“AGOP-ATAÇ”, “RTÜK-BOSTAN…”; “YAŞAM” DEDİ, “HE!..” DEDİN « Samsun Haber | Samsun Son Dakika Haberler
SON DAKİKA

Farkında olmak….

EĞİTİM, GÜNDEM

“AGOP-ATAÇ”, “RTÜK-BOSTAN…”; “YAŞAM” DEDİ, “HE!..” DEDİN

Bu haber 26 Temmuz 2019 - 13:22 'de eklendi ve 8 views kez görüntülendi.

“AGOP-ATAÇ”, “RTÜK-BOSTAN…”; “YAŞAM” DEDİ, “HE!..” DEDİN

                          (“Edebice Dergisi”nin 16-19’uncu Sayıları Üzerine Bir Edebî İnceleme/Mısralı Tenkîd)

 

* “Oku!  Seni yaratan Rabbinin adıyla.  O keremine nihayet olmayan Rab’bindir, kalem ile yazmayı öğreten de O’dur. O, insana bilmediği şeyleri öğretti. Sakın okumamazlık etme!..  Çünkü insan, kendini nasîhate ihtiyacı yokmuş görmekle muhakkak azgınlık eder.”                                                                                                  (Kur’ân-ı Kerîm; Alak Sûresi, âyet 1, 3-6)

* “Şânım hakkı için, size öyle bir kitap indirdik ki, bütün şân ve şerefiniz ondadır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?..”                                                                                                                                       (Kur’ân-ı Kerîm; Enbiyâ Sûresi, âyet 10)

*  “De ki: ‘Hiç, bilenler ile bilmeyenler bir olur mu?..’ Doğrusu, ancak akıl sahipleri bunları hakkı ile düşünür.”                                                                                                                                             (Kur’ân-ı Kerîm; Zümer Sûresi, âyet 9’dan)

*   “Bazı şiirler, elbette apaçık bir hikmettir…”, “Hikmetli söz müminin yitiğidir. Onu nerede bulursa, hemen alır.”,  “Büyüleyici sözler gibi, hikmetli şiirler de vardır…”,  “Şâir Hassan’ın sözleri, düşmana ok yarasından daha tesirlidir…”,  “Şiir, bir söz ki, güzeli daha güzel, çirkini daha çirkindir…”                                                                        (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi vesellem”) 

* “Öldükten sonra yaşamak isterseniz, ölmez bir eser bırakınız!..”                                                               (Hz. Ali “r. anh”)

 *“Kitap, istikbâle yollanan bir mektuptur.”                                                                 (Mevlânâ Celâleddîn Rûmî “r. aleyh”)  

 *“Bir şehir için olmazsa olmaz üç şey vardır: Kanalizasyon,  hamam, kütüphâne.   Kanalizasyonla şehrin kirlerini yıkarız, hamamda bedenlerimizi, kütüphânelerde ise rûhlarımızı…”                                                        (Fâtih S. Mehmet Hân)                               

*  “Bilgilerin doğru olması kâfi değil. Esas olan yazarıdır. Yazarının rûhâniyyeti satırların arasında dolaşır. Yazan ihlâslı birisi ise, okuyan istifâde eder. İhlâslı değilse, fâsıksa, habîs rûhu kitâba aks eder. Okuyan zarar görür de haberi bile olmaz. İşte,  Müslümanlar böyle kitâpları okuyunca kalblerinde bir kararma meydana gelir.  Kitâbı yazan, yazdığından daha mühimdir. Temiz su, temiz borudan geçerse temiz olur. Temiz su, pis borudan geçerse temiz olur mu?  Pis borudan akan sudan şifâ olmaz.”  (Hüseyin Hilmi Işık “r. aleyh” Efendi;  Eyüp/İstanbul, 1911- Eyüp/İstanbul, 26.10.2001)                           

“Ruhsal, parasal, soyut, boyut, yaşam, eğilim/Ya bunlar Türkçe değil yahut ben Türk değilim!

Oysa halis Türk benim, bunlar işgâlcilerim/ Allah Türk’e acısın, yalnız bunu dilerim…”    (N. Fâzıl Kısakürek-Çile, s. 344)

 “Bugün birkaç yüz kelimelik uyduruk, sade suya tirit, canına okunmuş Türkçe ile köy olmaz, kasaba olmaz, medeniyet olmaz. Agop Martayan’ın uydurduğu arı ve duru Türkçe ile İslâmi eğitim olmaz; İslâmî kültür olmaz; İslâmî ilerleme olmaz.”                                                                                                                    (Mehmed Şevket Eygi-Millî Gazete; 02.01.2014)

* “Edebiyatımızın münhal memuriyeti, benim nazarında şâirlikten önce münekkitliktir.”

