“…21 TÜRKİYESİ”, “DOST-DÜŞMAN”IN DİLİNDE!.. « Samsun Haber | Samsun Son Dakika Haberler

SON DAKİKA

“…21 TÜRKİYESİ”, “DOST-DÜŞMAN”IN DİLİNDE!..

ALİ KAYIKÇI DERE BAHÇELİ

“…21 TÜRKİYESİ”, “DOST-DÜŞMAN”IN DİLİNDE!..

                                                                                                                                (“Malûmlar”a “Taşlama”, mısra-mısra haşlama):

S

aygıdeğer Okuyucularımız!..

Bilindiği üzere; herne kadar “muhalif siyasî cephe” ile “kararmış kalbli şirret basın-yayın” görmese de dış dünyâda, yepyeni bir “Türkiye” imajı var ki, o da “dost-düşmanın dilinde” diyoruz ve dahi bu his ve düşüncelerle kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Sizleri başbaşa bırakalım istiyoruz.

Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

= = = (***) = = =

“PKK” bitti-biter, “FETÖ”nüz gitti-gider;

“Zillet İttifakı”nın, yerinde “duman” tüter;

“Türkiye: Şahlanmakta”, “RTE: Örnek Bir Lider!..”

“…21 Türkiyesi”, “Dost-Düşman”ın dilinde;

“Kılıçdar…”ı sorarsan, yetti-yeter pilinde!..

 

“Yandaş-Fondaş” desteği, “Bâtıl”ın son isteği;

“HDP”nin kösteği, “terör göz”de merteği;

“Demirtaş’lar” Sevdası, siyasetin kerteği!..

“…21 Türkiyesi”, “Dost-Düşman”ın dilinde;

“Coni Dümen Kafalar”, “Taliban”ın selinde!..

 

“Irak’ta-Suriye”de, “Filistin”de kayıpta;

“Kudüs”te çokça gördük, “ABD” hep ayıpta;

“Afganya”da, “31,  Ağustos”u sayıp da!..

“…21 Türkiyesi”, “Dost-Düşman”ın dilinde;

Onca “silâh-gereçler”, “Taliban”ın elinde!..

 

“PKK/YPG”yi, “güney”imde süsledi;

“Kandil”de “yuva” kurdu, “Terörist”i üsledi;

“Siyonlar: Umut” verdi, O da bunu istedi!..

“…21 Türkiyesi”, “Dost-Düşman”ın dilinde;

“Yonan” esti-savurdu”, şu “Ege”nin yelinde!..

 

“Sisi-Macron Desteği”, şımardıkça şımarttı;

“Akar” bir “Höst!” deyince “TSK”yı bi tarttı;

“9 Eylül”ü andı, “korkusu” daha arttı!..

“…21 Türkiyesi”, “Dost-Düşman”ın dilinde;

“Bitmiş-Tükenmiş Gelin”, tavrı var son hâlinde!..

 

“AB Güveni” boştur, “Avro Hibesi” hoştur;

Kâh “Adalar-Kıbrıs”ta, “atar-tutar” sarhoştur;

“Paçası” tutuşunca, “Konseyler”e bi koştur!..

“…21 Türkiyesi”, “Dost-Düşman”ın dilinde;

“Konstantipolis” der, “İstanbul hayâlinde!..”

 

“Ayasofya: Rüyâsı”, “Kıbrıs” da son hülyâsı;

“İpek Yolu: Göründü”, korkusu: “Türk Dünyası”;

“Grek Medeniyeti”, “Hırsızlık: Fiyakası!..”

“…21 Türkiyesi”, bu “komşi”nin dilinde;

“İskender: Bizimdir” der, “Asya” çıkar falinde!..

 

KAYIKÇ’Ali yaz-duyur, sanma “Ankara” uyur;

“Coni-Yonan” başbaşa” Atina” diyor: “Buyur!..”

“İHA-SİHA-TİHA”lar, emir bekliyorlar: Vur!..”

“…21 Türkiyesi”, “Dünyâ âlem” dilinde;

Vatandaş kıymetin bil, “RTE” varken elinde!..

 

 

                                               “EMİR VERME”, “KURAL KOYMA” SAL GİTSİN!..

                                                                                                                        (Bir “Bâtıl”ı “Taşlama”, mısra-mısra haşlama):

 

* “Hepiniz, bir sürünün çobanı gibisiniz. Çoban sürüsünü koruduğu gibi, siz de evlerinizde ve emirleriniz altında olanları Cehennemden korumalısınız! Onlara Müslümanlığı öğretmelisiniz! Öğretmez iseniz, mes’ûl olacaksınız.”, “Çok Müslüman evlâdı, babaları yüzünden ‘Veyl’ ismindeki Cehenneme gideceklerdir. Çünkü bunların babaları, yalnız para kazanmak ve keyf sürmek hırsına düşüp ve yalnız dünyâ işleri arkasında koşup, evlâdlarına Müslümanlığı ve Kur’ân-ı Kerîmi öğretmediler. Ben böyle babalardan uzağım. Onlar da, benden uzaktır. Çocuklarına Kur’ân-ı Kerîm öğretenlere veya Kur’ân-ı Kerîm hocasına gönderenlere, öğretilen Kur’ân’ın her harfi için, on kerre Kâbe-i muazzamaya ziyâreti sevâbı verilir ve Kıyâmet Günü, başına devlet tâcı konur. Bütün insanlar görüp imrenir.”, Çocuklarınıza namâz kılmasını öğretiniz. Yedi yaşına gelince, namâzı emrediniz. On yaşına gelince kılmazlar ise, döverek kıldırınız.”, “Bir Müslümanın evlâdı ibâdet edince, kazandığı sevâb kadar, babasına da verilir. Bir kimse, çocuğuna fısk, günâh öğretirse, bu çocuk ne kadar günâh işlerse, babasına da o kadar günâh yazılır.” , “Zevcesinin ve çocuklarının haklarını ifâ etmeyenin namâzları, oruçları kabul olmaz.” (Hz. Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”)

 

S

aygıdeğer Okuyucularımız!..

