haber verendir.” (Hz. Ömer “r. anh”)  

 

S

aygıdeğer Okuyucularımız!..

13 Temmuz 2015 günlü “Türkiye Gazetesi”nde (s. 12) okuduğumuz bir haber, oldukça dikkat çekici ve ülkemiz insanının âdeta bir röntgen filmi gibi idi.

Bu haberde; “Mak Danışmanlık” tarafından Ramazân ayında yapılan ve 50 ilde 5 bin 400 kişiyle yüz yüze görüşerek gerçekleştirilen bir “Anket” sonuçlarından bahsedilmekte ve özetle şöyle denilmekte idi:

“Araştırmaya göre; dini hassasiyeti en zayıf yaş aralığı 18-25 olurken, 5 vakit namâz kılanların oranı yüzde 24, Cumâyı kılanların oranı yüzde 31, hiç namâz kılmayanların yüzdesi ise 18, oruç tutanların oranı yüzde 52, zekât veya sadaka verenlerin oranı yüzde 65, âhirete inananların oranı yüzde 81, inanıyorum ama şüphelerim var diyenlerin sayısı ise yüzde 9 ve hiç inanmayanlar ise yüzde 4. Vatandaşların yüzde 75’i imkân bulduğunda hacca gitmek istiyor. Halkın yüzde 65’i, son yıllarda toplumda bir ahlâkî çöküntü yaşandığını düşünüyor. Farklı mezhepten biri ile çocuğunun evlendirilmesi meselesinde halkın yüzde 23’ü bunu doğru bulmazken, İslâm ümmetinin halife benzeri bir lidere ihtiyaç vardır diyenler yüzde 23’te kalırken hayır diyenlerin sayısı yüzde 42’lere ulaşıyor.”

Çok önemli sonuçlarıyla bu anket bize, son yıllarda içinde bulunduğumuz beşerî/ailevî çıkmazlarımızın, gazetelerin 1. ve 3. sayfalarına yansıyan polisiye hâdiselerin de bir bakıma özetini sunmakta…

Diyoruz ve de bu his ve düşünceler ile kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Siz Saygıdeğer Okuyucularımızı başbaşa bırakıyoruz. Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

 = = = * = = =

“Yüzde 76”, eyvâh ki eyvâh!..

“Alın”lar “secde”den, nasip almıyor…

“Hiç namâz kılmayan”, hayatı “günâh”…

“Üçte iki” var ki, “Cumâ” kılmıyor;

Cami yok desen de, var elbet berzâh…

 

“Hiç namâz kılmayan”, Müslüman(!) varmış;

“Yüzde 18”in, kalbi kararmış;

“Yüzde 52”, “iftar” sorarmış…

“Üçte iki” var ki, “Cumâ” kılmıyor;

“Teneşir”den uzak, sorsan yaşarmış…

 

“Zekât-sadaka”da, “yüzde 65”;

“Ahiret inançsız”, yürüyen bir “leş”;

“Yüzde 4”müş bunlar, “kâfir”le kardeş…

“Üçte iki” var ki, “Cumâ” kılmıyor;

Kazancını sorma, mutlaka “ateş”…

 

“Yüzde 75” var, “Hac”ca istekli;

“Hilâfet işi”nde, “Lozan” köstekli;

“Yüzde 23” var, candan “destekli”…

“Üçte iki” var ki, “Cumâ” kılmıyor;

“Nikâh”ta “mezhepler”, var da “estekli”…

 

KAYIKÇ’Ali der ki, “ayna”mız işte;

“Ahlâkî seviye”, büyük “iniş”te;

“Ey Türk titre” gayri, bir silkinişte…

“Üçte iki” var ki, “Cumâ” kılmıyor;

Kendine gel artık, şu son “finiş”te!..

= = = * = = =

S

aygıdeğer Okuyucularımız!..

5 yıl öncesinin bu çarpıcı tespit ve görüntüleri üzerine bizimle birlikte pekçok gazeteci ve yazar da yorumlarda bulundu; gelecek hakkında fikirler beyan etti. Haklı tenkîdler savurdu…

Şimdi oradan bu günlere geliyoruz ve malûm şu dünyâyı sarsan ve ülkemizde de pekçok cana ve milyarlarca liralık mal kaybına, iş-emek zayiatına sebep olan “Corona Belâsı”ndan sonra, böyle bir kapsamlı “anket”e daha ihtiyaç var diyoruz ve ülkemiz insanın yeni fikir görüntüsünü de oldukça merak eyliyoruz.

Bu his ve düşüncelerle de kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımızla Sizleri başbaşa bırakıyoruz. Kalbî sevgi, sağlık âfiyet ve hayırlı-uzun ömür dileklerimizle…

= = = * = = =

“Anketçi Firma”ya, yeni “iş” çıktı;

“Aynı mı acaba, kalbler kafa”lar?..

“Korona” çok “kale”, çok “sur”u yıktı;

Aynı mı acaba, “sevk-u safâ”lar?..

 

“Îmân”dan-“âmel”den, “soru” sormalı;

“Korona”yla bir bağ, mutlak kurmalı;

“Öncesi-Sonrası”, yerde durmalı;

Aynı mı Korhan’lar ve Mustafa’lar?..

 

Para mı, borsa mı; altun, döviz mi?

Moda, giyim-kuşam, yoksa çehiz mi?

Makam, mevki, koltuk; ilim-feyiz mi?

Aynı mı “zulümler, baskı-cefâ”lar?..

 

Bar-pavyon hayâtı; eğlence, ye-iç;

Hastalık-ölümmüş, düşünmezdi hiç;

“Korona Darbesi”, vurdu bir çekiç;

Aynı mı alemler, n’oldu “masa”lar?..

 

Çekler ve senetler, alıp-vermeler;

Havale, kargolar; tez göndermeler;

Öfkeler, bağırma; sinir germeler;

N’oldu sözleşmeler, “kanun/yasa”lar?..

 

Namâz, oruç, cumâ; camî-cemâat;

Bakışlar değişti;  o gün, o saat;

Elinden düşmezdi, eskiden kâat;

“Vale”lere n’oldu, hele “Aso”lar?..

 

Kâbe’yi tavaflar, umreler-hac’lar;

Zekâtlar, fitreler; fakir-muhtaçlar;

Uzak mı, yakın mı, yoksa sertaclar?

Kitli mi, açık mı; çelik “kasa”lar?..

 

KAYIKÇ’Ali der ki, sorun-söylesin;

Milyon-milyon şaşkın, akıl eylesin;

“Tevbe yâ Rab!” desin, içten ağlasın;

Yaşanmasın böyle,  “dertler-tasa”lar!..