                                                                                                                 (N. Fâzıl Kısakürek; Ergun Göze-İçimizden 30 Kişi, s. 172)

 “Hiçbir Türk cumhuriyetinde: “Özgürlük, koşul, gereksinim, önlem, örneğin, gökçe yazın, yır, dize, doğa, okul, öğretmen, saptamak, neden… gibi kelimeler yoktur. Türk cumhuriyetlerinin Türkçelerinde sel-sal ekleri de kat’iyyen kullanılmamaktadır.”                                                                                                                                      (Yavuz Bülent Bâkiler)

Bir milleti yok etmek isterseniz askerî istilâya lüzum yoktur; târihini unutturmak, dilini bozmak, dîninden soğutmak ve dolayısıyla mânevi değerlerini, ahlâkını yozlaştırmak kâfidir.”                                                                      (Peyami Safa) 

“Kitap insanı, insan dünyâyı değiştirir.”                                                                                 (Hekimoğlu İsmail/Ömer Okçuoğlu)

“Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu, 2000 yılında yayınladığı bir genelge ile okullarımızdaki eğitim lisanında ve ders kitaplarında bundan böyle 45 kelimenin kullanılmasına “yasak” getirmiştir. Bunların başında da “devlet”, “millet”, “memleket”, “vatan”, “ilim”, “mânâ”, “hayat”, “teşkilât”, “fert”, “nutuk” ve “asır” gelmektedir.”

*   “Dünyâyı nasıl insansız düşünemezsek, insanı da kitapsız düşünemeyiz.”                                               (Suut Kemâl Yetkin)

* “Türkçeye mâlolmuş, milletimiz tarafından anlaşılan ve kullanılan Arapça ve Farsça asıllı kelimeleri atarken, asıl hedefleri, Türk insanının dinî inancı ile olan bağlarını koparmaktı.”                    (Prof. Dr. İsmet Miroğlu-Türkiye Gazetesi, 27.11.1995)

* “Tek parti zihniyetinin Osmanlı muhalefeti, İslâm düşmanlığından ileri gelmektedir. İslâm’a düşman olanlar; imâna da, ezâna da, namâza da, camiye de, elifbaya da düşmandır.”, “Tarihimizde en büyük 3 facia vardır. Biri 1876 Türk-Rus Harbi’dir. Bununla bütün Rumeli’yi kaybettik. Diğeri 1928 Harf İnkılâbı’dır. Üçüncüsü de 1930-1980 arasındaki arı Türkçe faaliyetidir. Birincisiyle Cihan Devleti olma vasfımızı kaybettik. Son ikisiyle de tarihe çıkan köprüler çöktü.”

                                                                                                                                         (Rahim Er-Türkiye Gazetesi; 09.09.2017, s. 3)

* “Şiir; gönlün, aşk denilen muazzam, muazzez, müzeyyen, mükemmel, mümtaz, feyizli, faziletli ve edebli vasıflarıyla göz kamaştıran ve akl-ı selîmle müşterek, esrarlı albeniliğinin şahlanışıdır.”                                                       (M. Hâlistin Kukul)

*  “Dost, kulağa hoş geleni söyleyen değil, doğruyu söyleyendir.”                                               (Prof. Dr. Kurtman Ersanlı)

 

 

   S

aygıdeğer Okuyucularımız!..

Bilindiği üzere; 23 Temmuz günlü köşe yazımızda,  bir nebze bahsederek bir şiirini naklettiğimiz “Edebice Dergisi”nin, bu defa 16-19’uncu sayılarını şöylece bir “masa üzerine yatırıp uydurukça dil anlayışı ve bâzı mânevî değerlerimiz açısından incelemesini” yapmak istiyoruz.

Bunu yaparken de “Dost acı söyler” atasözünü göz önünde bulundurarak, bu çalışmanın evvelâ “Halkın takdiri için değil, Hakk’ın rızâsı için” olduğunu, sonrasında da “reddiye” anlayışı çerçevesinde kalındığını, özellikle belirtmekte fayda görüyoruz…  Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

= = = * = = =

“Agop-Ataç”, “RTÜK-Bostan…”; “yaşam” dedi, “He!”(1) dedin;

“NFK”yı, “Kukul Hoca’m”, “Mısıroğlu”; neyledin?

