“AHZÂB-NÛR”U GÖRMEYEN, “TESETTÜR: FÜRÛÂT” DER!.. « Samsun Haber | Samsun Son Dakika Haberler
SON DAKİKA

“AHZÂB-NÛR”U GÖRMEYEN, “TESETTÜR: FÜRÛÂT” DER!..

Bu haber 09 Ekim 2019 - 9:02 'de eklendi ve 10 views kez görüntülendi.
“AHZÂB-NÛR”U GÖRMEYEN, “TESETTÜR: FÜRÛÂT” DER!..
* “Kadınların başlarlını örtmesi, îmân meselesi ölçüsünde önem arz etmez. Temel meseleler varken fürûât (teferruât)la
uğraşılmaz.” (F. Gülen: Vaazlarından)

Saygıdeğer Okuyucularımız!..

“Emekli Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi ve Diyanet İşleri Başkanlığı eski Din
İşleri Yüksek Kurulu Raportörü” olan ve hâlen “Türkiye Gazetesi Bizim Sayfa”da yazarlığını sürdüren
“Prof. Dr. Ramazan Ayvallı” Hocamız, 01 Ekim 2019 günlü makâlesinde; yukarıdaki başlıkta yer
alan“Tesettür ve Fürûât” mevzularını ele almış ve şunları söylemişlerdir:
(Mukaddes dînimiz İslâmiyet’teki itikâd bilgilerine “Usûl”; ahkâm-ı İslâmiyye, yani fıkıh bilgilerine de “Fürû”
denilir.
Açıkça bilinen farzlara ve harâmlara inanmak, meselâ içki, kumar ve domuz eti gibi şeylerin harâm olduğuna;
beş vakit namâz, oruç, zekât gibi ibâdetlerin ve tesettürün farz olduğuna inanmak usûldendir, fürûât değildir.
(…)
Şimdi gelelim “tesettür, teferruât mıdır” konusuna: Tesettür, dînin temel hükümlerindendir; hem Allahü
teâlâ, Kur’ân-ı Kerîmde âyet-i kerîmelerle emretmiş, hem de Peygamber Efendimiz hadîs-i şerîfleriyle onları
açıklamıştır.
Tesettür için, “fürûâttır veya teferruâttır” yani “dînin temel hükümlerinden değildir” diyerek bunun
farziyyetini, farz oluşunu inkâr eden, tesettürün farz olduğunu kabul etmeyen kişinin, İslâmiyet’le,
Müslümânlıkla alâkası kalmaz, dînden çıkar, kâfir olur.
Bir kimse, örtülmesi emredilen yerleri açıyorsa, hiç olmazsa, oraları örtmenin farz olduğunu kabul etmelidir
ki, dinden-îmândan çıkmasın.
“Teferruât” diyerek saçları açmak harâmdır; hele kapanmaya önem vermeyenin îmânı gider. Bir kadın açık
gezse kâfir olmaz. Fakat kapanmanın lüzumsuz olduğunu söylerse, kâfir olur. Günâh ile küfür farklı şeylerdir;
bunları birbirinden iyi ayırmak lâzımdır.
Tesettürün, İslâm dîninin bir emri olduğunu, yani Allahü teâlânın bunu emrettiğini, Peygamber Efendimizin
de doğru bir şekilde bize bildirdiğini inkâr eden bir erkek “mürted”, kadın da, “mürtedde” olur, yani dînden
çıkar, İslâmiyet’le alâkası kalmaz.
Ama tesettürün farz olduğuna inandığı hâlde, tembellikle, gevşeklikle, çevreden utanması gibi bâzı
sebeplerle tesettüre riâyet etmeyen, örtünmeyen dînden çıkmaz, günâhkâr bir Müslümân olur…
Dînimizin emirleri tedrîcî olarak gelmiştir. Meselâ Mirâc’dan önce, yalnız sabah ve ikindi namâzları vardı. Beş
vakit namâz, Milâdî 621 yılında ve hicretten bir yıl önce İsrâ ve Mirâc gecesinde farz oldu. Bilindiği gibi Hicret,
622’de oldu. Bâzı ibâdetler, hicretten sonra emredildi. Meselâ Ramazân orucu, 624’te farz oldu. Zekât da aynı
yıl Ramazân ayında farz kılındı. Hac ise, 631’de farz oldu… 625 ve 627 yıllarında da, kadınlara örtünme
emirleri gelmiştir.
Allahü teâlâ, Kur’ân-ı Kerîmde, Nûr sûresinin 31 ve Ahzâb sûresinin de 59’uncu âyet-i kerîmelerinde tesettürü
emir buyurmuştur…)
Saygıdeğer Okuyucularımız!..
Muhterem Hocamızın bu sözleri, hâliyle hepimize “FETÖ”nün Kurucu Başkanı Fetullah Efendi’yi
hâtırlattı. Ardından da bize, aşağıdaki mısraları yazdırdı.
Diyoruz ve bu his ve düşüncelerle kaleme aldığımız bu şiirimizle Sizleri başbaşa bırakıyoruz. Kalbî sevgi
ve saygılarımızla…
= = = * = = =
“14 asır farz” iken, “usûl”ken “fürû” oldu;
Bir “Efendi” türedi, “itikâda” saldırdı;
“Hicretten göre” döndü, “hicâbsız zaman” boldu!
“Vatikan-Coni” bağı, “îmânını” aldırdı;
Düştü “Pensi…” yoluna, “Nâr-ı Cehîm”i buldu!..
“14 asır farz” iken, “teferruat” sayıldı;
“Sosyetik Nisâcılar”, bu teşhise bayıldı;
“Zaman Medya” eliyle, dört bir yana yayıldı!
“Vatikan-Coni” bağı, “îmânını” aldırdı;
“Said Nursî” uyardı(*), “…13-16” yıldı!..
“15 Temmuz Tokadı”, “on bin takla” attırdı;
“Fuat Uğur” çok yazdı(**), sanma “küçük patırdı”;
Bu öyle bir “dayak” ki, “zakkumları” tattırdı!..
“Vatikan-Coni” bağı, “îmânını” aldırdı;

“Byloock”ları çözüldü, “FETÖ” hepten fıttırdı!..

Bütün bunlar “Fürûât”, “Hâviyye” yol gözlüyor;
“Gel Münâfık!.. Gel Mürted!..” deyip Sizi özlüyor;
“Ahzâb-Nûr”u görmeyen, Sapıklara közlüyor!
“Vatikan-Coni” bağı, “îmânını” aldırdı;
Kim var kol-kanat geren, günbegün tökezliyor!..
“Ramazan Hoca” yazdı, “Dînî Düğümü” çözdü;
“Farzı kabul etmeyen: Nâr-ı Cehîm’de közdü;
“FETÖ’cüler” okudu, “İhlâs Holding”e kızdı!
“Vatikan-Coni” bağı, “îmânını” aldırdı;
“Siyon Ağı”na düştü, Tel-Aviv için kozdu!..
KAYIKÇ’Ali yaz-söyle; “Ayvallı, Ehl-i Sünnet”;
“Rabbânî’nin Yolunda”, yıllarca yapan hizmet;
“Mektubât” bir “zincirdir”, “Silsile-i alâmet!”
“Îmânda Şüpheleri”, “mektup-mektup” kaldırdı;
“FETÖ Bozuntuları”, “itikâda” saldırdı!.