OMÜ Eğitim Fakültesi”nde eğitim-öğretim gören “Öğretmen Adayı” öğrencilere; 2007-2008 ders yılında yardımcı ders kitabı olarak okutulan “Çocuk ve Edebiyat” adlı, “Prof. Dr. Sedat Sever” imzası ile kaleme alınmış ve “Kök Yayıncılık” tarafından da Eylül 2007’de Ankara’da yayınlanmış, 208 sayfalık esere, şöylece bir göz gezdirirken, uydurukça (Agop-Ataç’ça) “sözcükler” karşısında âdeta midemiz bulanırken, “Kitaplar Çocuklara Nasıl Seslenmelidir?” başlıklı bölümde, oldukça dikkat çekici ifâdelere rastladık. Burada aynen şöyle denilmektedir:

“Çocuk kitaplarında, yazar, kural ya da kurallar koymaktan, yaptırımcı yargılar oluşturmaktan çok, özellikle, çocukların gelişim özelliklerini de göz önünde bulundurarak onlara neden-sonuç ilişkisiyle anlamlandırılabilecekleri yaşam durumları sunmalıdır. Çocuklara, ‘Doğayı sev, çevreyi koru.’, ‘Büyüklerine saygılı ol.’, ‘Derslerine çok çalış.’, ‘Arkadaşlarınla iyi geçin.’, ‘Sağlığını koru.’, ‘Giysilerini kirletme.’, ‘Tutumlu ol.’ gibi, sayılarını çoğaltabileceğimiz emir ve kurallar bileşkesine oturan tümcelerle seslenilmemelidir. Kitaplarda, bu nitelikli yargıların yinelendikçe özelliğini yitireceği ve çocukların neden-sonuç ilişkisiyle düşünmelerinin önünde de engel oluşturabileceği hiç unutulmamalıdır. Çocuk kitaplarında yeğlenen bu yaklaşımın, çocukları okuma eyleminden uzaklaştırabileceği de bilinmelidir.

Çocuk kitaplarında, yazarın çocuğa göre kurguladığı, çocuğa uygun yaşam durumları, çocukların belleğinde yanıtlanması gereken sorular oluşturmalıdır. ‘Niçin doğayı sevmeliyim?’, ‘Ders çalışmazsam neler olabilir’, ‘Sağlığıma ya da temizliğime dikkat etmez, özen göstermezsem ne/neler olabilir?’, ‘Çevremde yaşayan diğer canlılara duyarlı davranmaz, insanlarla sağlıklı ilişkiler durmazsam, ne gibi sorunlarla karşılaşabilirim?’ gibi sorulara, çocuklar yanıt aramaya kendileri koyulmalıdır.” (sy.: 15)

 

S

aygıdeğer Okuyucularımız!..

12 Eylül” ve “28 Şubat” sonrası dayatılan bir takım “millî ve mânevi değerler eğitimi” düşmanlıklarının âdeta devamı mahiyetindeki bu satırları okuyunca, ola ki ileri sayfalarda “müstakil bir bölüm” hâlinde bu yazılanların aksine birşeyler vardır diye aradıysak da maalesef bulamadık.

Diyoruz ve dahi bu his ve düşüncelerle kaleme aldığımız aşağıdaki mısralarımız ile Sizleri başbaşa bırakalım istiyoruz. Kalbî sevgi ve saygılarımızla…

                = = = ( – 1 – ) = = =

“Emir verme”, “kural koyma” sal gitsin;

“Sal çayıra, doğa” vardır kayıra!

Diyene sor: “Hangi dîne aitsin?”;

Şerre: Destek, köstek olma hayıra;

Yeter artık!.. Bu goygolar bi bitsin!..

 

“Din öğretme”, “yol gösterme”, “o bulur”;

Bu “kafayla” giden sanma kurtulur;

“Hayır-şer” var, günü gelir tartılır!..

Yeter artık!.. Bu goygolar bi bitsin;

“Günâh-sevâb”, “o gün” perde yırtılır!..

 

“Din-Ahlâkı, 15’lere” bırakmak;

Ya “sapık”lık, ya kocaman bir “ahmak”;

“Gâye” belli, “lâdinî”ye hoş bakmak!..

Yeter artık!.. Bu goygolar bi bitsin;

“Nâr’a atmak, kibrit vermek” ve çakmak!..

= = = ( – 2 – ) = = =

“İyi” nedir, “kötü” nedir bilmeyen;

“Öğüt” nedir, bir “nasîhat” almayan;

“Bâliğ” olmuş, “bir namâzcık” kılmayan!..

Böyle evlât, “dîn-i İslâm” ne etsin?

Lâdinî der: “Nere isterse gitsin!..”

 

“4-6 yaş” duysa acep ne derdi?

“Mao kafa”, sanma murada erdi;

“Dikta Lenin”, şükür gördük geberdi!..

Böyle aklı, “dîn-i İslâm” ne etsin?

Lâdinî der: “Nere isterse gitsin!..”

 

KAYIKÇ’Ali, “Salyangoz”u satarlar;

“Lâdînî”yi, “derde devâ” katarlar;

“Bâtıl” var ya, “hayra karşı” tutarlar!..

Böyle aklı, “dîn-i İslâm” ne etsin?

“Eğitimden” bu kafayı sil gitsin!..