“Din Düşmanı-Dil Düşmanı”, onlarca var; peyledin!..

Kimi gâfil, kimi hain, şuursuz var; bilesin;

Her yazıya, bu gözle bak, hakkı geçer milletin!..

 

“99”, ismi vardır; “Esmâ”dan ve Hüsnâ”dan;

“Çalap Tengri”, “Oğuz Boyu”, çağ öncesi; atadan;

“Tanrı”(2) demek, “büyük günâh”, gelip-dönün hatâdan!..

Kimi gâfil, kimi hain, şuursuz var; bilesin;

“Tam İlmihâl”(3), nakil yapmış, onca büyük ustadan!..

 

“Tekvîn” Rabbin, sıfatıdır; “var eden O”: “Yaratan”;

“Din-Diyânet”, bilmeyenler, çekilsin hep aradan;

Bu mevzu çok, önemlidir, sanmayasın sıradan!..

Kimi gâfil, kimi hain, şuursuz var; bilesin;

“Muallimlik”, “Peygamberî” bir meslektir; “paradan…”

 

“…Paradan” da, “Borsa-puldan”, çok-çok daha, önemli;

“Ahireti”, “kazanmak” var, hem şerefli, hem namlı;

“Maarif”im, bir asırdır, pek mahzûndur, pek gamlı!..

Kimi gâfil, kimi hain, şuursuz var; bilesin;

“Azrâil”e,. “Zalim”(4) der mi, “Kur’ân”(5) bilen vicdanlı?

 

“Amaç”(6) yazdın, “birey”(7) yazdın, “sözcük”(8) yazdın; bunlar ne?

“İçerik”(9)miş, “bilinç”(10)miş, uyduruklar şahane(!);

“Dize”(11) imiş, “öykü”(12) imiş, “kıza melek”(13), denmesi bir bahane!..

Kimi gâfil, kimi hain, şuursuz var; bilesin;

“Yanıt”(14) diyor, “Agop ağzı”, nice “herze”, kaç nane?..

 

“Nâzım… Nâzım…”(15) diyenlere, ince-ince, şöyle bak;

“Yavuz Bülent”, neler dedi(16), nicesine müstahak;

“Stalin”i, nasıl övdü ve sırnaştı, o Salak!..

Kimi gâfil, kimi hain, şuursuz var; bilesin;

Kimi “Solak”, kimi “Rusçu”, kimi belli, bir ahmak!..

 

KAYIKÇ’Ali, “Dostlar vardır, acı söyler, Hakk için”,

Gördü isen, bildi isen, söylemezsin sen niçin?

Bir “alevdir”, yakar beyni, diyemezsin Sen geçin!..

Kimi gâfil, kimi hain, şuursuz var; bilesin;

“Sevâb” için, yazan varsa, arayıp-bul ve seçin!..

 

DİPNOTLAR:

1- Yaşam: S. 16, s.50, 60; 17-25, 46, 48, 57, 58; 18-64; 19-11, 18

2- Tanrı: S. 16-48; 17-26, 47, 60; 18-73; 19-9, 37, 41, 58

3- Tam İlmihâl (Seâdet-i Ebediyye); Hakikat Kitabevi Yy. İstanbul 21012, s. 431-436

4- Azrail zulmü: S. 19-65

5- Kur’ân-ı Kerîm; Bakara Sûresi âyet 98

6- Amaç: S. 17-64; 18-76, 77

7- Birey: S. 18-76

8- Sözcük: S. 16-8; 18-61

9- İçerik: S. 18-77

10-Bilinç: S. 16-8; 18-53

11-Dize: S. 16-8

12- Öykü: S. 16-3, 55, 57; 17-3, 9, 35; 18-3, 6, 9, 64, 67; 19-3, 7,10, 39, 67, 70

13: Kıza Melek: S. 17-41

14: Yanıt: S. 17-49, 57

15: Nâzım Hikmet: S. 19, s. 48

16: Yavuz Bülent Bâkiler: Hem Okudum Hem de Yazdım/3 (Dil ve Millî Kültür Konulu Köşe Yazısı-Şiirler)-Ali Kayıkçı; Samsun 2015, s. 56-57